Sadık Çelik
[email protected]
Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler
Kolektiflik, bir zamanlar birbirine omuz vermek, aynı ağırlığı taşımak, aynı yükü bölüşmek iken bugün, çoğu zaman, sadece görünmekten ibaret. Aidiyet artık bir eylem değil, bir imaj. Bir arada olmak, aynı şeyi hissetmekten çok aynı pozu vermekle ölçülüyor.
Ütopyanın Maskesi, Distopyanın Gölgesi / Madımak’ta Yanan Vicdanın 32. Yılı
Bir hayal ve bir kâbus: Ütopya ve distopya. Genellikle “var olmayan dünyalar” diye tanımlanırlar. Oysa her biri, kendi çağının acılarını, korkularını ve özlemlerini satır aralarında fısıldar.
30 Haziran; CHP’yi Kıran Kurultayın Hesap Günü
30 Haziran’da bir karar verecek mahkeme ya da kararı erteleyerek belirsizliği büyütecek. Ama ne olursa olsun, o duruşma günü sadece bir yargı sürecini değil, aynı zamanda CHP’nin kaderini de masaya yatıracak.
İsrail - İran Savaşı ekseninde çivisi çıkan dünya
İnsanlığın kolektif aklı çöküyor gibi uzunca bir zamandır. Bir şeyler yerinden oynuyor. “Dünya zıvanadan mı çıkıyor? ” sorusu artık paranoyaklara değil, makul insanlara ait…Ortadoğu’da, haritada bir avuç yer kaplayan ama etkisi kıtaları aşan, dünyanın ahlaki dengesini altüst eden bir ülke; İsrail.
Görmenin ve anlamın göreceli olduğu bir dünyada hakikati kim belirler?
Batı felsefesi binlerce yıldır görmeyi yüceltir. Duyular arasında en akıllı, en ruha yakın olan hep görme sayılmıştır. Platon, Timaios’ta, “Görüşümüz gerçekten de bize en büyük yararı sağlamıştır,” der. Çünkü ona göre göz, zihnin kapısıdır; ruhun dışarıyı yokladığı bir uzantı.