"CHP'yi salın!.." ve NATO zirvesinin gölgesinde bırakılmak istenen savunma
Komedyen Deniz Göktaş, hakkında soruşturma açılınca yurtdışında olduğu halde çıktı, ülkesine geldi. Tutuklama için bir neden yoktu, çünkü ne kaçma kuşkusu vardı ne de delilleri karartması söz konusu olabilirdi. Kaçacak olsa neden dönsündü ülkeye? Gösterinin videosu da kayıt altındaydı. Şu eleştiri Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'dan iktidara:
BAKARA-MAKARACIYA TALTİF, KOMEDYEN GÖKTAŞ’A TUTUKLAMA!
“'Her cuma bir ayet sallıyorum, Bakara makara' diye doğrudan ayetlerle hem de siyaset yaptığını anlatmak için alay ettiği iddia edilenlerin büyükelçi yapıldığı bir ülkede kimse bana Deniz’in dini değerleri aşağıladığı için tutuklandığını söylemesin."
KOMEDYENDEN YARARLANAYIM DERKEN KOMİK DURUMA DÜŞMEK!..
butlancı başı, meşruiyet sıkıntısı çekiyor, bu sıkıntıyı giderme adına bazı atraksiyonlara girişiyor ama gelin görün ki ters tepiyor! Adı pis kokulu soruşturmalarda geçen mutlak butlancı başının iletişim koordinatörü yaptığı güya düzeltici açıklama ile çarşıyı iyice karıştırdı!
Mutlak butlancı başının meşruiyet arayışı içinde Deniz Göktaş’ın adliyeye getirildiği gün oraların ağası, beyi gibi rahatça girip diyalog kurmak istemesine ilişkin komedyen Göktaş bulanan ortamı şöyle berraklaştırdı:
“Sabah, Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
Hakikaten şaşkın ördek gibi de kıçın kıçın yüzüyor bu mutlak butlancı tayfa! Prim devşirmek için adliyeye gidiyorlar, herkes yuh çekiyor!.. Deniz Göktaş ile görüşüyorlar, komedyen "Partiyi salın" diyor... Sonra da bu gelişme haber olunca yalanlıyorlar ama Deniz Göktaş'ın avukatları doğruluyor. Tam bir psikiyatri alanı tablosu. Vah ki, vah... Yüce Tanrı kimseyi bu durumlara düşürmesin. Bu bahsi şöyle noktalayayım; Halk TV'den Kürşad Oğuz mu demişti; “Kılıçdaroğlu’nun Deniz Göktaş’a destek süsüyle Çağlayan’a gitmesi, Deniz Göktaş’ın 1 saatlik gösterisinden daha komik...”
TRİATLON!
Yargıda bunu da gördük! İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu geride kalan pazartesi günü aynı günde üç ayrı davada savunma yapmak durumunda bırakıldı! Diploma İBB Davası ve Casusluk Davası! Bu rezalet Türk yargı tarihine geçti maalesef. Casusluk Davasında mahkeme duruşmayı tutuklulukların devamı ile eylül ayı sonuna doğru atarken kilit noktadaki Gün'ün anlattıklarına kulağını tıkamıştı zahar! İmamoğlu'na da, Özkan'a da, Yanardağ'a da 'casusluk' yaftası yapışmaz! Bu arada, bizim Şişli Siyasal'dan (Merdan da bizden) 40 civarında arkadaşımız da Bülent Vural'ın özverili katkısıyla sözde 'casusluk' davasını izledi. Arkadaşlarımızı bu dayanışmadan dolayı kutluyorum. Ki, o dayanışmanın Merdan ile birlikte aynı zamanda İmamoğlu ve Özkan’a da gösterildiğini biliyorum. Sadık okurlarım hatırlar; geçtiğimiz haftalarda Şişli Siyasal ile ilgili iki yazı kaleme almıştım. İşte Silivri’deki dayanışmanın aktörleri o Şişli Siyasallılar.
NATO'YA DENK GETİRİLEN SAVUNMA!
İmamoğlu'nun savunmasına sıra gelmişti İBB Davasında ama o da ne? 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleşen NATO toplantısına denk getirilen bir savunma süresi... Hem onca suçlama ve 4 bin sayfaya yakın iddianame için çok yetersiz bir süre, hem de kamuoyundan kaçırılmak için Trump’ın da katıldığı NATO toplantısının gölgesinde bırakılma kurnazlığı!.. Bunu yemedi tabii Ekrem Başkan. Gereken kaydı düştü. Olup bitenler fiilen savunma hakkının kısıtlanması anlamına geliyor. Bu kadar da olmaz ama emir demiri kesiyor demek ki! Bu arada Ekrem Başkan'a 8 Temmuz'da mahkemede sarf ettiği sözler yüzünden bir soruşturma daha! Bu satırları davaya dönüşür ve kimbilir kaçıncı dava konusu olur! Artık sayamıyoruz! Ancak şu var; Ekrem İmamoğlu ergeç savunmasını yapacak, bu savunma ülkede ana gündem olacak, mutlaka kitap haline de gelir, gelmelidir ve ülkece bu savunmanın aslında bir yargılama olduğunu, olacağını hep birlikte göreceğiz.
Bu arada, muhalif medyaya ambargo var NATO toplantısında. Çünkü konuk cumhurbaşkanı ve başbakanlara soru gelmesinden korkuldu İmamoğlu ile ilgili olarak. Mızrak çuvala sığmıyor, AB nezdinde duruşma takip edildi.
NATO 3.0'IN ANLAMI
22 yıl aradan sonra Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleşen NATO toplantısını ayrıca değerlendirmek için bir yazı kaleme alacağım ancak şimdilik şu kadarını not etmeliyim. Trump’ın yapacağı belirtilen, taslak programında yer alan Anıtkabir ziyareti pas geçildi! Fakat ABD'nin milli günü olan 4 Temmuz'da Boğaziçi'nde F. S. Mehmet Köprüsü, Amerikan bayrağı renklerine boyandı! Trump, NATO toplantısına Erdoğan için geldiğini ima ederken aslında hem diğer NATO üyelerine ayar vermek istedi, hem de Erdoğan'a artık hizasından hiç çıkmamasını ihtar etmiş oldu. "Aptal olma" mektubu işe yaramış anlaşılıyor ki bir yerde; Trump’ın Erdoğan'ı ikide bir her fırsatta övmesi "akıllı bir zemine sıçramaya ", hizaya girmeye işaret olsa gerek. Trump, Ankara'da Netanyahu'yu da, Erdoğan'ı da sevdiğini söylerken aslında aynı hizada olan ikisini de zıtlaşma yerine işbirliğine davet etti. Beklentisi bu yönde, çünkü Amerika'nın bölge çıkarları bunu gerektiriyor.
Evet, "NATO 3.0" , yeni bir konseptte, dünyayı kucaklayan bir perspektifte buluşmak üzere toplandı Ankara'da. Türkiye, ABD'nin küresel hedefleri için harekete geçmeye zorladığı NATO'nun ikinci büyük ordusu olarak nasıl bir pozisyon alacak? Neler talep etti, talepleri için Trump’ın verdiği sözler yerine getirilecek mi? NATO 3.0 ve Ankara-Vaşington ilişkisinin durumunu, seyrini bir dahaki yazıda ele alacağım.
Bu yazıyı şöyle bitireyim: NATO zirvesinin en ironik boyutu, kuşkusuz NATO'nun lokomotif ve dominant unsuru ABD'nin zirve sırasında İran'ı vurmaya devam etmesi, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin de bu saldırıları destekleyen bir açıklama yapmasıydı. Bu da NATO 3.0'ın rotasını ortaya koyan somut bir eylem oldu. Peki, Ankara bu konuda ne diyor? Ses çıkarmayarak Rutte'yi mi onaylıyor? Ya da şöyle sorayım soruyu: NATO oydaşma ile karar almıyor mu? Rutte'nin kritik konulardaki açıklamaları NATO üyelerinin onayından geçiyor mu?