İstanbul
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0704 %0.14
51,2183 %0
7.205,55 % 0,34
71.216,93 %-2.004

Bir müzenin kapısında yeniden başlamak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir müzenin kapısında yeniden başlamak

Gazeteciliğe ara verdiğim yıllar boyunca çok şey yazmadım ama çok şey biriktirdim. Sorular, suskunluklar, başka öncelikler… Ve bir gün, sekiz yaşındaki oğlumla Frankfurt Senckenberg Müzesi’nde yan yana dururken, kelimelerin yeniden yerini bulduğunu hissettim. Bu yazı, bir annenin çocuğuyla çıktığı yolculuğun ve gazeteciliğe verilen uzun bir aradan sonra kurulan ilk cümlenin hikayesi.

Hayat bazen insanı kelimelerden uzaklaştırıyor. Yazmamayı seçtiğiniz için değil, yazının yerini başka sorumlulukların aldığı için... Benim için bu aranın adı annelikti. Ama yazı hiçbir zaman kaybolmadı, sadece sessizleşti. O sessizlik, Frankfurt’ta bir müzenin yüksek tavanları altında, oğlumun susarak baktığı bir dinozor iskeletinin karşısında bozuldu. 

Senckenberk Müzesi, bir doğa tarihi müzesinden fazlası. Orası zamanın katmanlarını üst üste koyan bir alan. Dinozorlar, fosiller, evrim salonları… Ama benim için en çarpıcı olan, oğlumun yüzündeki ifadeydi. “Anne”, dedi “bunlar gerçekten var mıydı?” Bu sorunun anlamı benim için öyle kıymetli ki! Dünyanın ne kadar büyük ama merakının ne kadar sınırsız olduğunu fark etme anıydı. 

Bir annenin görevi her soruya cevap vermek değil bazen. Bazı sorular çocukta kalmalı. O gün bunu anladım. Çünkü müze boyunca en çok yaptığımız şey konuşmak değil, birlikte susmaktı. Bir fosilin önünde, milyonlarca yıl öncesine bakarken; bir çocuğun hayal gücüyle bir yetişkinin düşüncesi aynı yerde durabiliyordu. 

Gazetecilik bana yıllar önce bakmayı öğretmişti. Annelik ise bakarken acele etmemeyi. Senckenberg Müzesi’nde ikisini aynı anda yaşadım. Oğlum sergiler arasında koşarken ben onu öyle hevesle izliyordum ki. Bazı anlar yazılmadan önce kesinlikle yaşanmalı. 

Bu yazı bir gezi yazısı değil yalnızca. Sekiz yaşındaki bir çocukla ülkeleri keşfetmek, ona bilgi aktarmaktan çok birlikte anlam kurmak olduğunu fark etmenin yazısı. 

Belki de bu yüzden Senckenberg Müzesi’nden çıkarken şunu düşündüm: Bazı yolculuklar çocuklar için planlanır ama anneler için başlar. Ve bazen bir müzenin kapısı, hem geçmişi hem geleceği aynı anda açar. 
 

Bir sonraki yazımda sizlerle Frankfurt Senckenberg Naturmuseum’da keşfe çıkacağız.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız