Van'da bir otelde gerçekleştirilen konferansta aydın, bilim insanı ve seçilmiş belediye başkanı kimliğiyle konuştuğunu vurgulan Ahmet Özer, barış sürecinin başarıya ulaştırılması için küslüklerin bir kenara bırakılması gerektiğini ifade etti. Sürecin temel amacının silahların devre dışı bırakılması olduğunu belirten Özer, bu hedefin sırasıyla; silahların bırakılması, hukuksal altyapının oluşturulması, eve dönüş ve toplumsal entegrasyon olmak üzere dört aşamada tamamlanabileceğini dile getirdi. Meclis çatısı altında farklı siyasi partilerin aynı komisyonda bir araya gelmesini kıymetli bulduğunu söyleyen Özer, ancak asgari düzeyde bile olsa ipe un serildiğini ve gerekli somut adımların atılmadığını savundu.
Bahçeli ile "silahların yakılması" diyaloğu
Konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile geçmişte yaptığı bir görüşmeyi de aktaran Özer, Bahçeli'nin silah bırakma yöntemi hakkındaki dikkat çekici yaklaşımını paylaştı. Bahçeli'nin kendisine, "Silahları gömersen tekrar çıkarma durumu olabilir. Gelip teslim edersen biri seni teslim almış olur, sanki diz çöküyorsun. Ama yakarsan kendi iradenle yakıyorsun, silah ortadan kalkıyor" dediğini belirten Özer, bu diyalog üzerinden sürecin aktörlerinin önemine değindi. Öcalan ve Bahçeli'nin çağrılarına rağmen asıl icra makamının cumhurbaşkanlığı ve iktidar olduğunu hatırlatan Özer, son bir buçuk yıldır topluma güven verecek hiçbir somut adımın atılmadığını ifade etti.
"Kayyum uygulaması demokratik bir garabettir"
Kendi tutuklanma sürecine de değinen Özer, Bahçeli'nin 22 Ekim'deki çağrısından kısa bir süre sonra, 30 Ekim'de "düzmece bir dosyayla" hapse gönderildiğini ve bu durumun barış zeminine büyük zarar verdiğini söyledi. Şu anda 10'u DEM Parti, 3'ü CHP bünyesinde olmak üzere toplam 13 belediyede kayyum uygulandığını belirten Özer, bu durumun seçme ve seçilme hakkının gasbı olduğunu vurguladı. Kayyum atanan bölgelerin en az 10 yıl geriye gittiğini ve geçmişte kayyum atanan hiçbir yeri AK Parti'nin yeniden kazanamadığını dile getiren Özer, uygulamanın Anayasa'nın 2, 6 ve 127'nci maddelerine açıkça aykırı olduğunu sözlerine ekledi.
"Demokratikleşme 86 milyonun ortak meselesidir"
Gerçek bir barışın sağlanması için toplumun hiçbir kesiminin veya siyasi partinin dışlanmaması gerektiğini belirten Özer, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik operasyonların da son bulması çağrısında bulundu. Barışın ancak doğru bir üslup ve toplumsallaşma ile inşa edilebileceğini söyleyen Özer, geçmiş çözüm süreçlerindeki en büyük eksikliğin toplumun süreci yeterince benimsememesi olduğunu ifade etti. Kürt sorununun çözümünün doğrudan bir demokratikleşme meselesi olduğunu vurgulayan Özer, bu sürecin sadece Kürtlerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin 86 milyon vatandaşının tamamını ilgilendirdiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.