İstanbul
Açık
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8248 %0.03
53,5399 %-0.05
6.247,07 % -0,49
63.082,01 %0.606

Devlet tasarruf diyor, reklamlar “sınırsız kullan” diyor

YAYINLAMA:
Devlet tasarruf diyor, reklamlar “sınırsız kullan” diyor

Son günlerde karşıma çıkan bir reklam beni ciddi şekilde rahatsız etti. Reklamın sahibi ise dünyanın en büyük ve en tanınmış telefon operatörlerinden biri… VODAFONE

İklim krizinin çözümü tek bir aktörün çabasıyla mümkün değil. Gerçek başarı; karar alıcıların doğru politikalar üretmesi, iş dünyasının bu politikaları destekleyen uygulamalar geliştirmesi ve bireylerin de bilinçli tercihler yapmasıyla sağlanabilir.

Bu üç ayaktan biri eksik kaldığında sistem aksıyor. Karar alıcılar en doğru stratejileri hazırlasa bile iş dünyası tüketimi körükleyen mesajlar vermeye devam ederse bireyler yanlış yönlendiriliyor. Ya da tam tersine, şirketler sürdürülebilirlik için önemli yatırımlar yaparken kamu gerekli düzenlemeleri hayata geçirmezse yine bedelini toplum ödüyor.

Kısacası iklim krizinin çözümü; devletin, özel sektörün ve bireylerin aynı hedefe doğru birlikte hareket etmesine bağlı.

Peki ne olmamalı? Örneğin son zamanlarda izlediğim bir telefon operatörünün reklamı gibi reklamlar olmamalı.. Bu reklam sınırsız yapay zeka kullanımını teşvik eden bir reklam.

Önce kendi kendime sordum: “Acaba ben mi abartıyorum?” Sonuçta yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırıyor. Ben de her gün kullanıyorum. Belki de mesele sadece yeni bir teknolojiyi kabullenememekti.

Tam bunu düşünürken bu hafta Türkiye İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (İDASEP) Enerji Sektörü Revizyonu Çalıştayına katıldım. Saatlerce enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve iklim hedefleri konuşuldu.

Toplantıdan çıktığımda ise kafamdaki sorunun cevabını almıştım. Hayır… Abartmıyormuşum. Rahatsızlığımın nedeni yapay zekâ değildi. Beni rahatsız eden şey, sınırsız tüketimin normalleştirilmesiydi.

Çalıştayda anlatılanlarla televizyon ekranında izlediğim reklam birbirine tamamen zıt iki dünya anlatıyordu.

Çalışma esnasında dağıtılan Enerji Sektörü Revizyonu belgesinde dikkatimi en çok çeken maddelerden biri, elektriğin verimli kullanılması konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen madde oldu. Devlet, iklim hedeflerine ulaşabilmek için yalnızca yeni enerji üretmenin yeterli olmadığını, mevcut elektriğin de daha bilinçli kullanılmasını stratejik bir hedef olarak ortaya koyuyor. 

Yani devlet diyor ki: “Elektriği verimli kullanın.”

Tam aynı günlerde ekranlarda dönen reklam ise şunu söylüyor: “ChatGPT’yi sınırsız kullan.”

Yanlış anlaşılmasın…Ben yapay zekâ karşıtı değilim. Tam tersine her gün kullananlardan biriyim. Sorun yapay zekâ değil. Sorun, gereksiz kullanımı özendiren pazarlama dili. Çünkü her yapay zekâ sorgusu görünmeyen veri merkezlerinde işleniyor. Elektrik tüketiliyor. Sunucular soğutuluyor. Su kullanılıyor. Yeni veri merkezleri kuruluyor.

Yani mesele sadece telefonumuzdaki birkaç saniyelik bir işlem değil; arka planda çalışan devasa bir enerji sistemi. Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri bugün veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Bu nedenle enerji verimliliği artık yalnızca mühendislerin değil, pazarlamacıların da sorumluluğu olmalı. Çünkü reklamlar yalnızca ürün satmaz. Davranış da üretir.

Ve Vodafone reklamındaki bazı vaatler tam da bu yüzden beni düşündürüyor.

“Misafirlere pratik tarifleri ChatGPT’den öğren.” Gerçekten buna ihtiyacımız var mı?

Misafir ağırlamayı özel yapan şey kusursuz sofralar değil; annemizden, babaannemizden kalan tarifler, birlikte geçirilen zaman ve paylaşılan hikâyelerdir. Her tarifi yapay zekâya sormaya başladığımız gün, yalnızca bir tarif öğrenmiyoruz; kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürü de sessizce geride bırakıyoruz.

“Mobilya montajını ChatGPT’ye sor.” Mobilyaları insanlar yıllardır kuruyor. Elbette yapay zekâ gerektiğinde yardımcı olabilir. Ama zaten yapabildiğimiz her işi de ona sormaya başlamamız gerçekten ilerleme mi? Teknoloji ihtiyaç olduğunda hayatı kolaylaştırmalı; ihtiyaç yokken yeni ihtiyaçlar üretmemeli.

Reklamın genel mesajı ise daha da düşündürücü; “İstediğin kadar kullan.” Oysa iklim krizinin temelinde tam da bu anlayış yatmıyor mu?

  • İstediğin kadar tüket.
  • İstediğin kadar satın al.
  • İstediğin kadar harca.

Şimdi buna bir de: İstediğin kadar yapay zekâ kullan.” eklendi. Oysa dünyada hiçbir kaynak sınırsız değil.

  • Elektrik sınırsız değil.
  • Su sınırsız değil.
  • Madenler sınırsız değil.

Ve en önemlisi…

Gezegen sınırsız değil.

İşte tam da bu yüzden şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarında anlattıklarıyla reklamlarında verdikleri mesajların aynı dili konuşması gerekiyor. Bir yandan karbon emisyonlarını azaltmaktan, kaynak verimliliğinden ve sürdürülebilirlikten söz edip diğer yandan sınırsız tüketime özendiren reklamlar hazırlamak, iklim mücadelesinin ruhuyla çelişiyor.

Çünkü iklim krizini ne devlet tek başına çözebilir… Ne şirketler… Ne de bireyler…

Bu mücadele ancak herkes aynı hedefe yürürse başarıya ulaşabilir. Devlet enerji verimliliğini stratejik hedef haline getirirken, reklamlar bize “sınırsız kullan” diyorsa, ortada ciddi bir iletişim sorunu vardır. İletişi stratejileri de değiştirilmeli reklamcılığın da yeni bir sorumluluğu olmalı. Amaç; İnsanları daha fazla tüketime değil, daha bilinçli kullanıma yönlendirmek. Çünkü geleceğin başarısı en çok tükettiren markaların değil; aynı faydayı en az kaynak kullanarak sunabilen markaların olacak.

Ve ben hâlâ ilk soruya dönüyorum.

Vodafone reklamı beni neden bu kadar rahatsız etti?

Artık cevabını biliyorum.

Çünkü iklim kriziyle mücadele ettiğimizi söylerken, tüketim kültürünü “sınırsız” sloganıyla büyütmeye devam ediyoruz. Bu ikisini aynı anda savunmak mümkün değil.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız