Aile ve nüfus on yılı
Proje üretmekte ve bu projelere çok güzel isimler, sloganlar bulmakta üstümüze yok. 2024 yılını “emekliler yılı” ilan ederek emeklilerin, 2025 yılını “aile” yılı ilan ederek ailelerimizin, 2026 yılını da “gençlik yılı “ ilan ederek gençlerimizin sorunlarını çözdük. Artık emekliler, aileler, gençler çok daha mutlu.
Bütün kesimler sorunları çözülmüş mutlu bir şekilde yaşarken bir de baktık ki nüfusumuzun artış hızı tüm zamanların en düşük seviyesine inmiş. Evlenme oranı düşmüş, evlenme yaşı artmış, boşanma oranı artmış, sahip olunan çocuk sayısı azalmış. Yani nüfusumuzun giderek daha az artması, dolayısı ile de her geçen gün yaşlanması için tüm şartlar oluşmuş durumda.
O halde sorun büyük. Daha okkalı bir isim ve daha uzun süreli bir proje gerekli bu büyük sorunun çözümü için.
“Aile ve Nüfus On Yılı”
Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda nüfusun çoğu köylerde yaşıyorken, doğum kontrolü henüz yaygın olarak bilinen bir yöntem değilken, tarım dışında kadının işgücüne katılımı hemen hemen yokken ve daha pek çok nüfus artışını destekleyen unsur varken hızla artan, genç nüfus yapımıza vurgu yaptık. Genç nüfusumuz yaşlanan Avrupa’yı kalkındırırken biz bu genç nüfusumuzla ne tarımda ne de sanayide kalkınmayı gerçekleştiremedik ve bu süreçte yavaş yavaş da yaşlandık.
İçinde bulunduğumuz dünyanın ekonomik ve sosyal şartlarında nüfus artış hızının gitgide azalması kaçınılmaz bir süreç. Sanayileşme sürecini başlatmış ve bugün bizim yaşadığımız sorunları o yıllarda görmüş, planlamış ve yaşamış Avrupa ülkeleri bu günlere yaşlanan nüfusu planlı bir şekilde yöneterek geldi. Elbette ki yaşlı ve azalan nüfus onlar için de bir sorun olmaya devam ediyor. Bu kaçınılmaz süreci planlı bir şekilde yöneterek nüfusu artırmayı ve dolayısı ile gençleştirmeyi hedefliyorlar.
Bizim sorunumuz her türlü soruna hazırlıksız, plansız yakalanıyor olmamız.
Gelişmiş ülkelerin çok önceden yaşamaya başladığı bu sorunu biz hiç düzelmeyen son derece kötü ekonomik şartlar altında karşılıyoruz.
Karşılarken çözüm planımız nedir?
Evlenirsen biraz para, çocuk yaparsan biraz daha para, ikinci, üçüncü çocuğa biraz daha para yöntemi ile on değil yüz yıl uğraşsanız insanları evlendirmeye, çocuk sahibi olmaya ikna edemezsiniz.
Evlenmek çocuk sahibi olmak, cebe konulacak üç beş kuruşla alınacak bir karar değildir. İnsanlar hem kendilerinin hem de dünyaya getirecekleri çocuklarının sadece bugününün değil geleceğinin de güvence altında olmasını isterler. Bugünün Türkiye’sinde onlarca yıl geçse de ekonomik, sosyal hiçbir alanda bugünden daha iyi olacağımızın emaresi bile söz konusu değil.
Maalesef daha hızlı artacak ve gençleşecek nüfusumuz sadece bir hayal.