Erdem Beliğ Zaman
[email protected]
Muhafazakâr gençliği tanıdım!
Cumhuriyet’in erken devrinin en tanınmış kalemlerinden Mahmut Yesari’nin onun kadar şöhretli olmayan bir oğlu vardı. Bilen bilir, ismi Afif Yesari’ydi. Afif Bey, geçimini temin edebilmek için yıllarca muhtelif yerlere süratle, boyuna yazmıştı. Tam bir kalem emekçisiydi.
Türkiye’nin sanatla alakalı olmayan sanat olayları
Eskilerin “yedi benzemez” betimlemesiyle kullandıkları bir deyim vardır. Birbiriyle tamamen alakasız kişilerin bir araya gelip iş yapmasını, hakçası yapamamasını anlatmak için kullanılır bu deyim… Bizim memlekette gerek sanatla uğraşanlar gerekse onların yaptıkları işler tam da bu yedi benzemez...
Yerli ve millîsiniz, öyle mi?
Evde oturuyorsunuz. Bir süre sonra canınız sıkılacaktır pek tabii.. Hemen millî can sıkıntısı geçirme aktivitemize sarılınız. Yani televizyonu açınız. Siz daha aramadan karşınıza çıkacaktır: Masterchef’ler, Survivor’lar, Cinevizyon’lar… Programdakiler de Türkçe konuşmasa, “Acaba Türkiye’deki...
HÖDÜKİSTAN!
Devamlı halkla iç içe ve halkı gözlemleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki artık, küçükleri sevmek, büyükleri saymak. sadece sözde kalan bir bayat laftan ibarettir! Saygı kelimesinin yalnızca adı var. Sevgininse en makbulü mevkie, makama ve en başta paraya karşı olanı.
Taşlama
Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “Dün gece ye’s ile kendimden geçtim / Teselli aradım meyhanelerde” şiirine nazireyle…Dün gece migrenle kendimden geçtim,İlaca zam gelmiş eczanelerde…Rahatlamak için TV’yi açtım,Herkes başka yandaş teranelerde… Rastlamak güçleşti artık arife,Nasıl diyeceğiz söyle: “Şerefe!