Sansüre Hayır/Habere Özgürlük
Geride kalan Cumartesi günü eşzamanlı olarak gazeteci örgütleri "Sansüre Hayır/Habere Özgürlük" belgisinin öne çıktığı birer kitlesel basın açıklamasıyla 10 il merkezinde basın kuruluşları ve basın mensupları üzerindeki baskıları kınadı.
İzmir'de Alsancak TKSM önünde İGC ÇGD, TFMD, DİSK-Basın-İş ve TGS'nin gerçekleştirdiği, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ile partili milletvekilleri ve belediye başkanlarının da katılarak destek verdiği basın açıklamasına ben de katıldım. İGC Başkanı Dilek Gappi'nin okuduğu ortak açıklamanın ardından oldukça kalabalık kitle Gündoğdu Meydanı'na kadar da sloganlar eşliğinde yürüdü. Özel, partililerle değil, basın açıklamasının özüne uygun olarak gazetecilerle birlikte olmayı ve yürümeyi tercih etti. Beraber yürüdük. Özel ile CHP'de danışman olduğum 2011'den itibaren tanışırız. O da 2011'de ilk kez milletvekili seçilmişti.

ÖZEL: "DESTEK OLMAYA GELDİM"
Özel, basın açıklamasını görevli olarak çalıştıkları kuruluşlar adına izleyen muhabirlere siyasi demeç vermemeyi tercih etti, doğru da yaptı ve şöyle dedi:
"Bugün gazetecilerin eylem günü. Nereye çağırsak gelip destek olan arkadaşlara destek olmaya geldim. Onların sözünün en üstte kalması için bugün ben bir açıklama yapmayacağım. Sadece haber alma hakkımızın teminatı olan basın emekçilerinin sonuna kadar arkasındayız. Örgütlü birlikteliklerini kutluyorum. Onlara destek olmaya geldim. Hiçbir siyasi değerlendirme yapmayacağım."

TUTUKLU GAZETECİLERİN MEKTUPLARI OKUNDU
Ortak basın açıklaması öncesindeTGS İzmir Şb. Başkanı Nil Kahramanoğlu tutuklu gazeteciler Tuğba Tekerek ve İsmail Arı'nın mektuplarını okudu.
"ARTIK YETER! NEFES ALAMIYORUZ!"
Gazeteciliğin suç, haberin tehdit olarak görüldüğü bir ortamda demokrasiden söz edilemeyeceğini vurgulayan İGC Başkanı Dilek Gappi, gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ev hapsine mahkûm edildiğini belirtti. Medya kuruluşlarına ve gazetecilere yönelik baskıların toplumun haber alma hakkını da hedef aldığını ifade eden Gappi, “Artık yeter! Nefes alamıyoruz!” diyerek gazetecilerin isyanını dile getirdi.
Gappi, medya kuruluşlarına yönelik kayyım atamaları ve erişim engellerinin basın özgürlüğünü ortadan kaldırdığını vurgulayarak tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, haber üzerindeki yargı baskısının sona erdirilmesi, medyada kayyım uygulamalarına son verilmesi, hukuksuz erişim engellerinin kaldırılması ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin durdurulması talebini dile getirdi.

BU KADARI GÖRÜLMEMİŞTİ!
Medya üzerindeki baskılar ülkemizde hiç bu kadar olmamıştı. Zırt pırt gazeteci tutuklanıyor... Gazeteci tahliye ediliyor, bir süre sonra yeniden tutuklanıyor... Adli kontrolle ev hapsinde olan gazetecinin evine şafak baskını yapılıp bir daha tutuklanıyor!.. Muhalefete ses olan Tele 1 ve Halk TV'ye kayyım atandı ve muhalefetin zaten az olan sesi iyice kısıldı. Muhalefetin partisi ve yerel yönetimleri üzerindeki baskı yetmemiş olacak ki, kendisine ses olan medya kuruluşları ve bağımsız gazeteciler de baskılardan, kayyımdan nasibini alıyor... Dahası, etkili muhalif T24, Kısa Dalga gibi internet gazeteleri, etkili sosyal medya hesapları karartılıyor... Bütün bu tasarruflarla geriye kalan sınırlı medya, bağımsız gazeteciler de otosansüre zorlanıyor...
12 Mart, 12 Eylül'deki askeri cunta dönemlerinde bile basın ve gazeteciler üzerinde bu kadar baskı yoktu! AK Parti "göstermelik seçimli bir otoriter rejim" için yelteniyor bütün bunlara... Serbest seçim, nihayet serbest bir iletişim ve propagandaya gereksinim duyar. İktidarın medyayı nefessiz bırakmasının amacı serbest seçimi sakatlamak... Potansiyel birinci partiyi ve cumhurbaşkanı adayını sakatlamak yetmiyor zahar!..
Memleketin namuslu gazeteceleri, yazarları, programcılarının da bir diyeceği olacak tabii... Cumartesi işte bunun için meydanlara çıktık!