Koşmak İstemediğimiz Şeyler
Bazı sabahlar ülke, haritadan çok bir ruh hâli gibi duruyor önümüzde. Hava durumlarında görünmeyen fakat herkesin paltosunun içine sinmiş bir soğuk var. Meslektaşım elimi tutar mısın, deyince anlıyorum. İnsan dışarı çıkmadan önce aynaya bakıyor: Yüzü yerinde mi?
Dedemin bisikleti
Ertelenmiş Bir Sevinç: Uzak Ama Hâlâ YakınYağmur sabahları bazı çocuklar okula geç gelir. Bazıları ise erken gelir ama içleri geç kalmış gibi hayata. O sabah onlardan biri sınıfa girdi. Yağmur yalnızca gökyüzünden değil bu minik gözlerden de boşaldı. Kapıdan girer girmez üstelik.
Devlet aklı ve Nutuk ahlâkı
Bir devletin kaderi, çoğu zaman haritalarda değil; o haritalara bakarken kurulan cümlelerdedir. Sınırların çizgiden ibaret olmadığını, toprağın yalnızca üzerinde yürünülen bir zemin değil; tarih, emek, dil ve hafıza taşıdığını bilenler için siyaset, aceleci bir irade gösterisi değil; uzun soluklu...
Kendi halinde olmak bir itirazdır
Bazı insanlar kalabalıkların içinde bile yalnız kalmayı seçer. Gürültüden kaçtıkları için değil; kendi seslerini kaybetmemek için. Hayatlarını yüksek sesle anlatmazlar, başkalarınınkini de merak etmezler. Fakat garip bir biçimde en çok da bu sessizlik huzursuzluk yaratır.
Çikolata çalan çocuk üzerine: Çocuklar, Çikolata Sever; Büyükler İmkân…
Mahallenin bakkalına giren küçük bir çocuk düşünün… Avuç içleri terli, kalbi hızlı hızlı atıyor. Rafın en alt sırasında, parlak ambalajıyla göz kırpan bir çikolata var. O an, dünya küçücük bir paketle genişliyor; merak, arzu ve suçluluk aynı anda çocuğun yüzüne çöküyor.