İllüzyonist yönetim tarzı
Dönüp geçmişimize, bakabildiğimizce geriye doğru bakalım. Her dönemimizin kendine has bir ekonomik, sosyal ve siyasal iklimi vardı doğal olarak. Yeniden bunların üzerinde durmaya gerek yok. Ama bütün dönemlerin değişmeyen gerçeği sorunları çözmek yerine ya yokmuş gibi davranarak ya da olduğundan önemsiz göstererek yönetiyor olmamızdır. Bir çeşit illüzyonist becerisi yani.
Sorunları bir şekilde toplumdan gizle, gizleyemiyorsan gerçeklerin aslında öyle olmadığına toplumun genelini bir şekilde ikna et ve bütün bunlara inanmayanlarla da mücadele et sarmalından bir türlü çıkamadık. Ekonomik, sosyal ve siyasal tüm sorunlu alanlarda sorumluluğu üstlenmekten kaçıp, ya bir başka sorumlu yaratmak ya da sorun yokmuş gibi davranmak, hatta sorunu bir başarı olarak göstermeye çalışmak... Bu yönetim anlayışı bize çok acı deneyimlerle gösterdi ki yok sayılan, ertelenen, sorumlusu ortaya çıkmayan, çözülmeyen her sorun bir şekilde büyüyerek bizimle beraber geliyor ve süreç içerisinde daha büyük sorunlara yol açıyor.
Evet, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda sürekli olarak bir illüzyonist yönetim tarzı ile karşı karşıyayız yıllardır. Her alanda ya çok başarılıyız ya da sorun çözülmek üzere. Kaç nesil böyle oyalandı.
Soru çok net ama cevabı bu kadar net olur mu bilemiyorum.
Biz yıllardır hangi sorunumuzu çözdük acaba?
Yıllardır aynı sorunlarla yaşıyor olmamızdan belli değil mi sorunun cevabı. Ekonomi hep kötü, eğitim hep sorunlu. Sanayide hep geriden gittik, şimdi de bilişim devrimini pas geçiyoruz. Her dönemin hukuk standardı farklı... Saymakla bitmez. Çözülmek üzere izlenimi verilen ama bir türlü çözülmeyen sorunlar yumağı.
Bütün dünya enflasyon seviyesini düşük tek rakamlı seviyelere indirmişken biz bırakın tek haneleri hiper enflasyon korkusu ile ve yüksek enflasyon ile yaşadık hep. Dünyanın birçok yerinde savaşan ülkeler dahi yanımıza bile yaklaşamadı enflasyon rakamlarında. Ama ağırlıklı olarak 80’lerden başlayıp bugünlere değin yaşadığımız enflasyonist ortamın sorumlusu hiçbir zaman bu ülkeyi yönetenler olmadı. Sorumlu kimi zaman ağzından ateş fışkıran enflasyon canavarı, kimi zaman dış güçler oldu. Marketlerin hatta ücretlilerin yaptığı harcamaların bile enflasyon kaynağı olarak gösterildiğine şahit olduk. Açıklanan her yeni program ile hallediyoruz umudu, oyalanan nesiller.
Bırakalım artık bu illüzyonist yaklaşımı. Enflasyonun nedenleri belli. Ülke kaynaklarının üretim ekonomisi için kullanılmak yerine verimsiz bir şekilde, belirli bir zümre tarafından talan ediliyor olmasıdır. Hep düşecekmiş gibi hissettirilen ama hep yüksek kalan bir enflasyonla yaşayacağımız gerçeğini artık görmemiz gerekiyor.
Bir diğer illüzyon da büyüme, büyüyen sanayimiz, artan kişi başına düşen gelir gibi ekonomik konularda.
Büyümenin hangi sektörler ağırlıklı olduğunu konuşmadan, sağlıksız büyüme ile övünmek, gerileyen sanayi yatırımlarını görmezden gelip savunma sanayi ağırlıklı sanayi büyümesini manşetlere taşımak, hızla zenginleşen küçük bir kesim üzerinden artan kişi başına düşen geliri fakirleşen geniş halk kesimleri de zenginleşiyormuş gibi açıklamak ta yine bir illüzyonist yönetim yaklaşımdır.
Birkaç yılda bir değişen eğitim sistemimiz eğitim sorunlarımızı, anayasa değişiklileri hukuk sorunlarımızı, sürekli açıklanan ekonomik programlar ekonomik sorunlarımızı hiçbir zaman çözmedi, çözülüyormuş gibi hissettirildi sadece. Söz konusu olan illüzyonist bir yaklaşım yani. Oldu olacak, oluyor.
Çözüm de burada, sorun da. Buyurun seçin.