Devlet aklı ve Nutuk ahlâkı
Bir devletin kaderi, çoğu zaman haritalarda değil; o haritalara bakarken kurulan cümlelerdedir. Sınırların çizgiden ibaret olmadığını, toprağın yalnızca üzerinde yürünülen bir zemin değil; tarih, emek, dil ve hafıza taşıdığını bilenler için siyaset, aceleci bir irade gösterisi değil; uzun soluklu...
Kendi halinde olmak bir itirazdır
Bazı insanlar kalabalıkların içinde bile yalnız kalmayı seçer. Gürültüden kaçtıkları için değil; kendi seslerini kaybetmemek için. Hayatlarını yüksek sesle anlatmazlar, başkalarınınkini de merak etmezler. Fakat garip bir biçimde en çok da bu sessizlik huzursuzluk yaratır.
Çikolata çalan çocuk üzerine: Çocuklar, Çikolata Sever; Büyükler İmkân…
Mahallenin bakkalına giren küçük bir çocuk düşünün… Avuç içleri terli, kalbi hızlı hızlı atıyor. Rafın en alt sırasında, parlak ambalajıyla göz kırpan bir çikolata var. O an, dünya küçücük bir paketle genişliyor; merak, arzu ve suçluluk aynı anda çocuğun yüzüne çöküyor.
Sözünde durmayan süpermenler
Söz vermek, süzülen pelerinlerden ağırdır. Yeni Superman filminin afişine baktığım bir anda aklıma eski bir duygu geldi: Neden biz kadınlar hala “Süpermen” olduğuna inandığımız adamların peşinden hayal kırıklığı toplamaya devam ediyoruz?
Başımızı eğmediğimiz tek sabah
Kafamızdaki bitlere rağmen. “Anne, kafamda bit var. ”Tarık Akan’ın o cümlesi hala kulaklarımda yankılanıyor. Bir çocuğun utancı gibi başlayan aslında bir halkın hafızasına yazılmış o itiraf. Bit; yoksulluğun, çaresizliğin, görünmeyen sınıfların metaforuydu o kitapta.