Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesinin imzalanmasının üzerinden 15 yıl geçti. Kadın örgütleri, Türkiye’nin 2021 yılında sözleşmeden çekilmesinin ardından kadına yönelik şiddetle mücadelede hak temelli yaklaşımın zayıfladığını belirterek, iktidara yeniden sözleşmeye dönülmesi çağrısı yaptı.
Şiddet verileri dikkat çekti
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonunun Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı verilerine göre, nisan ayında hatta toplam 183 çağrı geldi. Yeni açılan 42 vakanın 33’ü ev içi şiddet olarak kayıtlara geçti.
Başvuruların yüzde 94,4’ünü kadınlar oluştururken, şiddet türleri arasında psikolojik şiddet yüzde 50 ile ilk sırada yer aldı. Fiziksel şiddet yüzde 32,15, sosyal şiddet yüzde 10,71, cinsel ve ekonomik şiddet ise yüzde 3,57 olarak rapora yansıdı.
“Kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakılıyor”
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, açıklamasında kadınların çoğunlukla en yakın çevrelerindeki erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığını söyledi.
Güllü, “Şiddetin adresi çoğu zaman sokak değil, ‘güvenli alan’ denen evler oluyor. Vakaların yarısında psikolojik şiddetin öne çıkması çok çarpıcıdır. Çünkü bugün kadınlar yalnızca fiziksel saldırıyla değil; tehdit, baskı, kontrol, yalnızlaştırma ve korkutmayla yaşamaya zorlanıyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin etkilerine de değinen Güllü, “Şiddetle mücadelede hak temelli yaklaşım zayıfladı, cezasızlık algısı büyüdü ve kadınlar kendilerini daha yalnız hissetmeye başladı. Biz ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
“Bu güvencenin ortadan kalkması şiddeti kontrolsüz bıraktı”
29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı Şenal Sarıhan da İstanbul Sözleşmesi’nin hazırlanma sürecinde Türkiye’deki kadın hareketinin önemli rol oynadığını vurguladı.
Sözleşmeden çekilme kararını kabul etmediklerini belirten Sarıhan, “Bu güvencenin ortadan kalkmış olması kadına yönelik şiddetin adeta kontrolsüz kalmasına ve şiddete yönelik eylemliliklerin de artmasına sebep oldu” diye konuştu.
Sarıhan ayrıca, 6284 sayılı kanunun İstanbul Sözleşmesi’nin temel ilkelerine dayandığını hatırlatarak, Türkiye’nin yeniden sözleşmeye dönmesi gerektiğini ifade etti.