Okulların açılmasına sayılı günler kala ailelerde hem heyecan hem de telaş başladı. Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde çocukların sağlıklı ve güvenli bir dönem geçirmesi için yalnızca kırtasiye ve kıyafet alışverişi yapmak yeterli değil. Uzmanlar, okul öncesi ve okul çağındaki çocukların fiziksel ve ruhsal olarak yeni döneme hazırlanması için ailelere önemli uyarılarda bulunuyor.
Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çağ, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyza Ustabaş Kahraman, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zorlu ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Asya Naz Al, çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirmesi için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.
Kıyafet ve kırtasiyede sağlık önceliği
Ailelerin okul alışverişinde ürünlerin görünümü kadar sağlığa uygunluğuna da dikkat etmesi gerekiyor. Prof. Dr. Yakup Çağ, kıyafetlerin pamuklu, doğal ve terletmeyen kumaşlardan seçilmesi gerektiğini belirterek, yeni alınan kıyafetlerin üretim ve paketleme aşamasında kimyasallara maruz kalabileceğini, bu nedenle mutlaka yıkanıp öyle giydirilmesi gerektiğini söyledi.
Ayakkabı seçiminde rahat, hafif ve kaymaz tabanlı modellerin tercih edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Çağ, okul çantalarının ise hafif, ergonomik ve iki omuzda taşınabilen modellerden seçilmesini önerdi. Ağır çantaların omurga sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Çağ, kırtasiye ürünlerinde üretici bilgilerinin ve güvenlik belgelerinin kontrol edilmesi, ağır metal ve toksik madde içerebilecek ürünlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Sağlık kontrolleri ve aşı takvimi
Doç. Dr. Feyza Ustabaş Kahraman, çocukların okula başlamadan önce genel büyüme ve gelişimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Boy ve kilo takibinin yanı sıra bilişsel, davranışsal, dil ve motor gelişim, işitme ve görme kontrollerinin yapılmasının önemine dikkat çeken Kahraman, sağlıklı büyüme ve gelişmesi olan çocuklarda rutin kan tetkiki istemediklerini, ancak halsizlik, solukluk, iştahsızlık veya büyüme ve gelişmede duraksama varsa gerekli tetkikleri yaptıklarını söyledi.
Aşı kartlarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kahraman, özellikle 4 yaşta uygulanan kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve karma aşılarının hatırlatma dozlarına dikkat çekti. 1 Eylül 2026 itibarıyla Ulusal Aşı Programı’na 4 yaşta su çiçeği aşısı hatırlatma dozunun da ekleneceğini aktaran Kahraman, geciken aşıların tamamlanabileceğini ve kreşe başlayacak çocuklarda mevsimsel influenza aşısının da değerlendirilmesini önerdi.
Beslenmede protein ve doğal besinler öne çıkıyor
Beslenme ve Diyet Uzmanı Asya Naz Al, gelişim çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin büyüme ve gelişim açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle protein içeriği yüksek besinlerin günlük beslenmede yer alması gerektiğini aktaran Al, çocukların günde bir ya da iki porsiyon meyve ve sebze tüketmesi gerektiğini söyledi.
Kahvaltıda poğaça, simit ve börek gibi yüksek karbonhidrat ve yağ içeren seçenekler yerine yumurta, peynir ve tam tahıllı ekmek gibi alternatiflerin tercih edilmesini öneren Al, kahvaltı yapmak istemeyen çocuklar için küçük ara öğünler oluşturulabileceğini belirtti. Meyve suyu ve sabah saatlerinde fazla miktarda meyve tüketiminin kan şekerini hızlı yükseltebileceğine dikkat çeken Al, kantinlerde satılan yağ ve tuz içeriği yüksek ürünler yerine evden hazırlanmış kuru meyve ve kuruyemiş gibi sağlıklı ara öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.
Uyum sürecinde ebeveyn tutumu belirleyici
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zorlu, okula uyum sürecinin yalnızca çocuğun okula gidip gelmesi olmadığını, öğretmenle iyi bir ilişki kurması, arkadaşlarıyla kaynaşması ve derse dikkatini verebilmesiyle de ilgili olduğunu söyledi. Bazı çocukların hızlıca alışırken bazıları için bu sürecin daha uzun olabileceğini belirten Zorlu, genellikle ilk bir ayın uyum süresi olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Ebeveynlerin çocuğu dinleyip duygularını anlamasının uyumu kolaylaştırdığını belirten Dr. Zorlu, çocuğun kaygılandığı ya da zorlandığı bir nokta varsa onu anlamak, hak vermek ve öğretmenle iş birliği içinde olmanın süreci hızlandıracağını, buna karşılık baskıcı ya da aşırı kaygılı ebeveyn tutumlarının ise süreci uzatabileceğini kaydetti.