İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,1968 %0.15
50,6882 %-0.5
7.238,49 % 0,45
71.803,00 %2.901
Muhalif. GÜNDEM Prof. Dr. Ayşe Buğra ilk kez konuştu: "Çok sarsıldım..."

Prof. Dr. Ayşe Buğra ilk kez konuştu: "Çok sarsıldım..."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "provokatör" suçlamasından sonra ilk kez konuşan Prof. Dr. Ayşe Buğra, ''Çok sarsıldım" dedi. Osman Kavala'nın eşi olduğu için ağır eleştiriye uğradığını düşünen Buğra, gazeteci İsmail Saymaz'a konuştu.

Okunma Süresi: 2 dk

İsmail Saymaz'ın soruları ve Buğra'nın cevapları şöyle:

■ Cumhurbaşkanı'nın sizi itham eden sözlerini işitince ne hissettiniz?

Tabii çok şaşırıyorsunuz. Bu olacak şey değil. Çok sarsıldım. Çok sarsıldım ama artık hiçbir şey için olmaz diyemiyoruz. Her şey oluyor.

■ Erdoğan sizi eylemleri provoke etmekle suçladı.

Ben 2017 yılında emekli oldum Boğaziçi'nden. 2000'lerin başından beri iktisat dersi vermiyorum küçük sınıflara. Master ve doktora öğrencilerine veriyorum. Sosyal medyayla ilişkim yoktur. Twitter da Facebook da kullanmam. Bir ders veriyorum. Onu da internetten veriyorum. Okula gitmiyorum. Direnişler sırasında bir iki kere gittim. Birine katıldım ama yani nasıl bir provokasyon yapıp da insanları…

Provokasyon lafı o kadar kötü ki öğrenciye saygısızlık. Bizim öğrencilerimiz görüldü değil mi? Nasıl insanlar oldukları, nasıl kendilerini ifade edebildikleri… Hocalarının yönlendirmesi ile ortalığa dökülecek insanlar olmadığı herhalde görülüyor. Ne diyeyim?

■ Akademisyenler ve öğrenciler ne istiyor?

Üniversiteyi korumaya çalışıyorlar. Çok kolay girilen bir yer değil Boğaziçi. Bunlar hakikaten çok çalışkan, ne yaptığını bilen insanlar. Aileler yıllarca uğraşıyor çocukları hazırlamak için. Ve çok memnunlar orada olmaktan. Çok sahipleniyor. Çok seviyorlar. Çok iftihar ediyorlar okullarıyla. Dışarıdan etkilerle bozulmasını istemiyorlar. Bir koruma içgüdüsü bu.

■ Yetkililer öğrencilerin vandallık yaptığını savunuyor.

Hangi vandallık? Hepsinin talebi ortak: Bu üniversiteyi rahat bırakın.

■ İki fakülte açıldı.

Biz haberlerden duyuyoruz. Bizim üniversitede böyle olmaz bu işler. Kurumlar vardır. Kurumlar üniversite mensuplarıyla iletişim içinde hareket eder. Dışarıdan “Hukuk ve iletişim fakültesi açıldı” diye haber gelmesi çok tuhaf.

■ Eşinizin davaları birleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?

Duruşmada avukatlar çok güzel anlattı. Tarihi bir savunma… Ama en ufak etki yapmıyor. (Kararı) Çok hızlı okudu heyet başkanı. Herhalde rahat değildi. O kadar hızlı okudu ki, celseye ara veriyor, toplanacağız diye bekliyordum. Çok üzücü bir manzaraydı. Tanıklar dinleniyor, savunmalar yapılıyor ama sonunda yine bu oluyor. Benim girdiğim kaçıncı dava, kaçıncı duruşma… Hep böyle.

■ Ümitvar mıydınız?

Hayır, çok gayret ediyorum ümitlenmemeye. Ne ümit, ne ümitsizlik. Öyle gidiyorum işte.

■ Ümitsiz misiniz?

Tabii yani. Bu ümitlenecek bir durum değil. Bir gün değişecek herhalde bu. Ne kadar sürdürülebilir, bilmiyorum. Herhalde bir noktada tahliye verecek birisi. Uzuyor, uzatılıyor. Gördüğüm o.  Bizim için bir işkenceye döndü. Genç insanlar değiliz. Bir yaştan sonra 3.5 sene, insan hayatından alınan çok büyük bir zaman. Katlanılır olmaktan çıktı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız