İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,1588 %0.12
55,4018 %-0.01
6.618,40 %0.39
86.106,46 %2.18

Yıllar sonra Erzincan'da...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yıllar sonra Erzincan'da...

Eylül başlarındaki bir yazımda İzmir-Erzincan arasında direk uçak seferi olmamasının yarattığı zorluklar üzerinde durmuş ve bakanlığa öneride bulunmuştum.

Erzincan'dan aktarmalı dönüş de sıkıntılı oldu. Hava muhalefeti nedeniyle İstanbul'dan yolcuyu indirip bizi 20.30'da alacak olan uçak epeyce bir maceradan sonra hava koşulları düzelince 23.55'te ancak inebildi Erzincan'a. Kalkmamız ise 00.50'yi buldu ve 02.30'da aktarma için Sabiha Gökçen'e indik. Normalde bir buçuk saatlik beklemenin ardından İzmir'e uçacaktık ancak üç saate çıkan beklemeden sonra nihayet yine gidişteki gibi uykusuz bir günün ardından 06.45'te İzmir'e inebildik. Keşke ilgili bakan bu gidiş-geliş deneyimini yaşayıp bir empati yapsa da İzmir-Erzincan arasında hiç olmazsa yılın üç-dört ayında direk uçak seferi koydursa...

PROF. DR. ÜŞÜMEZSOY İLE ERZİNCAN'DA...

Erzincan merkeze son olarak 2013 Mart'ında dönemin belediye başkanı Yüksel Çakır'ın depremle ilgili etkinlikler dolayısıyla daveti üzerine  Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile birlikte gitmiş, ardından dönemin valisinin tahsis ettiği araçla Kemaliye ve İliç'i de ziyaret etmiştik. Çok verimli deprem etkinlikleri gerçekleşmişti. İyi ki o davete icabet etmişiz. Ancak bu kez Erzincan merkezde gördüğüm yapılaşmaya doğrusu şaşırdım. Ovada  kent merkezinde dört buçuk-beş katlı yoğunluklu binalar çoğalmış! Oysa merkezde yenileme halinde en fazla iki buçuk katlı binalara, nitelikli temel ve çelik konstrüksiyon omurga koşuluyla da en fazla üç buçuk-dört katlı binalara imar izni verilmeli. Kentin büyüme kabiliyetine göre ise yeni imar faaliyeti, iskan ise güneye, Ergan Dağı'na doğru geliştirilmeli. 1939'da büyük felaketi, 53 yıl sonra 1992'deki son felaketi hatırlatan ve onca canımızı alan depremi yaşayan bir alüvyonun üzerindeki Erzincan, yaşanan  felaketlerden ders almalı, gözünü olup bitenlere kapatıp kaderci davranmamalı. Şimdiki kent yöneticileri, vilayet, özel idare ve belediye yanında sivil toplum bu konu üzerinde durmalı;  bilimin ve aklın yol göstericiliğinden yararlanmalıdır. 

Erzincan merkeze 2013'ten bu yana yolum düşmemişti ama 2004-2013 arasında Erzincan sivil toplum kuruluşları adına, Vilayet, Belediye ve Üniversite'nin davetleriyle birçok defa gitmiştim. Üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap'ı, Vali Refik Arslan Öztürk'ü hiç unutamam. İkisini de rahmetle anıyorum. 

O ÇOK TALİHSİZ KAYBIMIZ

Fakat, ata topraklarım olan Erzincan-İliç-Leventpınar'a 2015'te çok acı bir şekilde gelmiştim. Yaşamımızda ilk kez üç kardeş; ben, İlhan ve Ali Ankara'da buluşmuş; o zaman henüz lise 2'ye geçen oğlum Av. A. Deniz Kara da İzmir'den gelerek bize Ankara'da katılmış; otomobil ile Erzincan'a doğeu yola çıkmıştık. Divriği'de uzun bir mola vermiş, alışverişin ardından Ulu Camii ve külliyesini ziyaret etmiştik. Biz hayranlıkla bu mihteşem eseri gezerken benden bir yaş küçük kardeşim İlhan namaz da kılmıştı. 

