Erdem Beliğ Zaman
[email protected]
Parça parça Sadun Aksüt
İsmini ilk nerede duyduğumu, daha doğrusu okuduğumu bile hafızama nakşettiğim biriydi Sadun Aksüt… Yaş altı… Okuma yazmayı yeni yeni öğreniyordum. Evimiz ansiklopedi doluydu.
Bekleyişin sonu…
Mizah dergilerinin aranan kalemşoru Selami İzzet Sedes’in, Yeni Yıla Girerken başlıklı bir yılbaşı yazısı vardır. Bu yazının ilk paragrafında kendi nesillerinin, yani 1900’lerin başında doğanların, aşçıbaşını, onbaşını, yüzbaşını, binbaşını, kuşbaşını, işbaşını, soğanbaşını, eşek başını, subaşını,...
Köyleşen kent; köylüleşen kentli…
İstanbul’da, çağrılmadığım zaman dışarıya adım atasım gelmiyor! Ne bahtsızım ki hemen her gün çağrılıyorum ve sokağa adım attığım andan itibaren İstanbul’un keşmekeşiyle güreşmeye başlıyorum! Yağlı değil, karbondioksitli güreş bu… Küfürlü, hakaretli güreş bu!
Elden gitti!..
Âşık Ömer’in, “Devlet hümasını tutayım derken / Uçurdum kolumdan bâz elden gitti”, mısralarıyla başlayan koşmasına benzetmeyle…Cehalet arttı kış bastırdı birden,Kapattı ışığı yaz elden gitti!
Hey gidi Mukadder Özakman! Üç yıl oldu demek aramızdan ayrılalı…
Mukadder Özakman ismini duymama vesile olan eser, çok kıymetli ağabeyim Cihan Demirci’nin, “Bir Mizah Dehası Suavi Süalp” isimli kitabıdır. Bu kitabında Cihan Ağabey, Mukadder Özakman’ın Suavi Süalp için yazdığı, 19 Nisan 1968 tarihinde efsanevî Akbaba dergisinde yayınlanan şu dörtlüğe yer...