İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,9310 %0.01
52,6696 %0.16
6.835,31 % -0,15
77.774,01 %-0.828

Riskometre

YAYINLAMA:
Riskometre

Önce Siverek’ten, ardından Maraş’tan okul baskınları haberleri geldi.

14 Nisan Salı günü Siverek’te liseye silahla giren bir kişinin açtığı ateş sonucu en az 16 kişi yaralandı, saldırgan öldü. Saldırıyla ilgili olarak 20 şüphelinin gözaltına alındığını açıklandı.

Erdoğan "İhmali ve kusuru olanlardan hesabı sorulacak" dedi.

Bu açıklama içimizi rahatlattı.

Maraş’ta bilanço daha ağırdı.

15 Nisan 2026 çarşamba günü okulun 14 yaşındaki öğrencisi İsa Aras Mersinli, yanında getirdiği 5 tane 9 mm tabanca ve 7 tane şarjör ile sekizi öğrenci biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı.

İçişleri Bakanı Çiftçi, Kahramanmaraş'ta okuldaki silahlı saldırıya ilişkin açıklamada bulundu. ”Olayın haberini almamızla beraber Sayın Milli Eğitim Bakanı'mızla, Sağlık Bakanı'mızla, Adalet Bakanı'mızla hemen olay yerine intikal ettik. Aile Bakanı'mız da yolda şu anda, o da gelecek. Sayın milletvekillerimiz burada.” dedi. Olay gerçekleştikten sonra bu kadar bakan ve milletvekili olay yerinde ne gibi bir fayda sağlayacak, onu demedi. Ama “Sayın Cumhurbaşkanı'mızı da sürecin, olayın başından itibaren anbean bilgilendirdik.” diye ekledi.

Bu bilgi de içimizi rahatlattı.

***

Olaydan sonra İçişleri Bakanı ve Milli Eğitim Bakanının birlikte gerçekleştirdiği toplantıda, her iki bakanlığın koordineli çalışması planlandığı açıklandı. Toplantıya neden; olay yerini incelemeye giden Sağlık Bakanı, Adalet Bakanı ve Aile Bakanı da katılmamış, açıklanmadı. Belki de kendilerini ilgilendiren bir boyut olmadığı sonucuna varmışlardır. Bilemiyorum.

***

İki bakanlığın baş başa verip geliştirdikleri çözümlerden biri “risk analizi”ydi. Okuldaki yaklaşımı şüpheli öğrenciye “risk analizi” uygulanacaktı. “Risk analizi” ifadesi profesyonel görünüyor; ikna edici bir tınısı var.

Bu tür analizlerde devletin deneyimi var. “FETÖ metre”, böyle bir uygulamaydı. Anadolu Ajansı’nın haberinde “FETÖ ile mücadele kapsamında "FETÖ metre" uygulaması ile kripto örgüt mensupları ve onları yönlendiren "mahrem imamlar" deşifre ediliyor.” deniyordu.

Bu deneyimden yararlanıp, bir “Riskometre” uygulaması geliştirilebilir. Böylece kripto veya potansiyel riskler deşifre edilebilir… diye düşünüyorum.

FETÖ metre için önce 29 ana kriter belirlenmiş. Sonra uygulama geliştirilerek ana kriter 70'e, alt kriter sayısı ise 249'a çıkarılmış.

Riskometrenin kriterleri ne olur bilemiyorum. “Salata yaparken annesine yardım ediyor mu?” sorusu mutlaka kriterler arasında yer almalı. Bu, kişinin bıçak kullanmaya yatkın olduğunu gösterir. Okula ekmek bıçağıyla gelip etrafına zarar verebileceği riskini taşır.

Çocukların silaha ulaşmalarının zorlaştırılması gerektiği konuşuluyor. Bu durumda, mutfak bıçaklarının da kilitli bir çekmecede durması gerekmez mi?

2013 yılında Boston’daki 3 kişinin hayatını kaybettiği 176 kişinin yaralandığı saldırıda kullanılan bombaların, 2010 yılında New York'taki saldırıda kullanılan bombanın düdüklü tencere içerisine konulduğunu belirlenmişti.

O halde düdüklü tencereye de kolay ulaşılmamalı.

***

Riskometreye ne kadar güvenilir, emin olamıyorum. Maraş’taki katliamın failinin babası Emniyet mensubu, Annesi devlet okulunda atanmış öğretmen. Böyle bir profile hangi riskometre, hangi kriterle sinyal verebilir?

