Trump ulusal ve uluslararası güvenlik tehdidi
ABD’nin kaçık Başkanı Donald Trump durmak bilmiyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve karısını tam bir haydutluk örneği sergileyerek Delta Force ajanları marifetiyle kaçırtıp ABD’ye getirtmesinin yankıları sürerken bu defa da maşaları marifetiyle bir cinayete imza attı.
Geçtiğimiz Çarşamba günü sabah saatlerinde ABD Göçmen Bürosu (ICE) ajanları Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde Renee Nicole Good’un kullandığı otomobili durdurmak istedi. Kadın durmayınca ajanlardan biri tabancasını çekip kadının başına üç el ateş etti. Kadın olay yerinde ölünce de katil dahil, bütün ICE ajanları hiç bir şey olmamış gibi çekip gittiler.
İşlenen cinayet kent ve eyalet halkında sert tepkilerle karşılaşırken eyalet Valisi Tim Walz cinayetle ilgili geniş çaplı ve adaletli bir soruşturma açılması çağırısı yaparken Minneapolis kenti emniyet müdürü Brian O’Hara, otomobiliyle yolda seyretmekte olan Renee Nicole Good’un bir ICE ajanı tarafından durdurulmak istendiğini, “dur” çağırısına uymayan kadının ICE ajanı tarafından anında öldürüldüğünü söyledi.
Öte yandan ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem ise, öldürülen kadının gün boyunca ICE ajanlarını izleyip taciz ettiğini, onları engellemeye kalkıştığını hatta arabasını üzerlerine sürdüğünü iddia etti. “ICE ajanı meşru müdafaa hakkını kullandı,” gibi laflar geveledi. Bakan hanım, neredeyse ICE ajanının işlediği cinayetin haklılığını sonuna kadar savundu. “Yeni Amerika” ya da “Trump Amerikası” işte bu.
Üç çocuk annesi Renee Nicole Good’un Minneapolis’e bir yıl önce Kansas City’den taşındığı ve ABD vatandaşı olduğu bildirildi. ICE ajanlarının peşine düştüğü Latin Amerikalılar’ın aksine Renee Nicole Good’un “beyaz” Amerikalı olduğu fotoğraflarından anlaşılıyor. Kadıncağız aynı zamanda iyi eğitimli bir şairmiş. Üç çocuğu öksüz kaldı. Kim vurduya gitti, desem yeridir.
Burada eklemekte yarar var. ABD’nin kaçık Başkanı Trump geçen yıl göreve seçilir seçilmez özellikle Latin Amerika ülkelerinden göçmen avı başlatmış, göçmen nüfusun çoğunlukta olduğu eyaletlere ICE ajanları ve Ulusal Muhafız birlikleri göndermişti. Sözkonusu eyaletlerin valileri, bölgelerinde yaşayan halkların ICE ajanları ve Ulusal Muhafız birliklerinin olur olmaz tacizlerinden bıkıp usandıklarını defalarca dile getirmişlerdi. Minnesota eyaleti de ICE ajanlarının tacizine uğrayan bölgelerden birisiydi.
Dünyanın bir numaralı gücü olduğunu ileri süren ABD’nin başında oturan adama bakın. Sübyancılıktan dolandırıcılığa, kara para aklamaktan her türlü rezilliği yapmakla suçlanan bir adam. Aklına esiyor, Cumhuriyetçi Parti’nin bir toplantısında karısı Melania’nın iç çamaşırlarının ne kadar güzel olduğundan söz ediyor. Bir başka konuşmasında Ermenistan’la Arnavutluk arasındaki savaşı sonlandırdığını söyleyerek elalemin maskarası oluyor. En ciddi devlet görüşmelerinde uyuya kalıyor. Aklına estiği gibi ülkelere çok yüksek gümrük tarifeleri koyuyor; karşı tarafın sert tepkisini görünce geri adım atıyor. Gözüne kestirdiği ülkeleri işgal etmekle tehdit ediyor. En son marifetlerinden birisi demin de yazdığım gibi Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve karısını kaçırtmak. Adamın on parmağında on marifet var. Çok merak ediyorum, ülkesinde aklı selim sahibi bir ya da bir kaç yetkili çıkıp buna gereken hukuki ve tıbbi işemleri uygulatabilecek mi? Soğuk Savaş döneminde olsa, sadece ülkesi değil dünya için de ciddi güvenlik tehdidi haline gelen Trump derhal paketlenip müşahade altına alınırdı. Bugün acaba bunu yapabilecek cesarette olanlar var mı? Göreceğiz.
Ancak, günümüzün Amerika gerçeği bu. New York’ta 11 Eylül 2002 saldırılarından hemen sonra Kongre’den çıkan bir yasayla kurulup, İç Güvenlik Bakanlığı altında bir birim olarak oluşturulan ICE bugün Trump’ın marifetiyle bir alay çapulcu ve gözü dönük katilin eline kalmış görünüyor. Boşuna, “haydut Amerika” demiyorum.