İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,0751 %0.04
53,0172 %0.22
6.656,24 % 0,00
76.507,93 %-0.505

Sosyalist Enternasyonal, Sosyal Demokrasi ve SPD

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Sosyalist Enternasyonal, Sosyal Demokrasi ve SPD

(Ya da uluslararası dayanışma mı yoksa taktik mi?)

Avrupa`nın veya Sosyalist Enternasyonal`in daha doğrusu Almanya`nın halini anlamak için demografiden başlamalı, ekonomi ve politikayla devam etmeliyiz.

***

Avrupa`da bila isna tüm Avrupa ülkelerinde demografik durum çok kötü. Sadece Fransa`daki durum `comsi comsa`, iç güveysiden hallice... Diğer bütün ülkelerin nüfus sorunları var. Bunu bazen göçmenler, bazen sığınmacılar ve bazen de mülteciler yoluyla çözmeye çalışıyorlar... Ama, olmuyor bir türlü. Çünkü ortada gerçekci bir konsept yok.

***

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde sosyal demokrasinin sonuna, sosyal demokrat partilerin çöküşüne mi şahit olacağız dersiniz? Sosyal devlet milim milim yok ediliyor... Kendini kurtaran kaptan.

Avrupa`da daha doğrusu Avrupa ülkelerinde ne politik durum ve ne de sanayi durumu içaçıcı.

Kitle partileri çöküyor. Sosyal demokrat partiler finali oynuyor... Komünist ve sosyalist partiler sahneden siliniyor. Sözümona çevreci partilerin maskeleri düşüyor, gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. Liberal partiler, rolleri bittiği için sahne dışı ediliyorlar. Orta sağ partiler idare ediyorlar. Irkçı, yabancı düşmanı partiler yükselişte. Oyları hızla yükseliyor... Sistem onları da entegre eder, kullanır ve vakti zamanı gelince kenara koyar... Bu işler formatlamaya, toplumsal mühendisliğine ve ihtiyaçlara bağlı…

***

Sosyalist Enternasyonal`in tavrına gelince, ``Ne şiş yansın ne kebap!..`` modunda. Sosyaldemokrat yoldaşlar kulak üstüne yatıyorlar galiba.

İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro SCHANHEZ`in tavrını alkışlamak ve de ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

ABD&İsrail - İran savaşında Alman Şansölye Friedrich MERZ`in utangaçta olsa itiraz ettiğini belirtmeden geçmeyelim. İngiltere başbakanı da bir şeyler mırıldanır gibi oldu.

Görünen o ki, bu savaş turnusol kağıdı görevi yerine getiriyor. Kim kimdir, kimden yanadır; ne nedir ortaya çıkıyor.

Hristiyanların/Katoliklerin ruhani lideri Papa 14ncü LEO barıştan yana olduğunu dile getirerek bombayı patlattı. ABD Başkanı Papa`yı tiye aldı, ama olmadı. Papa tekrar demeç vererek TRUMP`ı ters köşeye yatırdı.

İtalya Başbakanı Giorgia MELONİ Papa`ya sahip çıktı. Eee ne de olsa her ikisi de çizmede yaşıyorlar, toprakdaşlar... Aynı topraklarda yaşıyorlar.

***

Türkiye`deki tek adam rejiminin, hükümetin CHP`ne çullanmasına bakıyorum ve Avrupa`daki demokratik ülkelerin özellikle de sosyaldemokrat partilerin Türkiye`deki antidemokratik gelişmeler karşısındaki tavırlarını izliyorum ve şaşırıp kalıyorum.

Ne demokratik ülkelerden dişe dokunur bir itiraz ne sosyaldemokrat partilerden doğru dürüst dayanışma ve ne de Sosyalist Enternasyonal`dan yüksek sesle bir protesto.

Kaptan`dan (Atilla İLHAN`dan) ödünç alarak soralım: Hangi Batı? Bu güne kadar hep Batı`ya yüzümüzü döndük... Hep Avrupa`dan  destek, dayanışma bekledik... Hep Batı`yı örnek aldık... Aldık da ne oldu? Her şey ortada.

Sonuçta ``Güneş Doğu`dan doğuyor..`` Kaptan.

+++

Avrupayı, Almanya`yı konuştukta, hemen soralım: Bütün bunları  bir kenara bırakalım ve soralım yeri gelmişken: Ne olacak bu Türkiye`nin hali?

+++

Bütün bu gelişmeler karşısında hem Batı`da ve hem de Doğu`da emekçiler tavır koymazsa sonuç günümüzdeki gibi olur.

Emek ve emekçi derken neyi kastediyorum izah edeyim. Emek, emekçi, işçi, çiftçi derken sadece işçileri ve çiftçileri kastetmiyorum. İşçi köylü kuyrukçuluğu yapmıyorum 1970`li, 1980`li ve 1990`lı yıllarda olduğu gibi. Sadece işçileri ve çiftçileri emekçi olarak göremeyiz. Bu çok vulger bir sınıflandırma olur. Emeğini, zamanını, bilgi ve birikimini satarak yaşamını sürdüren herkes emekçidir. Bağımlı olarak çalışan herkes emekçidir: İşçiler, çifçiler, ücretliler, aylıklılar, doktorlar, sağlık çalışanları, öğretmenler-eğitim emekçileri, hizmet sektöründe çalışanlar, bilişimciler, bir başkasının yanında veya kurumda çalışan avukatlar, büro çalışanları vd.

1 MAYIS İŞÇİ VE EMEK BAYRAMI kutlu olsun!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız