Emel Seçen
[email protected]
Dünya ne alem?
Yedi yaşındayım, Edip Akbayram “Aldırma gönül”ü söylüyor, ne çok seviyorum. Barış Manço, Seyyal Taner, Erkin Koray, Tülay, Zerrin Özer, döne döne dinliyorum. Yasaklar arasında dolanıyorum sanki bir bağ bozumu, kimi arasam yasak! Selda Bağcan, Cem Karaca, Zülfü Livaneli, yeni yeni Ahmet Kaya.
Kazanacağız!
Bitti mi? Sonsuzluğu çağrıştıran, sekiz rakamının, yatmaktan kurtarıp, dik kıldığımız an? Bitti ise başlayabiliriz, kaldığımız yerden saymaya, sövmeye, cinayete. Ama pardon, tam sekiz mart sabahı yine eşi tarafından bir kadın bıçaklandı, imam nikahlıydı. Demek ki mesele hala adalet ve medeniyette.
Partiye gel!
Maskeleri atma partisi, sıkı durun! Partileme. Yazıyı yazarken, dün geceden ruhumda kalmış Chopin, tınısı içimden çağlıyor. Acaba, yüreğinin saklandığı, Polonya’da zarar görür mü? Netice de savaş hali, nereden nereye sirayet edeceği belli olmaz. Savaşın metastazı çoktur!
Yaramaz Çocuklar
Bir Afgan ya da İran filmi, değil. Türkiye sınırları, Hatay, Keskincik. Bir köye sıkışmış, aile. Kız, okumak ve özgürlük. Erkek ise, özgürlük ama hepsi ilk olarak, kendini bulma arayışında. 28. Adana Altın Koza Film Festivalinde birçok ödül ve 27.
Rengârenk
Beyaz ve Siyah, asildir, güzeldir ama tek başına kalsa, çok bir şey ifade etmez. Ama başka renkler işin içine girdiğinde, canlanır, hayat bulur. Renkler, hayatın tam içinde ve iyi ki varlar. Eski Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı, Ali Şen “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak! ” demişti.