Yeni bir bilimsel araştırma, kanserin kedilerde ve insanlarda benzer genetik mekanizmalarla ilerlediğini ortaya koydu. Bulgulara göre, bir türde geliştirilecek tedavi yöntemleri diğer tür için de yol gösterici olabilir.
Araştırmaya göre ev kedileri, sahipleriyle aynı çevresel risklere maruz kalıyor. Bu durum, kanserin oluşum nedenlerinde ortak faktörler olabileceğine işaret ediyor. Bilim insanları, kedilerde kanserin hastalık ve ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer aldığını ancak hastalığın genetik gelişimi hakkında bugüne kadar sınırlı bilgi bulunduğunu vurguluyor.
Çalışma, Wellcome Sanger Institute ve Bern University öncülüğünde yürütüldü. Yedi ülkeden yaklaşık 500 ev kedisinin doku örnekleri incelendi, DNA dizilimleri analiz edildi. Araştırmacılar, insan kanseriyle ilişkili yaklaşık 1000 gen ile 13 farklı kedi kanseri türünü karşılaştırdı.
Araştırmanın ortak yazarlarından Bailey Francis, farklı türlerdeki kanser genomlarının karşılaştırılmasının hastalığın kökenini anlamada kritik rol oynadığını belirtti. Çalışmada, kedilerde görülen genetik mutasyonların insan ve köpeklerdeki kanserlerle dikkat çekici biçimde örtüştüğü saptandı.

En sık mutasyona uğrayan genin TP53 olduğu tespit edildi. Bu gen, kedilerdeki tümörlerin yüzde 33’ünde görülürken insanlarda da benzer oranlarda rastlanıyor. TP53 mutasyonu, tümör baskılayıcı mekanizmaların devre dışı kalmasına yol açarak kanserin hızla ilerlemesine neden oluyor.
Araştırmada ayrıca kedilerde görülen meme kanseri ile insanlardaki meme kanseri arasında güçlü benzerlikler bulundu. Meme karsinomu, dişi kedilerde en sık görülen kanser türlerinden biri olurken, insanlarda da kadınlarda en yaygın kanserler arasında yer alıyor. Her iki türde de hücre büyümesini kontrol eden ortak sürücü genlerin mutasyona uğradığı belirlendi.
Prof. Sven Rottenberg, bu ölçekte bir doku setine ilk kez erişildiğini belirterek, elde edilen verilerin ilaç yanıtlarının değerlendirilmesinde devrim niteliğinde olduğunu ifade etti. Rottenberg’e göre bu bulgular, gelecekte hem kediler hem de insanlar için yeni ve daha etkili kanser tedavilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Bilim insanları, çalışmanın uzun vadede klinik uygulamalara taşınabileceğini ve veteriner onkolojisi ile insan tıbbı arasında daha güçlü bir iş birliği doğurabileceğini belirtiyor.