Emel Seçen
[email protected]
Blue Beetle
Tesadüflere fırsat vermeden olduğu gibi bilinç ve çalışarak yapılmış bir film, Blue Beetle, bu hafta izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor. Hemen bu nasıl oluyor, dediğinizi duyar gibiyim. Peki, sırası ile gidelim.
Kadının şiir olmuş hali, CARMEN
CARMEN, yüzyıllar sonra yönetmen Benjamin Millepied’in farklı yorumu ile yine karşımızda. İlk olarak, 1875 yılında Paris’te sahnelenmiş olan Carmen, Fransız besteci Georges Bizet’in dört perdeden oluşan opera eseri.
Öyle bir geçer zaman ki
Hayat sallar gönül salıncağında. Ne desen aynı ile bâki. Senden başka yok kimse içimde,Bazen çöpçüler aşkı süpürür. Ürgüp’ün dumanı tütmeyince, Cemal’, öldürmeye karar verirler. Taze Dayımı kaybetmiş, Annem ile eskilerden konuşuyoruz.
Düğün ve cenaze
“Tarlaya ektim soğan, Yemedi, bitti doğan, Hep mi güzel oluyor, senin Annenden doğan. Oy niye, yar niye niye? Ölürüm yar diye diye. ” İnsanları bir araya getiren en büyük kalabalıklar; düğünler ve cenazelerdir. Birincisi sevilen; beklenilen, istenilen. İkincisi, hep kaçılan.
Zulümkar insanlık
Seksenlerin tam ortasında, The Fly-Sinek, filmini izlemeyenler, buralara nasıl geldiğimizi, pek de anlayamayabilir. Neticede her şeyin bir temeli, alt yapısı var.