Bu sadece okul saldırılarıyla sınırlı bir mesele de değil. Gülistan Doku dosyasında zanlı Mustafa Türkay Sonel, dönemin Tunceli Valisi babası Tuncay Sonel ile birlikte tutuklu. Olaydan önce analiz yapsaydı, babası vali olan Mustafa Türkay Sonel, riskometreye takılabilir miydi?

Siverek’teki saldırgan "örgün eğitim dışına çıkarılma" cezası almış, okuldan uzaklaştırılmış, açık lisede okuyan okulun eski öğrencisi. Ayrıca okul müdürü hem savcılığa hem milli eğitime, eski öğrenci tarafından saldırı olabileceğine ilişkin bildirimde bulunmuş.

Riskometre, bu öğrenci için hiç tereddüt etmezi öterdi. Ama bu olayda, riskometreye niye ihtiyaç olsun ki?

***

Kabine toplantısı sonrası açıklamalar yapan Erdoğan: "Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar evin bir odasında sohbet ederken diğer odadaki çocuklarımızın dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz.” dedi.

Aslında eski dünya da o kadar farklı değildi. Anneler babalar evin bir odasında sohbet ederken biz bazen diğer bir odada, bazen aynı odada çizgi roman okurduk. Belki bizim dünyamız digital değil analogdu ama sinema filmlerinden, çizgi romanlara kadar bizi de kuşatan bir şiddet sarmalı vardı.

Kinowa isimli çizgi romanda, kahramanımız yüzüne bir maske takar kızılderili öldürüp, kafa derilerini yüzerdi. Takip ettiğimiz bir çizgi romandı.

Hollywood film endüstrisinin şekillendirdiği kuşaklar için şiddet, bugünkü digital dünyadan daha az değildi. Amerika vahşi batısının haydutları, bizim de kahramanlarımızdı.

Bizim şiddet üretmiyor olmamız, çizgi romanların evde kilit altında tutuluyor olmasında, veya sinema önlerinde risk analizinden geçtikten sonra bilet alabiliyor olmamız değildi.

Aradaki farkı Maraş’taki olayının failinin mesajlarında görebiliyoruz. Basına yansıyan mesajlarında 14 yaşındaki çocuk:"Hayatım boyunca hep yalnızdım", "O gün geldiğinde yalnız olmayacağım.", "İnsanları beni tanıyacak ve bu fikri seviyorum." diyordu.

Yalnızlık, bizim analog dünyamızda da şiddet üretebilirdi. Vahşi batının efsane olmuş yasadışı kahramanlarının benzer öyküleri vardı.

14 yaşındaki çocuğun yarattığı şiddet, onun tercihi değil, çözümsüzlüğüdür.

O yüzden, olayı sosyolojik ya da psikolojik açıklamalara indirgemekten ziyade politik olarak görenler, yanılmış olmazlar.

Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada “Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?” dedi.

Eğer bir çocuk, 'hayatı boyunca yalnız olduğunu' ve ancak öldürerek 'tanınacağını' söylüyorsa; bu teşhis artık psikolojinin değil, o yalnızlığı üreten düzenin, yani politikanın konusudur.

Belki böyle haklı bir gerekçe olabilir.

***

“Riskometre”nin, uygulamada suistimal edilebileceğini de göz ardı etmemek gerek. FETÖ metrede bunu yaşamıştık. Basına ve meclis kayıtlarına, “Fetö Borsası” diye adlandırılan çok sayıda vaka yansımıştı.

2018 yılında Adalet Komisyonu üyesi Gaziantep Milletvekili Av.Mehmet Gökdağ’ın, Adalet bakanının yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde: “(…) Bir çok yerde iş adamlarının “itirafçı” denilerek tahliye edildiği FETÖ borsası kurulduğu ve bu borsada milyon dolarların döndüğü (…)” ifadeleri yer almaktadır.

Riskometre de kendi içinde benzer riskler barındırıyor. Bir takım kişiler, bu sistem üzerinden rant devşirmek isteyebilir. Bir çeşit “Risk Borsası” oluşturabilirler.

Tespit ettikleri varlıklı ailelerin çocuklarının risk puanı yükseltip; “Bu risk puanı çocuğunuzun tüm hayatı boyunca peşini bırakmayacak, devlette görev alamayacak, kariyerinde ilerleyemeyecek, hayatı kararacak.” diye endişeye sevk edip, düşürmenin bir bedeli olduğu hatırlatılabilir.

Dikkatli olmak gerekir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız