İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0754 %0.17
51,2133 %0.04
7.301,96 % 1,68
68.279,34 %-4.027
Muhalif. SPOR Özgüven neden sonuçla değil süreçle inşa edilir?

Özgüven neden sonuçla değil süreçle inşa edilir?

Spor dünyasında özgüven nasıl tanımlanır, sonuç ve süreç odaklı özgüvenin farkı nedir? Uzm. Psk. Ayça Girgin, sporcuların hayatında özgüveni ve geliştirme yollarını kaleme aldı.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 3 dk

Uzm. Psk. Ayça Girgin / Spor Psikolojisi Danışmanı

Spor dünyasında özgüven çoğu zaman yanlış bir yerden tanımlanır.
“Kazanınca özgüveni yükseldi.”
“Kaybedince özgüveni düştü.”

 Oysa bu cümlelerin her biri, özgüveni bir sonuç ürünü gibi görmenin yansımasıdır. Halbuki psikolojik açıdan özgüven; madalyayla, skorla ya da sıralamayla değil, sürecin içinde yaşanan deneyimlerle inşa edilir.

Sonuca Dayalı Özgüven: Kırılgan ve Geçicidir

Sonuç odaklı bir özgüven, sporcunun kendine verdiği değeri tek bir şarta bağlar:
“Kazanırsam iyiyim, kaybedersem yetersizim.”

Bu bakış açısı üç ciddi risk taşır:

  1. Özgüven koşulludur.
    Sonuç değiştiğinde özgüven de değişir.
  2. Kaygıyı artırır.
    Çünkü sporcu artık sadece oynamaz; özgüvenini korumaya çalışır.
  3. Hata toleransını düşürür.
    Hata, gelişimin bir parçası olmaktan çıkar; tehdit haline gelir.

Bu yüzden birçok yetenekli sporcu, önemli maçlarda veya seçmelerde kendi performansının altına düşer. Çünkü zihni şu soruyla meşguldür:
“Ya başaramazsam?”

Süreç Odaklı Özgüven: Dayanıklı ve Geniştir

Süreç odaklı özgüven ise şuna dayanır:
“Ben çabalayan, öğrenen ve gelişen bir sporcuyum.”

Burada özgüvenin kaynağı;

  • Antrenmana devam edebilme
  • Zorlandığında vazgeçmemek
  • Hata yaptıktan sonra oyunda kalabilmek
  • Kendini toparlayabilmek
  • Elinden geleni yapma cesareti göstermek

yani kontrol edilebilir davranışlardır.

Bu tür özgüven:

  • Maçtan maça dalgalanmaz
  • Tek bir hatayla yıkılmaz
  • Rakibe göre değil, kendine göre şekillenir
  • Sporcunun içsel gücünü besler

Ve en önemlisi:
Kaybettiğinde de sporcunun elinde kalır.

Gerçek Özgüven Nerede Büyür?

Özgüven;

  • Skor tabelasında değil
  • Kupa töreninde değil
  • Alkış anında değil

şu anlarda büyür:

  • “Bugün zorlandım ama bırakamadım.”
  • “Korktum ama denedim.”
  • “Hata yaptım ama devam ettim.”
  • “Kazanamadım ama öğrendim.”

Çocuk ve genç sporcularda kalıcı özgüven, tam da bu cümlelerin tekrarında oluşur.

Aile ve Antrenör Dili: Temel Taş

Bir sporcunun özgüven inşasında çevresel dil çok belirleyicidir.

  • “Kaçıncı oldun?” yerine
    “Sahada senin için en zor an hangisiydi?”
  • “Rakip senden iyiydi.” yerine
    “Sen bugün hangi yönünü geliştirdin?”
  • “Niye kazanamadın?” yerine
    “Bir dahaki sefere neyi farklı yapabilirsin?”

Bu dil değiştiğinde sporcu şunu öğrenir:
Değerim sonuçtan bağımsız.

Sonuç Gelir, Süreç Kalır

Sonuçlar gelir geçer.
Bir gün kazanılır, bir gün kaybedilir.
Ama süreçte kazanılan psikolojik beceriler kalıcıdır.

Gerçek özgüven;

  • skora rağmen ayakta kalabilmektir,
  • performans düştüğünde kendini kaybetmemektir,
  • dış koşullar değişse bile iç dengeyi koruyabilmektir.

Ve işte bu yüzden özgüven, sonuçla değil süreçle inşa edilir.

Çünkü sporcuya hayat boyu eşlik eden şey; kazandığı kupalar değil, kendine duyduğu güvendir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız