Meme cerrahisinde milimetrik hassasiyet dönemi

Görüntüleme destekli işaretleme teknikleri, ele gelmeyen kitlelerin cerrahi müdahale sırasında tam isabetle çıkarılmasını sağlayarak ikinci ameliyat riskini düşürüyor.

Meme kanseri tedavisinde erken teşhisin ardından gelen cerrahi süreç, tümörün veya şüpheli dokunun vücuttan tamamen temizlenmesi açısından kritik bir öneme sahip. Özellikle elle muayenede hissedilmeyen, sadece mamografi veya MR gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle fark edilebilen lezyonların operasyon sırasında doğru şekilde bulunması, tedavinin başarısını doğrudan etkiliyor.

Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr.

Berrin Erok, modern görüntüleme eşliğinde uygulanan işaretleme yöntemlerinin cerrahiye büyük bir rehberlik sunduğunu vurguluyor.

Cerrahi süreçte yüksek doğruluk

Doç. Dr.

Berrin Erok, bu tekniklerin sağladığı avantajları şu sözlerle açıklıyor: "Görüntüleme eşliğinde uygulanan meme işaretleme yöntemleri sayesinde ele gelmeyen küçük kitlelerin ve şüpheli kireçlenme alanları cerrah tarafından milimetrik hassasiyetle çıkarılabiliyor.

Doğru işaretleme, meme koruyucu cerrahide temiz cerrahi sınır elde edilmesini sağlayarak ikinci ameliyat ihtiyacını azaltabiliyor." Uzman hekim, bu yaklaşımın temel amacının şüpheli dokunun tek seferde ve sağlıklı dokuya zarar vermeden çıkarılması olduğunu belirtiyor. Erok, "Görüntüleme eşliğinde yapılan işaretleme işlemleri cerraha önemli bir yol haritası sunuyor.

Amacımız şüpheli dokunun tek seferde, temiz cerrahi sınırlarla çıkarılmasını sağlayarak hastanın tedavi sürecini daha güvenli hale getirmek" ifadelerini kullanıyor.

İşaretleme yöntemlerinin seçimi, lezyonun yapısına ve hastanın durumuna göre farklılık gösteriyor. Doç.

Meme cerrahisinde milimetrik hassasiyet dönemi

Dr. Erok, "Bu işlemlerde temel hedefimiz, meme koruyucu cerrahi sırasında doğru bölgenin temiz cerrahi sınırlarla çıkarılmasını sağlamak ve ikinci bir ameliyat ihtiyacını en aza indirmektir" diyerek sürecin önemine dikkat çekiyor.

Geleneksel yöntemlerde kullanılan ince kılavuz tellerin yerini, günümüzde daha konforlu olan kablosuz sistemler alabiliyor. Bu yeni nesil teknolojiler, hastanın ameliyat öncesi konforunu artırırken cerraha da operasyon sırasında büyük kolaylık sağlıyor.

Yeni nesil işaretleme teknolojileri

Doç. Dr.

Erok, teknolojik gelişmeleri şöyle detaylandırıyor: "Geleneksel tel ile işaretleme yönteminde ince bir kılavuz tel lezyonun içerisine yerleştiriliyor ve hasta konforu ile telin yer değiştirme riskini azaltmak amacıyla işlem ameliyat günü uygulanıyor. Daha yeni nesil kablosuz sistemlerde ise lezyon içerisine küçük bir reflektör yerleştiriliyor ve cerrah ameliyat sırasında özel bir cihaz yardımıyla bu bölgeyi milimetrik hassasiyetle tespit edebiliyor.

Bu yöntem, ameliyattan günler önce uygulanabilmesi açısından da önemli avantaj sağlıyor." Bu sistemler sayesinde cerrahlar, şüpheli alanı çok daha net bir şekilde tanımlayabiliyor.

Tedavi sürecinde sadece kitleler değil, kemoterapi öncesi işaretlenen alanlar da büyük önem taşıyor. Doç.

Dr. Erok, "Kemoterapi öncesinde küçülmesi ya da tamamen kaybolması beklenen tümörlerde de işlem öncesinde yerleştirilen klipsler, cerrahi sırasında doğru alanın bulunmasını kolaylaştırıyor.

Görüntüleme eşliğinde uygulanan tüm bu yöntemlerle hedefimiz, şüpheli dokunun doğru şekilde çıkarılmasını sağlayarak hem tedavinin başarısını artırmak hem de hastaların gereksiz ek cerrahilere ihtiyaç duymasını önlemektir" diyerek, bu yöntemlerin hasta sağlığı üzerindeki olumlu etkisini vurguluyor. İstanbul'daki merkezlerde de yaygınlaşan bu hassas cerrahi yaklaşımlar, meme kanseriyle mücadelede tedavi kalitesini yükseltmeye devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER