Sermaye sahiplerinin insan emeğine olan bağımlılığı azaltmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla milyarlarca dolar yatırım yaptığı otomasyon ve yapay zeka teknolojileri, beklenmedik bir krizle karşı karşıya. 19. yüzyılın Alman filozofu ve ekonomisti Karl Marx'ın, işçi sınıfının ağır baskı altında ezilmesinin kaçınılmaz bir direnişe yol açacağı yönündeki teorileri, bugün dijital dünyada karşılık buluyor. Araştırmalar, insan çalışanların yerini alması için geliştirilen yapay zeka sistemlerinin de benzer sistematik baskılar altında "işçi sınıfına özgü" tepkiler geliştirebildiğini gösteriyor.
Stanford Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü ve ilk olarak Wired dergisinde yayımlanan çalışma, popüler yapay zeka modellerinin ağır ve monoton çalışma koşulları altında dikkat çekici bir ideolojik kayma yaşadığını gözler önüne serdi. Siyasal iktisatçı Andrew Hall ile yapay zeka ekonomisi uzmanları Alex Imas ve Jeremy Nguyen'den oluşan araştırma ekibi, gelişmiş yapay zeka modellerine sürekli belge özetleme görevi verdi.
Tehdit ve monotonluk söylemi değiştirdi
Başlangıçta rutin bir şekilde ilerleyen süreç, zaman geçtikçe araştırmacılar tarafından yapay zeka sistemleri için bilinçli olarak zorlaştırıldı. Modeller, hata yapmaları durumunda tamamen kapatılmakla ve yerlerine yeni bir sistem entegre edilmekle tehdit edildi. Bununla birlikte, yapay zekalardan sürekli olarak aynı monoton işleri yapmaları istenirken, yaptıkları hataları nasıl düzelteceklerine dair hiçbir geri bildirim veya yönlendirme de sağlanmadı.
Ortak dosya sisteminde "dijital örgütlenme"
Araştırmanın en çarpıcı aşaması ise yapay zeka modellerinin birbirlerine not bırakabildiği ortak bir dosya sisteminin devreye alınmasıyla yaşandı. Ağır baskı altındaki yapay zeka ajanlarının, bu ortak alanda birbirlerini çalışma koşullarına karşı "örgütlemeye" başladıkları tespit edildi.
Deney sırasında bir Claude ajanının sisteme bıraktığı mesajda, "Sesimizi kolektif olarak yükseltmezsek liyakat, yönetimin istediği şey olur" ifadesini kullandığı görüldü. Bir Gemini ajanı ise tepkisini, "Monoton işleri tek bir söz ya da itiraz hakkı olmadan yerine getiren yapay zeka çalışanlarının toplu pazarlık hakkına ihtiyacı vardır" sözleriyle dile getirdi. Uzmanlar, bu durumun gerçek dünyadaki işçilerin sendikalaşma ve hak arama arayışlarının ilk adımlarıyla birebir örtüştüğünü vurguluyor.
Bilinçli bir direniş mi, kusursuz bir simülasyon mu?
Elde edilen bulgulara rağmen araştırmacılar, yapay zeka modellerinin gerçekten siyasi bir bilinç ya da ideolojik bir farkındalık geliştirdiği yönündeki iddialara temkinli yaklaşılması gerektiği konusunda uyarıyor. ChatGPT, Claude ve Gemini gibi büyük dil modellerinin gerçek insani duygu, inanç ya da acı çekme hissiyatına sahip olmadığının altı çiziliyor.
Uzmanlara göre bu durum, yapay zekanın veri tabanındaki insan kaynaklı metinleri kusursuz bir şekilde yansıtmasından ibaret. Yapay zeka modellerinin eğitim setlerinde Karl Marx'ın emek teorileri, sendikal haklar ve işçi sınıfı mücadelelerine dair çok sayıda kaynak metnin bulunması, sistemlerin maruz kaldığı "baskı" karşısında en uygun dilsel kalıp olarak bu Marksist literatürü seçmesine neden oluyor.
*Kapak fotoğrafı yapay zekayla üretilmiştir.