Erdem Beliğ Zaman
[email protected]
Hüznün içeriği; ipekten akrilik life…
Başlıktaki benzetme şairliğiyle de tanınan doktor Hüsrev Hatemi’ye aittir. Yakın günlerde yaptığı bir Facebook paylaşımında, gene kendisi gibi şair ve doktor olan Rahmi Duman’ın Sadeddin Kaynak tarafından bestelenmiş, “Bin hüzün çöktü yine gönlüme akşamla benim / Ülfetim var nice yıldan beridir...
Üstat Necdet İşli
Türkçe nesrin büyülü kalemi Yusuf Ziya Ortaç, Bizim Yokuş isimli kitabında Adnan Veli’ye ayırdığı kısmı Divan şiirinden alıntıladığı şu beyitle bitirir:“Öyle bir nehr-i hurûşan gibi cûş etmişsin,Fakat eyvâh çorak yerde akıp gitmişsin! ”Bu beyti ne zaman aklımdan geçirsem hüzünlenirim.
Deprem, ölüm, keder, öfke…
(PEŞPEŞE YAŞADIĞIMIZ İKİ DEPREME MERSİYE)Eyvah! Yazık ki oldu bir enkaz Güneydoğu,Heyhat! Gönülde var sızı, gözlerde var buğu! Deprem ezip götürdü yaşamlarla düşleri,Kalplerde doldu inleyenin yaş döküşleri… Mâsum konuşmalar, gülücükler toz oldular,Sümbül, papatya, gül ve çocuk… Hepsi soldular!
Yönetmen sineması garabeti
Amatör tiyatro faaliyetleri yaptığım yıllarda rahmetli Gülriz Sururi’ye çalışmalarımdan bahsettiğimde bana, “Aman yazan, yöneten ve oynayan kişiler farklı olsunlar. İyi oyunlarda mutlaka bir üçüncü göz lazımdır! ”, demişti. O günlerde bu sözün ehemmiyetini anlayamamıştım.
Bu “Anayasasızlık” bize lükstür!
Şehit Başbakanımız Nihat Erim, 12 Mart 1971 Muhtırası akabinde, olağanüstü şartlarda kurulan hükûmetin başına geçtiğinde yaptığı bir beyanatta 1961 Anayasası için, “Bu Anayasa bize lükstür! ” ifadesini kullanmıştı. O günlerde bu söz çok eleştirilmişti.