Joanne Osmond, Pennsylvania kırsalında büyürken ailesiyle birlikte geceleri en fazla dört saat uyuyordu. Kardeşleri bulmaca çözüyor, Osmond roman okuyordu; babaları tamiratla uğraşıyordu. Anneleri dışında aile üyeleri çoğu gece uykusuzdu.
Osmond ve ailesi, bilim insanlarının “doğuştan kısa uyuyanlar” dediği gruba dahildi. Bu kişiler normal insanların aksine az uyumalarına rağmen yorgunluk, odak kaybı veya kalp hastalığı riski yaşamıyor. 2011’de Osmond, kısa uykuya yol açan gen varyasyonuna sahip olduğunu öğrendi; kız kardeşlerinde de aynı mutasyon bulunuyordu. Bugün 77 yaşında olan Osmond hâlâ geceleri dört saatten fazla uyumuyor.
Genetikçi Ying-Hui Fu, kısa uyuyan yaklaşık 100 kişiyi inceleyerek, çoğunun yoğun tempolu ve hareketli bir yaşam sürdüğünü, kafeine ihtiyaç duymadığını ve jet lag yaşamadığını açıkladı. Fu, bu kişileri esprili şekilde “Homo sapiens 2.0” olarak tanımlıyor.
Uyku hâlâ hayati önem taşıyor. 19. yüzyılda yapılan bir deneyde uykusuz bırakılan köpek yavrularının birkaç gün içinde öldüğü, aç bırakılanların ise hayatta kaldığı gözlemlenmişti. Guinness Rekorlar Kitabı da artık “en uzun süre uyanık kalma” başvurularını kabul etmiyor.
Uyku, iki sistemle düzenleniyor:
Biyolojik saat: Yaklaşık 24 saatlik uyku-uyanıklık döngüsünü kontrol ediyor.
Homeostatik uyku dürtüsü: Uyanıklık boyunca biriken “uyku baskısı” ile uyuma isteğini tetikliyor.
Alışılmadık uyku düzenine sahip kişilerin genetik araştırmalarının odağı hâline gelmesi, 1990’larda başladı. Utah Üniversitesi’nde nörolog Chris Jones, ailesinde aynı uyku düzenine sahip bir kadın ve torununu gözlemledi ve DNA mutasyonu tespit edildi. 2009’da Fu, DEC2 adlı genin kısa uyku ile ilişkili olduğunu buldu.
Bugün beş gen üzerindeki altı farklı mutasyon, kısa uyku ile bağlantılı. Bazı genler uyanıklık hormonu oreksin ile ilişkili. Kısa uyuyanlar, hafıza kaybı veya klasik uykusuzluk belirtileri yaşamıyor ve uyku sürelerini daha verimli kullanıyor.
Bilim insanları, bu genetik keşiflerin uyku ihtiyacını güvenli biçimde azaltacak ilaçlar geliştirmeye kapı aralayabileceğini belirtiyor, ancak temkinli davranıyorlar.
Uzmanlar, vücudunuzun uyku ihtiyacını anlamak için basit bir öneri sunuyor: Uykunuz geldiğinde alarm kurmadan yatın, dinlenmiş hissettiğinizde kalkın.