İstanbul
Parçalı bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,2874 %0.15
53,6017 %-0.16
6.277,08 % 0,31
64.373,55 %1.238

Arınmak, Öyle Mi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Arınmak, Öyle Mi?

Siyasi gündemi takip ederken bitkin hissediyorum, birçoğumuz gibi. Yerel siyasetin iç dedikodularından genel merkezlerin gürültüsüne, ülkede siyasetin yapıldığı veya yapılıyormuş gibi davranıldığı bütün kurumlarda geniş kapsamlı bir tiyatro icra ediliyormuş da biz bunu izlemekle mükafatlandırılmışız gibi bir hava var ülkede. Halbuki gencinden emeklisine, emeklisinden orta yaşlısına, orta yaşlısından beyaz yakalısına, beyaz yakalısından mavi yakalısına toplumun sınıflandırabileceğimiz bütün zümrelerinin gözündeki ışık sönmüş sanki.

Türkiye’de iktidar, bitmiş hikayesine yıllar katmak veya bu hikâyeyi bambaşka bir varyasyonla yeniden yazmak için hepimizi esareti altına almış, sinirlerimizin ucuyla oynuyor. Ülkeye sunduğu kutuplaşma iklimi, enflasyon, yoksulluk, yozlaşma ve yargıdaki siyasallaşma kendilerine yetmemiş anlaşılan. Şimdi de siyasi mühendisliğe girişerek son seçimlerin birinci partisini dünya hukuk tarihi literatürüne geçecek emsal bir kararla ikiye böldü ve hepimizi gündemden “arındırarak” bu ikilikten çıkan sorumsuz kavgaya kilitledi.

Kasım 2023 Üzerine

Çoğumuz destekledik 2023 seçimleri öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kimsenin ideal adayı olmamasına rağmen. Filtresiz konuşmak gerekirse örgütü ve CHP elitini uzun bir süre maharetli şekilde kendisine razı bırakmasına karşın kendisinin seçmen tabanında karşılığı çok uzun zamandır yoktu. Sokaktan geçen sıradan insanlar olarak el mecbur, kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı sıfatıyla destekledik, alternatifsiz olması ve gerçekten Erdoğan’a karşı bir şansının bulunması nedeniyle kampanyasına dört kolla sarıldık. Peki sonuç? Geçmiş on üç senede olduğu gibi sorumluluk almayan bir tavır ve neşeli bir çehreyle “gayet iyiyim” açıklaması…

Seçimlerin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’na oldukça yakın görünen bir ekip “değişim” mottosuyla, ihtiyaç duyulan bir çıkış yaptı. Lakin bu çıkışı açıkçası ben, biraz şüpheyle takip etme gereği hissettim. Değişim iddiasının doğru bir zamanda oluştuğunu ancak değiştirecek ekibin 2023 kampanyasının çekirdeğinde bulunan figürlerden oluştuğunu görüyor olmak açıkçası çelişkili fikirler uyandırmıştı. Öte tarafta Kılıçdaroğlu’ysa oldukça dar bir MYK açıkladı ve mecbur olduğu kurultay sürecini başlattı.

Mevcut siyasal partiler kanunun genel başkana tanıdığı sonsuz yetki havuzu içerisinde görevdeki genel başkanı değiştirmek pek kolay iş değil. Bu noktada CHP’nin diğer partilerden farklı olduğu yorumlarına da katılmıyorum. CHP içerisindeki farklı hizipler birbirleriyle çekişir görünse de parti örgütünün her kademesinde oldukça donuk, katı, değişime kapalı, statükocu ve feodal bey mantığıyla hareket eden güçlü gruplar var. Bu grupların hepsini kırıp sıfırdan bir dönüşüm yapmak pek gerçekçi değil doğrusu.

Ancak hakkını teslim etmek gerekir, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tabandaki itirazla CHP içerisindeki bir grup eliti bir şekilde buluşturdu ve CHP içerisindeki Kılıçdaroğlu iktidarını kurultayda devirdi. Bu kurultay bugün “pavyon masaları” şeklinde birileri tarafından egzajere edilir oldu ama sanıyorum bazı detaylarını tekrar hatırlamak lazım. Kılıçdaroğlu’nun ekibinden kim olduğu bilinmeyen birileri, ikinci tura gidilirken delegeleri korsan sms’lerle manipüle etmeye çalışacak kadar düşmüştü. Ayrıca mahalleden başlayan bu kurultayın seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı esnasında, örgütlerin kontrolünü kendisine bağladığı bir ortamda gerçekleşmişti. Bugünkü tartışmalar nedeniyle eklenmesi gereken son bir detay daha, İstanbul hariç çoğu büyükşehir belediye başkanı da Kılıçdaroğlu’na daha yakın görünüyordu.

Arınmak, Öyle Mi?

Bu mutlak butlan gerilimi ilk başladığında yazdığım bir köşe yazısında kendi kendime sormuştum; Kemal Kılıçdaroğlu bunca hadisenin üzerine insanlara çıkıp da ne anlatacak? İlerlemiş yaşı ve asla tutmayan siyasi projelerinin sorumluluğunu ne zaman üstlenme erdeminde bulunacak? Siyasetçinin gözü biraz kör olabilir, doğrudur. Olayları dürtüsel olarak kendi ve çevresinin çıkarına odaklanarak okuyabilir, doğrudur. Ancak kör göze parmak, bu kadarı da fazla!

Biraz gerçeklere dönün artık Kemal Bey, siz seçilmediniz. Siz görevdeyken bizzat düzenlediğiniz kongre sürecinde, siyasi partiler kanunun size vermiş olduğu bütün yetkileri istismar derecesinde kullanmanıza rağmen, kaybettiniz. O gün kıl payı çoğunluğunu kaybettiğiniz o delegenin tamamı bugün sizi istemiyor. Bizzat seçtiğiniz milletvekillerinin çok büyük bir kısmı sizi tanımıyor. Örgütlerin -kendi döneminizde göreve gelenleri de dahil- ezici bir çoğunluğu sizi istemiyor. Seçmeninizi pek umursamazsınız ama ne yapalım onu da konuşmak lazım. Kendi tabanınızda neredeyse Erdoğan kadar nefret uyandırıyorsunuz.  E peki, siz neye güveniyorsunuz? Gücünüzü kimden alıyorsunuz? Genel merkeze polisle girdikten sonra genel başkanlık oynayarak kendiniz ve çevrenizden başka kimi memnun ediyorsunuz? Düşmenin vakti gelmedi mi bu halkın yakasından artık? Bu partinin seçmeni sizi sırtında taşıya taşıya kambur oldu, siyaset takip edecek, yarına umut taşıyacak takati kalmadı. Bu partinin ağırlığını tabelasıyla sınırlandırana kadar durmamaya niyet mi ettiniz?

Gelelim işin “arınma” kısmına. Kemal Bey, seçimlerden önce kendilerini parti genel merkezinden tasfiye ettiğiniz için size meclis odalarında sayıp söven isimlerle, sayısız kez milletvekili olmuş profesyonel siyasetçilerle, geçmişteki yolsuzluklarıyla bütün örgütün diline düşmüş belediye başkanlarıyla, insanların namusunu ağızlarına sakız yapan trollerle, kurultayda sizin aleyhinize yolsuzluk yaptığını söyleyen şahıslarla mı arınacaksınız? Dile kolay, on üç senede arındıramadığınız partiyi şimdi mi temize çekeceksiniz? Kurultayı kaybettiğinizden beri arka kapıdan lüks ofislerde bugünlerinize hazırlık yapıyorsunuz, bula bula bu lafları mı buldunuz?

Bugüne kadar birçok konuda seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in yönetimine karşı kendi içimde eleştirel tavırlar almışımdır. Belki bunların bazılarını da dile getirmişimdir. Süreç içerisinde yapmış olduğu taktiksel hatalarında bugünlere gelinmesine sebep olduğunu da ayrıca düşünmüşümdür. Ancak seçilmiş olduğu ve belirli bir duruşu muhafaza edebildiği sürece bu partinin seçmeninin arkasından kolay kolay ayrılmayacağına inanıyor, inanmak istiyorum.

Arkadaki Rüzgâr

Yaşananları eğip bükmeye de gerek yok. Devrik bir lider, koltuğunu geri alabilmek için iktidar güdümüyle darbe yaptı. Ülkenin her tarafı sıkıntı ve umutsuzluk içerisinde salınırken, sonraki seçimlerde ülkeyi yönetme iddiası taşıyan en büyük parti iki başlı vasıfsız, kavgacı bir görünüme dönüştü.

CHP içerisinde dönem dönem bazı homurdanmalar duyulur, kısık bir sesle. Mesela “aday doğruydu, toplum yanlıştı” gibi, absürt fikirler dile getirilir partinin eliti tarafından. Bana sorarsanız bugünkü manzara, bunun tam tersi bir gerçekliğin varlığını gösteriyor. Mesela şu çoğu zaman hor görülen CHP seçmeni, partinin elitinden çok daha karakterli duruyor. Sormak lazım o zaman, elit siyaseti üzerinden halka başlık seçmek istiyorsanız eğer; sizin bu saray rejiminden ne farkınız kaldı?

Ne demeli? Halkın bu kadar hor görüldüğü, ezildiği, dertlerine muhatap bulamadığı bir düzende siyaseti bütünüyle rafa kaldırın bakalım. Boş verin bu ülkenin yüz elli yıl önce neler yaşadığını, devam edin beş yüz yıl öncesiyle öykünmeye. Sıfırlayın zihninizi, unutun bu devletin ne şartlarda kurulduğunu ve cumhuriyetin neden “ulus-devlet” formuyla kurgulandığını. Hadi o zaman, halkına yoksulluk vadeden bir iktidarla büyüyüş masalları anlatın, koltuğunuza iyice yaslanın, siyasetçiliğinizi de oynamayı da ihmal etmeyin bakalım!

Hepimize biraz umut, biraz da nefes diliyorum. Hala daha da inanıyorum; bu bagajlardan azade, hepimize yeni bir nefes olabilecek yeni bir yolun mümkün olduğuna. Sadece bu yola geç girilmesinden endişeleniyorum. İşlevsiz bir CHP’de sembolik bir mücadele verileceğine, yeni bir partide doğru bir örgütlenme biçemiyle siyaset üretilmeye devam edilmesi gerekiyor, gerekecekse. Zira arkadaki rüzgârı da fuzuli tartışmalarla dindirmemek lazım. Daha önce olduğu gibi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız