İstanbul
Az bulutlu
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,5195 %0.02
52,8911 %0.05
5.956,74 % -0,39
61.181,38 %-2.657

Keşke ABD maçından sonra elenseydik.

YAYINLAMA:
Keşke ABD maçından sonra elenseydik.

Elbette arzum, yenilmek veya elenmek değil. Ama eleneceksek bile, keşke ABD maçını bekleseydik.

İlk maç Avustralya ile oynandı.

Maçlar öncesi paylaşılan bir ileti, hepimizin duygu dünyasına dokunuyordu: “Tabii ki daha bir şey belli değil fakat biz bu gruba kalırız ve hatta gruptan da çıkarız diye düşünüyorum. Daha sonra bir şekilde kendimizi çeyrek finale de atarsak işte o zaman daha fantastik şeyler olacak demektir.”

Bir başka ileti “Paraguay ve Avustralya paket ABD ile birincilik mücadelesi vereceğiz. Tüm ikinciler son 32'ye kaldığı için de rahatlıkla üst tura çıkacağız.” diyordu.

Allahlım, inşallah!

Ama Avustralya’ya 2-0 yenildik.

Olsun, yenilmiştik ama henüz bitmemiştik. Önümüzde iki maç daha vardı. Paraguay ve ABD’yi paket eder, üst tura öyle çıkardık.

Paraguay’a da yenildik.

Bari Paraguay’la berabere kalsaydık. “ABD’yi yenersek…” deyip toplam 4 puanla, en iyi üçüncüler kontenjanından devam etmeyi konuşurduk.

Eskiden 32 takımlı düzende grupları ilk iki sırada bitirenler doğrudan üst tura çıkardı ve “üçüncüler…” diye bir şey yoktu.

Ancak takım sayısı 48'e çıkınca, FIFA’nın oluşturduğu 12 gruptan ilk ikiye giren toplam 24 takıma ilaveten eksik kalan 8 takım da "En İyi Üçüncüler" ile tamamlanıyor.

Paraguay’la berabere kalsaydık, 26 Haziran’da oynanacak ABD maçına kadar; iş yerlerinde, kahvede, metroda, metrobüste… hayatın her alanında heyecanımızı diri tutabilirdik.

Fantastik beklentimiz, Paraguay’a kadarmış.

***

Fantastik demişken; THY'nin "A Milli Takım 2026 Dünya kupası rüyası Türk hava yolları reklamı" başlıklı bir video var.

Reklam hakikaten rüya üzerine kurgulanmış: "Rüya takım bir ülkenin hayalini gerçekleştirmek için sahada!" diye bitiyor.

Kim yazdı bu reklam metnini, bilmiyorum.

“Rüya takım” demek, “Başarısını ancak rüyada görür” demek değil… Karşı tarafa “Bizim gibi takımı ancak rüyalarınızda görürsünüz!” demektir. “O kadar muhteşemizdir yani!”, demektir. Oysa reklamda rüya gören, milli takımın kendi oyuncuları.

Biraz ayıp olmamış mı? Takımımızın başarısını görmek için bizim de rüyaya yatmamız mı gerekiyor?

***

Bir video daha var “Siz hepiniz biz Türkiye” isimli Mili takım marşı.

Dünya kupasına sadece sporcu kafilesiyle gitmemişiz. TOGG, SİHA, İHA, KAAN, firkateyn, helikopter, köprü, baraj, roket, uydu…ne varsa; ve devletin en üst düzeyinin, Cumhurbaşkanımızın desteğiyle gitmişiz.

Video, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından paylaşmış. Milli bir paylaşım mı, AKP paylaşımı mı, ben anlayamadım. 

Gerçi açıklamasında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda hazırlandığı” söyleniyor, olabilir. “AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlandığı” söyleniyor, olabilir. Video, AKP logosuyla son buluyor, olabilir. Ama AKP tanıtım faaliyetiyse, TFF tarafından niye paylaşılıyor, orası anlaşılmıyor.

Bir sosyal medya kullanıcısı söz konusu videoyu izlemiş:

"Üşenmedim istatistik tuttum milli takıma yaptıkları marşta dünyanın en büyük kulübünde oynayan Arda Güler 9 defa (hepsinde net değil), Kenan Yıldız 3 defa görünüyor. Dünya liderimizde 19 defa tam ekran görünüyor.” demiş. 

