Erdem Beliğ Zaman
[email protected]
Erişti gün 1 Mayıs'a
Erişti gün eşitiz laflarıyla 1 Mayıs’a, Ne fark eder; kodaman çok uzun, emekçi kısa! Çalış ve sonra fakirlik kader mi? Olmamalı;Yapan, kuran, kazanan cep haramla dolmamalı… Genelde işverenin hakkının uzar da ucuDeler maâşını hep işçiler yalar avucu!
Hu hu, tiyatro orada mısın?
Bir Muammer Karaca’mız vardı… İmparatorluk molozları arasından neşe saçmaya çalışan Şehzadebaşı-Direklerarası sahnelerinden çıkmış; Darülbedayi’ye kadar yükselmişti… Tabii bu arada Cumhuriyet ilan edilmiş, yeni devlet yüzünü köhne, kokuşmuş alaturkalıktan modernliğe doğru dönmüştü…Meşrutiyet’te,...
Söz açıp kapayıncaya kadar bitti Ramazan… (Ramazan Sohbetleri ⅠⅤ)
Bu Ramazanda biraz bugünden, çokça eskiden söz açalım; tıpkı laflarcasına yazıda buluşalım istedim. Değerli Gülru Hanım’dan Pazar günü yazar mısınız, teklifi üzerine bu isteğim hayat buldu. İşte şu ânda dördüncüsünü okuduğunuz Ramazan sohbetleri böyle meydana geldi.
Çocukça işler…
Cumartesi günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Kaç gecedir rüyamda çocukluğumun 23 Nisanlarından hatırımda kalan parçaları çevirip çevirip seyrediyorum.
Ramazanın tiyatrosu tiyatroya benzemez (Ramazan Sohbetleri ⅡⅠ)
Dünyada muntazaman ilerleyen tek şey “zaman”. İşler savsaklar, randevular gecikir, insanlar vahşileşir, medeniyet ilkelleşir ama zaman geçmemezlik etmez. Akreple yelkovan birbirini saat icat edileli kovalar durur. Kâinatın belki de en uzun süren kovalamacası da budur. Niye mi laf kalabalığı yaptım?