Ne olduysa Divriği-İliç arasında oldu! İlhan'ımızı otomobilde seyir halindeyken bir kalp krizi sonucu ani bir şekilde kaybettik! O zaman doktor olan bölge milletvekili arkadaşımı aradım; o Divriği'den ambulans çıkardı, biz de geri dönüş yaparak ambulansa doğru yol alıp hastaneye gidiş mesafesini kısalttık. Ne var ki Divriği Devlet Hastanesi'ndeki müdahale fayda etmedi. İlhan'ımızı morga bırakarak Leventpınar'a geldik! Acı haberi alan anne-babamız adeta yıkıldı. Biz perişandık. Ertesi gün İlhan'ımızı hastaneden alıp İstanbul'a döndük defin için. 

AYAKLARIM ANCAK 11 YIL SONRA GİDEBİLDİ 

Yaşadığımız bu tarifsiz acı nedeniyle 11 yıldır Leventpınar'a, 13 yıldır da Kemah, Kemaliye, İliç ve Erzincan'a gitmiyordu ayaklarım. Nihayet zorlu yolculukları da göze alıp bu eyĺülde gittim. Iyi de oldu. Yazın Leventpınar'da olan annem Hava Hanım ve yine yazın Erzincan merkezde olan kuzenim Ömer Özen'in ve başka yakın akrabalarımın teşviki de gitmemde rol oynadı. Ömer beni yere bastırmadı, Erzincan merkez ve Üzümlü'de güzel zaman geçirdik. Hacı abinin bağında Cimin Üzümü de tattık. Bu kara üzümün eşi benzeri yok. İliç'te de epeyce zaman geçirdim, süt annem Cevriye Özen ve Muharrem Özen, rahmetli Mehmet amcamın oğlu Veysel Kara ve yakın akrabaları, tanıdıkları gördüm. İliç'in bir ve iki numaralı köyleri, Kemah sınırındaki Boyalık ve Leventpınar (Erhami) bizim ata topraklarımız (Kemah'ın dòrt köyü ile de akrabalığımız var). Bir gün Boyalık'a geçtik kuzenlerim Hasan ve Hüseyin'le ve birçok akrabamızı ziyaret ettik. Babaannem ve Anneannem Boyalık'tan olduğu için orada çok akrabam var. İki dedem ise Leventpınar'dan. Bir dedem Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı Gazisi Kırıkçı Recep (Kara). Diğer dedem ise büyük din alimi Ömer Efendi'nin torunu olan ünlü din adamı Hakkı Hoca (Atmaca). 

YOL SORUNU NİHAYET ÇÖZÜLÜYOR

İliç'te yeni göreve başlayan kaymakam Hacı Demirci ile kanayan bir yara olan Leventpınar yolu hususunu köylülerin de beklentisi üzerine temas ettim. Kısa zamanda ihaleye çıkma sözü verdi ve çıktı da. Yirmi yılı aşkındır berbat olan 10 km'lik yolun revize edilerek düzeltilmesi memnuniyet verici. Bu konuda İliç'te esnaf, önceki dönemlerde meclis üyeliği de yapan Leventpınar'dan Süleyman Talanay'ın katkısı çok. Tabii son 5-6 dönemdir görev yapan muhtarların da katkısı olmuştur. Leventpınarlılar çok büyük ekseriyetle İstanbul'da, ağırlıklı olarak da Şişli'de yaşıyor (Köyün ve çevre köylerin monografosini 2004'te yayınlanan "Kuruçay'dan Şişli'ye" adlı kitabımda kaleme almıştım). 1951'de İstanbul'da annemin amcası, dedem Hakkı Hoca'nın kardeşi Osman Atmaca tarafından kurulan Leventpınar Köyü Derneği de Leventpınar köyünün, muhtarların daima yanında oluyor. 

PROF. DR. EMİROĞLU ILE LEVENTPINAR'DA...

Bu arada, benim gibi İzmir'de yaşayan, DEÜ'den emekli Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu da gelmişti, eşzamanlı olarak Leventpınar'da vakit geçirdik. Liseye başlamak için Erzincan'dan İstanbul'a ilk geldiğinde bir süre evdeki yatak odamı paylaşmıştık. Kader bizi uzun zaman sonra İzmir'de buluşturdu. Çünkü o da İzmir'de yaşıyor.

Erzincan'ı bir kez daha yazmak istiyorum, köylerin durumunu, oradaki yazı ve kışı... Leventpınar'da geçen yoğun ve keyifli 10 günü... 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız