Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden geçen zamana rağmen, "Asker neden ilk gün sahada yoktu?" ve "Müdahale neden gecikti?" soruları 6 Şubat'ın en büyük travması olarak tartışılmaya devam ediyor.
Yıl dönümü vesilesiyle tekrar gündeme gelen ve Emekli Deniz Piyade Albayı Bora Kutluhan tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, yaşananları "doğal afet" tanımının ötesine taşıyarak "Asrın Katliamı" olarak nitelendiriyor. Muhalif yazarı Nursun Erel’in kaleme aldığı ve raporun detaylarına yer verdiği analiz, devlet mekanizmasındaki koordinasyonsuzluğun faturasının nasıl ağırlaştığını ortaya koyuyor.
TSK, "Gençlik ve Spor Bakanlığı" Statüsüne İndirildi
Raporda en dikkat çekici tespit, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) afetlerdeki rolünün sistematik olarak azaltılmasına yönelik. Kutluhan’ın analizine göre, 2022 yılında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile TSK, afetlere müdahale konusunda "asli unsur" olmaktan çıkarıldı.
Raporda, "Milli Savunma Bakanlığı, afet ve acil durumlara müdahale görevlerinde Gençlik ve Spor Bakanlığı seviyesine indirgenmiştir" ifadeleri yer alırken, askerin sahaya inmek için AFAD'dan veya Cumhurbaşkanlığından emir beklemek zorunda bırakıldığı vurgulanıyor.
AFAD Hazırlıksız mıydı?
50 binden fazla insanın hayatını kaybettiği felakette, AFAD’ın organizasyon yapısı da raporda sert bir dille eleştiriliyor. AFAD’ın afet yönetiminde "tek yetkili" kılınmasına rağmen, liyakatsiz atamalar ve yetersiz öngörü nedeniyle kurumun bir "balon" gibi söndüğü belirtiliyor. Raporda, Afetlere Müdahale Genel Müdürü'nün ilahiyat kökenli özgeçmişine dikkat çekilerek, bu görevin üstün bir lojistik ve planlama yeteneği gerektirdiği hatırlatılıyor.
"Gemi Karaya Oturdu"
Emekli Albay Kutluhan, devlet yönetimini bir gemiye benzeterek şu çarpıcı tespiti yapıyor: "En ücra köydeki mera alanının tespitinden, en üst düzey atamalara kadar her şey tek bir kişi tarafından yapılıyor. Kaptan ve ekibi işi bilmiyorsa gemi karaya oturur. Askerin ilk gün sahada görülmemesi, devletin hazırlıksız olmasından ve koordinasyon yeteneğinden yoksun olmasından kaynaklanmıştır."
Tarih Tekerrür Etmesin Diye...
6 Şubat'ın yıl dönümünde bu raporu yeniden hatırlamak, sadece bir geçmiş zaman eleştirisi değil, gelecekteki olası İstanbul depremi için de bir uyarı niteliği taşıyor. Rapor, "Tarihten ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?" sorusuyla, yaşananların kader değil, yönetimsel tercihler sonucu olduğunu bir kez daha kayıtlara geçiriyor.