Fed’e savaş açmanın tehlikesi ve maliyeti
Her kurumu kendisinin ve yakın çevresinin denetimine almak isteyen ABD başkanı kurumsal özerkliğin dünyadaki en önemli örneklerinden biri olan Amerikan Merkez Bankası Federal Rezerv(Fed) başkanı Jerome H. Powell’a karşı kişisel husumet boyutunda bir savaş açmış durumda. Oysa Powell, 2018'de dört yıl için Trump tarafından Janet Yellen yerine göreve getirilmiş, 23 Mayıs 2022'de ise Biden’ın başkanlığı sırasında görev süresi 4 yıllığına yenilenmişti. Trump ikinci kez göreve geldiğinden beri politika faizlerin daha hızlı düşürülmesini istiyor. Ancak faiz kararlarını kurallara ve demokratik geleneklere uygun olarak alan Powell’ı söz dinlemediği için Fed’in başından atmak istiyor. Powell, ise ekonomik göstergeler ve bölgesel Fed başkanlarından gelen görüşler doğrultusunda faiz oranlarını kademeli olarak düşürmeyi tercih ediyor. Kimilerinin daha hızlı indirimi uygun gördüğü, kimilerinin ise faiz oranlarının düşürülmesine hiç gerek olmadığı fikrini beyan ettiği bir ortamda en son Aralık 2025 te faizlerin yüzde 3.75 e kadar düşürülmesini sağladı. Teamüller yüzünden Trump, Powell’ı görevden alamıyor. Ayrılması için sürekli baskı altında tutuyor. En son hakkında “Fed binasının yenilenmesi sırasında Kongre’ye doğru söylemediğine ilişkin” bir soruşturma açılmasını sağladı. Ancak Powell’ın Mayıs 2026 sonuna kadar direneceği anlaşılıyor.
Ekonomik ve Siyasi Amaç Çatışması
Powell’in verdiği cevap oldukça etkileyici. "Fed başkanı dâhil hiç kimse kanunların üzerinde değildir. Ancak bu benzeri görülmemiş adım, hükümetin Fed üzerinde süregelen tehdit ve baskısının bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu soruşturmanın gerçek sebebi herhangi bir usulsüzlük değil bizim merkez bankası olarak Başkan Trump'ın tercihlerinden bağımsız faiz kararı almış olmamızdır. Bundan sonra da bu şekilde hareket edip etmeyeceğimizdir. Dört başkan döneminde görev aldım ve herhangi bir siyasi baskı ile karar almadım. Bundan sonra da Senatonun bana verdiği yetki ve saygınlıkla hizmet etmeye devam edeceğim." Gelmiş geçmiş tüm FED başkanları gibi Powell da ülkedeki makroekonomik istikrarın gözetilmesi amacıyla, istihdam ve enflasyon verilerine bakarak politika faizini belirlemeye devam edeceğini ve görevden ayrılmayacağını açıklarken, Trump’ın siyasi amacının, savaş, petrol ve inşaat şirketlerinden kendisine yakın olanlara ucuz kredi sağlamak olduğunu bildiğini de üstü örtülü olarak açıklıyor. Trump politika faizinin yatırım kararlarının alınmasındaki tek etken mi olduğunu sanıyor? Sanmıyorum. Her şeyden önce petrol şirketleri temsilcileri kendisine zaten Venezuela örneğinde olduğu gibi bazı ülkelerin henüz “yatırım yapılabilir durumda” olmadığını söyledi bile. Tabii yerleşik menkul kıymetler borsası olan her ülkedeki gibi ABD Wall Street’e kayıtlı şirketlerin hisseleri eğer politika faizi düşürülürse değerlenir ve onlar da yeni hisse çıkarmak yoluyla yatırım finansmanı sağlayabilir. Ancak Trump’ın ABD ni en büyük yapma(MAGA) iddiasıyla sürdürdüğü dünya çapında saldırganlık politikasının yarattığı istikrarsızlık, şimdi büyük şirketlerin ulusal ve uluslararası yatırım kararları önündeki en büyük engel.
Merkez Bankalarının Özerkliğine Saldırı en büyük Tehlike
Tabii bu “ben ne emredersem o olur. Her istediğimi herkese, her kuruma yaptırırım” daha çok gelişmekte olan ülkelerle, seçimle iş başına gelip, popüler iktidarlarını diktatörleşme vesilesi olarak kullanan liderlerin bulunduğu ülkelerde görülen patolojik bir durum. Faydası gücün verdiği sarhoşlukla başı dönen liderlerin felaketlerle beslenen egolarının büyümesi, etraflarındaki destekçilerin olağan üstü servetlere kavuşması. Maliyeti ise kurumlara, kurallarla istikrar kazanmış ulusal ve uluslararası düzene, ayrıcalıklı sınıfların yükünü taşıyan insancıklara. Ama en önemlisi toplumsal barışa. Ekonomi politikalarının etkin bir koordinasyonla kullanılmaları kadar toplumsal adaleti göz ardı etmemeleri önemli. Enflasyon gelir adaletsizliğini toplumsal uçurum haline getiren bir ekonomik istikrarsızlık olduğu için Merkez Bankalarının ve FED sisteminin en önemli amacı istihdamı güvence altında tutacak fiyat istikrarını korumaktır. Doğal afetler ve büyük salgınlar dışında aslında savaş bile denetlenebilir bir siyasi gelişme olduğuna göre para otoriteleri ulusal ve uluslararası siyasi istikrarı tehdit eden tek taraflı ve çok taraflı çatışmaları da hesaba katılarak para politikası araçlarını ve özellikle faiz politikasını ince ayarla uygulamak zorundadır. Trump’ın hangi nedenle olursa olsun ABD nin şimdilik NATO hariç taraf olduğu tüm anlaşmalardan tek taraflı olarak ayrılması; Venezuela gibi Karayıp denizini çevreleyen diğer Latin Amerika ülkelerine ve Grönland’a, karşı tehditkâr ve saldırgan tavır takınması Fed’in bundan sonra para politikasını daha sıkı uygulamasını gerektirmekte. Fed’in Trump’ın birçok cephede açmaya hazırlandığı savaşları finanse etme görevi yok. Ancak önemli bir görevi de kendi özerkliğini korumak.
Mayıs 2026 Sonrasında Beklentiler
Merkez Bankaları, parasal istikrarla ilgili kararları özerk iradeleriyle alabilmeli. Faiz, karşılıklar ve benzeri araçları gerektiği zaman, gerektiği oranlarda ve gerektirdiği sürece özerk bir biçimde kullanabilmeli. Makroekonomik istikrar önlemleriyle ilgili olarak siyasi otoriteye bilgi vermekten öte, hükümetten emir alma ve hükumete taahhütte bulunma yükümlülükleri bulunmamalı. Merkez Bankaları, “borçlanmak için en son başvurulacak” kurumlar olarak, hükümetlere kredi açmak zorunda bırakılmamalı. Siyasi rant peşindeki liderler, Merkez Bankalarını kendi amaç ve ihtirasları doğrultusunda zorlamayı hakları kabul edebilir. Ancak Fed faiz kararlarını, 12 üyeli bir faiz belirleme komitesiyle alır. Fed başkanı, başkan tarafından atanan altı Fed üyesi, New York Fed başkanı ve dönüşümlü oy kullanan 11 bölgesel Fed başkanının dördünden oluşan komiteyi etkilemek zor. Jerome Powell’dan sonra Kevin Warsh ve Kevin Hassett, listenin başındaki Fed başkan adayları olarak gözüküyor. Kevin Hassett Trump'ın danışmanlarından. Kevin Warsh ise George Bush tarafından atanan eski bir Fed yöneticisi. Her iki Kevin ve özellikle Hassett[1], başkanın isteklerine hayır demeyecek adaylar. Zaten Trump’ın "benimle aynı fikirde olmayan hiç kimse Fed Başkanı olamaz" diye açıklaması var.
Make America Lonely Again(MALA)
ABD Merkez Bankası Fed ile Trump yönetimi arasındaki savaş artık tamamen ortada. Ayağına kurşun sıkan kovboy, bu savaşla uluslararası sermaye hareketlerinin sırtını her zaman güvenilir piyasa kabul edilen Amerika’ya döndürmek riskini bile göze almış durumda. Anlaşmalardan çekilerek sanıyor ki ABD dünyada yalnızlaşırsa hala güçlü olmayı sürdürebilir veya daha güçlü olabilir. Yerleşik kuralları çiğner, kurumları yıkarsa ABD, eski ABD olmaz. Korkarım MAGA MALA olmak üzere. Powell’a soruşturma açıldığını bilmiyormuş. Muhabirlere “Powell kesinlikle Fed'de başarısız, bina inşa etmede de hiç başarılı değil." demiş. Trump için iyi olmak için inşaatçı olmak gerek. Umudu, faiz oranları düşmesiyle konut talebinin artması. İnşaat sektörünün büyümenin lokomotifi olmasını istiyor. Ama ufuktaki riskler büyük. Ayrıca ABD bir taraftan da “değerli yalnızlık” politikasına savrulurken Fed’ in para politikasını gevşetmesi büyük çöküntülere yol açabilir. ABD ekonomisinin 2025 sonunda yüzde 1.9 luk bir büyüme, yüzde 2.8 lik enflasyon ve yüzde 4.6 lık işsizlik tablosu var. Mayıs sonunda Trump göreve atayacağı başkandan büyümeyi teşvik ve yandaşlarını memnun etmek için daha hızlı faiz indirimi ve ucuz kredi imkânları isteyecektir. Ancak yalnızlaşan ve kurumlarını Trump’ın kaprislerine kurban eden ABD ile küresel ekonominin varacağı yer belirsiz.
[1] Şu anda Ulusal Ekonomik Konsey direktörü olan Hassett, Trump’a yakın olan çevrenin de tercihi olarak görülüyor.