İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7213 %0.07
52,6636 %0.14
6.858,17 % 0,65
74.408,39 %4.785

Magyar ya da Macar: Budapeşte kriterleri çöktü, Kopenhag kriterleri kazandı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Magyar ya da Macar: Budapeşte kriterleri çöktü, Kopenhag kriterleri kazandı

Macaristan’da bitmez denilen Orban dönemi bitti. Trump destekliyor, Putin desteğini esirgemiyor, sandıktan çıkamasa bile sandığı devirir, iktidarını teslim etmez diye düşünenler yanıldı. Macaristan’ın yeni başbakanı Peter Macar 199 sandalyelik parlamentonun 138 sandalyesini alarak Orban’a ağır bir yenilgi tattırdı. Hakkını yemeyelim, seçim sonuçlarının nereye gideceği üç aşağı beş yukarı belli olunca, Orban en azından rakibini kutlamayı başardı. Bundan sonra Orban’ın siyasi kariyeri devam eder mi? 138 sandalyenin anlamı meclisin 3’te 2 çoğunluğu; yani anayasa değiştirme imkanını Macar’a vermesi nedeniyle zor gözüküyor.

Peki Macar Orban’dan ne kadar farklı? Macar’ın siyasi geçmişine bakarak aslında pek farkı yok yorumunu yapanlar da oldu. Evet Macar Orban’ın partisinde siyaset yapmış, muhafazakar bir siyasetçi. Ama ciddi bir farkı var. Bu yazının başlığında değinildiği şekliyle Orban’ın koyduğu Budapeşte kriterlerini değil, AB’nin 1993 yılında koyduğu Kopenhag kriterlerini savunarak iktidara geldi. Diğer ifadesi ile demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunan bir siyasetçi olarak propagandasını yürüttü ve seçildi. Yine diğer ifadesi ile Macar halkı güçlü emperyalistlere boyun eğmek yerine -özellikle gençler- kendilerine öngörülebilir bir gelecek vaat eden, AB’ye karşı çıkan değil, sarılan yeni liderin arkasında durmayı tercih etti.

Yapılan en çarpıcı yorumların bir tanesi de aşırı sağa karşı liberal sağ kazandı, en çok solcular sevindi şeklinde. Kaybederler ise artık demokrasi, insan hakları ve demokrasi kavramlarının bir lüks olduğu, esas olanın reel politikanın dikte ettiği güç olduğu savını destekleyenler oldu.

Doğal olarak en çok sevinenlerin başında Brüksel otoritesi geliyor.  Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in kutlama mesajı bu durumun en açık göstergesi. Yine von der Leyen’in Orban döneminden yeterli dersi aldığı, tıkanan dış politika alanında oybirliğinden nitelikli çoğunluk esasına geçilmesi gerektiğinin altını çizmesi, Brüksel’in rahat bir nefes aldığının göstergesi olarak karşımıza çıktı. Macaristan için iyi haber ise, AB’nin Orban nedeniyle bloke ettiği AB kaynaklarının serbest bırakılacağı haberi. Diğer ifadesi ile Macar kampanya sırasında söylediklerini yaparsa, Macaristan’a para yağacak. Bu çerçevede Macar’ın ilk icraat olarak bütün yargı mensuplarının istifasını istemesi önemli bir ilk adım olarak değerlendirildi.

AB’nin giderek aşırı sağ politikalara teslim olmaktan çıkışı söz konusu mu? Geçtiğimiz günlerde Fransa mahalli seçimlerinde Sol’un başarısı ya da Marine Le Pen’in ağır yenilgisi, İtalya’da Meloni hükümetinin istediği anayasa değişikliğinin referanduma takılması esas itibarı ile rüzgarların ters yönden esmeye başladığının göstergesi olarak nitelendirilebilir. Keza İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in Trump ve Netanyahu’ya karşı aldığı tavır, Avrupa kamuoyunda sol cenaha duyulan sempatiyi artırır gibi gözüküyor. Evet Macar solcu değil belki ama, savunduğu değerler otoriter/despot sağ değerlerdense sol değerlere daha yakın.

Peki bu seçim bizi nasıl etkiler? Özellikle demokrasi ve hukuk alanındaki uygulamaları bizdeki uygulamalara çok benzetilen Orban’ın iktidardan uzaklaşması ile Türkiye arasında geleceğe yönelik bir paralellik kurulabilir mi? Yorum yapmak için vakit henüz çok erken. Bu çerçevede muhalif yorumculardan bir tanesinin yorumuna kulak verelim. “Evet Orban’da hukuku ayaklar altına almıştı almasına da, en azından kendisine muhalif olan lideri hapse attırmamıştı!..” Bekleyip göreceğiz. Ankara kriterleri yerine Kopenhag kriterlerini hatırlayabilecek miyiz? Dedik ya, yorum yapmak için vakit erken. Peki Macar’lı Macaristan ile ülkemizin ilişkileri nasıl olacak? Çok değil Haziran ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi sırasında daha iyi anlama imkanımız olacak. Ancak Erdoğan’ın sadık dostu Orban’ı kaybetmekten duyduğu üzüntü açık. Bu satırları kaleme alırken yeni Macaristan başbakanına hala kutlama mesajı göndermemiş olması da manidar.

Gelelim ABD/İsrail-İran cephesine.

Şu an için müzakere masası rafa kalkmış gözüküyor. ABD’nin Hürmüz’ü ABD donanması ile İran gemilerine kapatacağını açıklaması, İran tarafından ateşkes ihlali olarak değerlendiriliyor. Macar’ın seçilmesi belki dünyanın çoğunluğunun rahat bir nefes almasını sağladı ama İran cephesinden gelen haberler iç karartmaya devam ediyor.

Trump ve Netanyahu’nun başlarına da Oban’ın başına gelenler gelir mi?

Hepimiz umutla beklemeye devam edeceğiz…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız