Erdem Beliğ Zaman
[email protected]
Sus aslında süstür!
Caddelerde, sokaklarla, kafeteryalarda, restoranlarda hatta ekranlarda, sahnelerde gördüğünüz kişileri şöyle hızlıca göz önüne getiriniz. Kılık ve kıyafete verilen önem hemen dikkatinizi çekecektir.
Ne umut tacirliği, ne gelecek katilliği...
Yeni bir seneye adım atılacağı vakit çevremizde devamlı o beylik lafların türediğini duyarız. Bu laflar ya: “Bu seneden kötü olamaz! ”, “Her şey çok güzel olacak! ”, “İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl olacak” nevinden iyimsemeler yahut da: “Ne geleceği, bugünden iyi olmayacağı kesin!
Yiten itibarımızı bize kim geri verecek?
Mayıs ayındaki seçim mağlubiyeti, Türkiye’de gerçekleşmesi beklenen kökten bir değişimin de tersine gelişmesinin önünü açtı. Yıllardır “taşlaşan” ve “tepkisizleşen” muhalefet bu son yenilginin pençesiyle dağıldı, paramparça oldu.
Muhterem büyüğüm Cumhuriyet sizden özür dilerim
Muhterem Büyüğüm Cumhuriyet,Ben, sizin dördüncü nesilden torununuzum. Aslında beşinci nesliniz de yetişti. Yetişti yetişmesine de ben, şimdiki cumhurbaşkanının, bugünkü hükûmet ortağına o, muhalefetteyken söylediği gibi zürriyetsizim. O yüzden beşinci nesille karşınıza çıkamıyorum, özür dilerim.
Bir yüzüncü yıl marşı çıkaramayacak topluma dönüştük
Belediyeler, hatta hükûmet eliyle onlarca marş yarışması düzenlendi. Güfteler yazıldı, bestelendi, en iyileri seçildi, seslendirildi, paylaşıldı… Ama yok; hiç biri beğenilmedi; Yüzüncü Yıl’a layık görülmedi.