Görsel olarak da bir kâğıda aldığı notları paylaşmış. Üç sütuna bölünmüş kâğıtta “Arda” sütununda 9, “Kenan” sütununda 3, “Dünya Lideri” diye isimlendirdiği sütunda 19 çizgi görünüyor.

Bu vatandaş, Erdoğan’ın videoda yer alan Başakşehir formasıyla attığı aşırtma golün güzelliğinden de söz ediyor. Ama KAAN, Bayraktar, Akıncı… gibi askeri teknolojilere değinmiyor. TOGG’a da tabii.

Onları da ben baktım. Karadan havaya ve havadan havaya roket bile ateşleniyor.

***

Aslında Dünya Kupasını fırsat bilerek böyle bir videonun hazırlanması çok zekice. Herkesin gözü, turnuvaya katılacak takımlar üzerindeyken, videoya serpiştirilmiş bu spor dışı görüntülere, psikolojide ve sinemada "Bilinçaltı Reklamcılık" veya daha teknik bir ifadeyle "Sübliminal Mesaj" (Subliminal Message / Subliminal Perception) deniyor.

Üçüncü tarafların bilinçaltına "Biz durdurulamaz bir küresel gücüz, dev bir endüstriyel makineyiz" mesajını nakşediyoruz. Mesela Papua Yeni Gine veya Zambiya’dan bir yetkili, yarın öbür gün 15 adetlik helikopter ihalesinde kararını bizden yana kullandığında, kararına etki eden bu sübliminal mesajların farkında bile olmayacaktır.

Lakin bu videoda stratejik bir hata var gibi.

Bu tür tanıtımlar yapılırken, çıkacağımız maçta yenilebileceğimiz de göz önünde bulundurulmalıydı. Yenilmemiz durumunda “Küresel bir güç” olarak, “Dev bir endüstriyel makine” olarak yenilmiş olurduk.

Yenildik de.

Daha ilk maçta.

Üstelik logosunda uçak, gemi, helikopter, roket, SİHA, İHA olan bir takıma değil… Kanguru ve emu (bir çeşit devekuşu) olan takıma yenildik.

Böylece Papua Yeni Gine, Zambiya gibi üçüncü taraflara vermek istediğimiz subliminal mesaj, kanguru lehine yön değiştirmiş oldu.

Bence Denizli’nin horozu, Sivas’ın Kangalı, Karadeniz’in hamsisini falan sürseydik sahaya… Kazanınca belki çok şey kazanmazdık ama, kaybedince de kaybımız bu kadar büyük olmazdı.

***

Reuters’dan alınmış haber ilişti gözüme: “Trump yönetimi, NATO Zirvesi öncesinde KAAN’a motor satışını onaylayacak.” diyordu.

Avustralya’nın teknik direktörü, Tony Popovic, maç öncesi, soyunma odasında “Rakibimizin tanıtım videosu sizi aldatmasın! O uçurdukları KAAN’ların henüz motoru bile yok!” deyip oyuncuları motive ettiyse…  Yenilmemizin açıklaması bu olabilir.

Gerçi Reuters’ın haberi Avustralya maçından sonraydı. Ama daha önce Hakan Fidan’ın CAATSA konusunda açıklamaları vardı: “Almayı beklediğimiz KAAN’ın motorları var şu anda bekliyor Amerikan Kongresi'nde. Onların lisansı durmuş durumda. Onların lisansını da hayata geçip motorların gelmesi lazım ki KAAN’ların üretimi başlayabilsin.” demişti.

Tony Popovic’in KAAN’larımızın durumu hakkında bilgi kaynağı, Hakan Fidan da olabilir.

***

Madem dünya kupasını fırsat bilip böylesi iddialı bir mutlak güç gösterisinde çıtayı iyice yükseğe yerleştirdik; o büyük taktik hatayı da gözden kaçırmamalıydık: "Her başarıyı kendine yazarsan, başarısızlığın tek muhatabı da sen olursun."

Risk yönetimi eksik, kurgunun içine tek bir "muhalif kare" bile iliştirmeyi akıl edememe hatası, şimdi kanguruyla yüzleşiyor.

Halbuki videoya Erdoğan’ın CHP Genel Merkezini ziyaretine ilişkin Özgür Özel’in de olduğu bir kare eklenseydi, hem Erdoğan’lı görüntü sayısı 20’ye çıkarak, video biraz daha güçlenmiş olacaktı, hem de ilk etapta Özgür Özel dikkat bile çekmeyecekti.

Maçlardan sonra Özgür Özel’i işaret edip, hedefe oturtmak kolay olurdu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız