İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,7939 %0.07
55,5946 %-0.09
6.423,80 %-0.03
80.019,88 %-0.32
Muhalif. SAĞLIK HIV araştırmalarında dikkat çeken gelişme: Virüs 4 yıl boyunca kanda tespit edilemedi

HIV araştırmalarında dikkat çeken gelişme: Virüs 4 yıl boyunca kanda tespit edilemedi

Bilim insanlarının maymunlar üzerinde denediği deneysel antikor, HIV tedavisinde yeni bir yaklaşımın kapısını aralayabilecek sonuçlar ortaya koydu.

HIV araştırmalarında dikkat çeken gelişme: Virüs 4 yıl boyunca kanda tespit edilemedi
KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

HIV tedavisine yönelik yürütülen araştırmalarda dikkat çeken bir sonuç elde edildi. Bilim insanlarının geliştirdiği deneysel bir antikor sayesinde, HIV benzeri bir virüsle enfekte edilen yavru maymunlardan birinde tedavi sonlandırıldıktan sonra 4 yıl boyunca virüs kanda tespit edilebilir düzeye ulaşmadı.

Nature Microbiology dergisinde yayımlanan araştırmada, ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi'nden bilim insanları, simian immün yetmezlik virüsü (SIV) ile enfekte edilen makak maymunları üzerinde deneysel bir tedavi yaklaşımını test etti.

SIV, en az 45 farklı insan dışı primat türünü ve maymunu enfekte eden, insanlarda görülen HIV ile yakın akraba olan bir lentivirüs olarak biliniyor.

HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) ise vücudun mikroplarla mücadele eden savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini hedef alıyor ve CD4 adı verilen beyaz kan hücrelerine (T lenfositleri) zarar veriyor.

Araştırmacılar, virüsün çoğalmasını engelleyen ilaçlarla birlikte verilen tek doz antikorun bazı hayvanlarda ilaç tedavisi sona erdikten sonra virüsün yeniden ortaya çıkmasını aylarca engellediğini belirledi. Deneydeki hayvanlardan birinde ise takip edilen 4 yıllık süre boyunca kanda tespit edilebilir virüse rastlanmadı.

Virüsün gizlendiği hücreler hedef alındı

HIV, bağışıklık sistemi hücrelerine girdikten sonra genetik materyalini hücrelerin DNA'sına yerleştirebiliyor. Virüs bu hücrelerde uzun süre etkinleşmeden kalabiliyor ve ilaç tedavisinin bırakılması halinde yeniden çoğalmaya başlayabiliyor.

Antiretroviral ilaçlar virüsün çoğalmasını kontrol altında tutabilse de hücrelerde gizlenen virüs rezervuarlarını tamamen ortadan kaldıramıyor. Virüs üretmeyen enfekte hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tanınması da daha zor olabiliyor.

Araştırmada kullanılan deneysel antikor, hücre yüzeyindeki CCR5 proteini ile bağışıklık sisteminin T hücrelerinde bulunan CD3 protein kompleksine bağlanacak şekilde geliştirildi. Bu yöntemle T hücrelerinin CCR5 taşıyan hücrelere yönlendirilmesi ve söz konusu hücreleri hedef alması amaçlandı.

CCR5, HIV ve SIV'nin hücrelere girmek için kullanabildiği proteinlerden biri olarak biliniyor. Bilim insanları bu proteini taşıyan hücreleri hedef alarak hem virüsü barındırabilecek hücreleri hem de ilerleyen dönemde virüsün enfekte edebileceği hücreleri azaltmayı hedefledi.

Deney 25 yavru maymun üzerinde gerçekleştirildi

Araştırma kapsamında 25 yeni doğan makak maymunu SIV'ye maruz bırakıldı ve hayvanların 20'sinde enfeksiyon gelişti. Enfeksiyondan bir hafta sonra hayvanlara antiretroviral ilaç tedavisi uygulanmaya başlandı.

Hayvanlar üç ayrı gruba ayrıldı. İlk gruba yalnızca antiretroviral ilaçlar verilirken ikinci gruba ilaçların yanı sıra tek doz CCR5/CD3 hedefli deneysel antikor uygulandı. Üçüncü gruptaki hayvanlara ise CD4 adı verilen hücre yüzeyi proteinini hedefleyen farklı bir antikor verildi.

Antikor uygulaması, ilaç tedavisinin başlamasından iki gün sonra yapıldı. Tedavi toplam 18 hafta devam ettirildi. Daha sonra ilaçlar kesildi ve virüsün yeniden ortaya çıkıp çıkmayacağı takip edildi.

Yalnızca ilaç tedavisi uygulanan hayvanların tamamında virüs, ilaçların kesilmesinden sonraki bir hafta içerisinde yeniden kanda tespit edildi. CD4 proteinini hedefleyen antikorun uygulandığı gruptaki sekiz hayvandan altısında da virüs yedi gün içerisinde yeniden ortaya çıktı.

Bir maymunda süre 4 yıla ulaştı

CCR5/CD3 antikoru uygulanan hayvanların bazılarında ise virüsün yeniden ortaya çıkmasının çok daha uzun sürdüğü görüldü. Dört hayvanda üç aydan uzun süre boyunca kanda tespit edilebilir virüse rastlanmadı.

Bu hayvanlardan ikisinde virüs sırasıyla 97 ve 173 gün sonra yeniden ortaya çıktı. Bir başka hayvanda takip yaklaşık 29'uncu haftada sona erene kadar virüs saptanmadı. En uzun süre takip edilen hayvanda ise kanda tespit edilebilir virüs görülmeyen süre 4 yıla ulaştı.

Virüsün tamamen ortadan kalktığı kanıtlanmadı

Araştırmacılar, uzun süre boyunca virüs tespit edilmeyen üç hayvan üzerinde ek incelemeler yaptı. Virüs enfeksiyonunun kontrol altında tutulmasında rol oynayabilen CD8 T hücreleri geçici olarak azaltıldığında da virüs yeniden ortaya çıkmadı.

Hayvanların dokularında gerçekleştirilen incelemelerde viral genetik materyale rastlanmazken, lenf düğümlerinden alınan hücrelerden bulaşıcı virüs elde edilmesine yönelik girişimler de sonuç vermedi. Bulgular, vücuttaki virüs rezervuarının önemli ölçüde azalmış olabileceğine işaret etti.

Ancak araştırma, virüsün vücuttan tamamen ortadan kaldırıldığını kesin olarak ortaya koymadı. Dört yıl boyunca takip edilen maymundan alınan örneklerden birinde çok düşük seviyede viral RNA sinyali belirlendi. Araştırmacılar, söz konusu sinyalin bulaşmadan kaynaklanmış olabileceği ihtimalini kesin olarak dışlayamadı. Aynı örnekte viral DNA'ya veya virüsün yeniden kanda ortaya çıktığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadı.

Deneysel antikorun henüz insanlar üzerinde test edilmediği belirtiliyor. Yöntemin HIV tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağının belirlenebilmesi için insanlarda gerçekleştirilecek klinik çalışmalarla hem etkinliğinin hem de güvenliğinin ortaya konması gerekiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız