Moğolistan'ın uçsuz bucaksız bozkırlarında, konar-göçer medeniyetlerin izlerini sürmek amacıyla başlatılan Atlılar Kültürü projesi, arkeoloji dünyası için kritik veriler sunmaya devam ediyor. 2024 yılında start alan ve TİKA'nın destekleriyle güçlenen proje, İstanbul Aydın Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Moğolistan Devlet Üniversitesi'nin ortak çalışmasıyla 2026 yılında yeni bir aşamaya ulaştı. Henti vilayetinin Yazaruul ve Bulgan Uul bölgelerinde gerçekleştirilen kazılarda, altı farklı kurgan titizlikle incelenerek gün yüzüne çıkarıldı.
Göçebe yaşamın askeri ve sosyal izleri
Kazı çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular, bölgedeki antik toplulukların günlük yaşam pratiklerine ve askeri yapılarına dair önemli ipuçları veriyor. Mezarlarda bulunan ok uçları ve sadak parçaları, gömülen kişilerin dönem içerisinde askeri bir statüye sahip olduklarını kanıtlar nitelikte.
İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Elvin Yıldırım, bu buluntuların sadece birer eşya olmadığını, aynı zamanda insanların ölümden sonraki hayata bakış açılarını ve sosyal meşgalelerini anlamamıza olanak tanıyan birer belge niteliği taşıdığını vurguladı.
Atlar öbür dünyaya yol arkadaşı oldu
Kazıların en dikkat çekici bulgularından biri ise mezarlara bırakılan at kalıntıları oldu. Atların kurban edilmekten ziyade, ölen kişinin öbür dünyaya geçişinde ona eşlik eden bir vasıta olarak görüldüğü anlaşıldı.
Prof. Dr.

Yıldırım, atların gen parçalarıyla birlikte bütün halde gömülmesinin, bu medeniyetin atlı kültürle olan derin bağını gözler önüne serdiğini belirtti. Tunç Çağı'ndan Erken Orta Çağ'a kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan bu mezarlar, bozkır coğrafyasındaki yaşamın karmaşıklığını ve zenginliğini bir kez daha kanıtladı.
Analiz süreci Türkiye'de devam ediyor
Kazı alanından çıkarılan insan ve hayvan kemikleri ile demir sunu kapları, kazanlar ve çömlekler gibi maddi kültür öğeleri, detaylı incelemeler için Türkiye'ye getirildi. Elde edilen verilerin radyokarbon analizleri sürerken, araştırmacılar 2027 yılı içerisinde tüm bulguları kapsamlı bir yayınla bilim dünyasına sunmayı hedefliyor. Proje, Türkiye'nin Hun arkeolojisi konusundaki akademik birikimini uluslararası arenada temsil etmesi açısından da büyük bir önem taşıyor.