Dünyanın en büyük içecek üreticilerinden Coca-Cola, ABD Gelir İdaresi (IRS) ile uzun yıllardır sürdürdüğü yaklaşık 20 milyar dolarlık vergi ihtilafında en kritik viraja girdi. İçecek devi ile vergi otoritesi arasındaki çok katmanlı dava, bu hafta Miami'deki federal temyiz mahkemesinde kurulacak hakim karşısında yeni bir boyut kazanacak. Hukuki mücadelenin merkezinde, şirketin küresel operasyonlarından elde ettiği kârın ne kadarını yurt dışındaki iştiraklerinde, ne kadarını ise ABD ana merkezinde beyan ettiği tartışması yer alıyor. Yurt dışı gelirlerinin vergilendirilme yöntemine odaklanan bu süreç, uluslararası transfer fiyatlandırması politikalarını derinden etkileme potansiyeline sahip.
Fatura şirketin nakit varlığını ve net kârını aşıyor
Coca-Cola'nın temyiz sürecinden olumsuz bir sonuçla ayrılması halinde karşılaşacağı mali yük oldukça ağır. İlk etapta 2007-2009 dönemine ilişkin geriye dönük vergi ve faiz ödemelerini kapsayan dava, zincirleme etkiyle 2010-2025 yıllarını da etkileyecek ek yükümlülükleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, toplam faturanın 20 milyar dolara kadar ulaşabileceğini öngörüyor. Bu devasa tutar, şirketin 2025 yılı net kârını geride bıraktığı gibi mevcut nakit varlıklarının da üzerine çıkıyor. Hatırlanacağı üzere Coca-Cola, 2020 yılında ABD Vergi Mahkemesi'nde görülen ilk aşamayı kaybetmiş ve yaklaşık 6 milyar dolarlık bir vergi ile faiz ödemesi gerçekleştirmek zorunda kalmıştı. Şirket, bu temyiz davasını kazanması durumunda ödediği milyarlarca doları faiziyle geri almayı hedefliyor.
Çok uluslu devler için emsal niteliği taşıyor
Davanın nihai sonucu, sadece Coca-Cola'nın bilançosunu değil, dünya genelinde faaliyet gösteren tüm çok uluslu şirketlerin vergi stratejilerini yakından ilgilendiriyor. Özellikle fikri mülkiyet haklarını düşük vergili ülkelere devrederek kârlarını ABD dışındaki bölgelerde yoğunlaştıran teknoloji ve ilaç sektörü devleri, çıkacak karara kilitlenmiş durumda. ABD'li vergi otoritesi IRS, Coca-Cola'nın izlediği bu yöntemin tamamen vergi yükünü hafifletmeye yönelik yapay bir mekanizma olduğunu savunuyor. Coca-Cola yönetimi ise uyguladıkları sistemin yeni olmadığını, 1996 yılında bizzat IRS ile imzalanan resmi bir anlaşmaya dayandığını ve bu sistemin kurum tarafından yıllarca hiçbir itiraz olmaksızın kabul edildiğini öne sürüyor.
Yirmi yıllık mücadelede üç CEO ve 12 IRS başkanı değişti
Yaklaşık yirmi yıla yayılan bu tarihi uyuşmazlık, kurumsal hafızaları zorlayan bir sürekliliğe sahip. Süreç boyunca Coca-Cola koltuğunda üç farklı CEO görev yaparken, karşı tarafta yani IRS'nin liderliğinde tam 12 farklı isim değişti. Ancak taraflar halen özünde 2007-2009 dönemine ait vergi beyannamelerinin haklılığı üzerinden sarsıcı bir hukuk mücadelesi veriyor. 25 Haziran'da Miami'de yapılacak duruşmanın ardından mahkemenin nihai kararını açıklamasının aylar sürebileceği belirtiliyor. Bu kararın ardından da sular durulmayabilir; tarafların davayı genişletilmiş mahkeme heyetine (en banc) ya da doğrudan ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşıma hakkı saklı bulunuyor. Benzer nitelikte vergi davalarıyla boğuşan Meta Platforms ve Amgen gibi devlerin varlığı, bu davayı küresel ticaret hukuku için yüzyılın vergi hesaplaşmalarından biri haline getiriyor.