Trump’ın kasası ve ittihatçı ruhun hortlaması
Biliyorsunuz, Tom Barrack diye bir adam var. Geçmişi karanlık, şaibeli bu kişi ABD’nin multi-milyarderleri arasında sayılıyor; ülkenin kaçık başkanı Donald Trump’ın sağ kolu ve kasası olarak biliniyor. Ailesi Osmanlı döneminin Lübnanlılar’ından olan Tom Barrack, Ortadoğu ve Körfez ülkeleriyle sıkı fıkı ilişkileri nedeniyle Ankara’ya büyükelçi, Suriye’ye de ABD Özel Temsilci olarak atanmıştı.
Zaman içinde Barrack’ın hiç bir diplomasi bilgisi ve geçmişi olmamasına rağmen ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bilgisi ve onayı dışında bir takım bağlantılar kurmasının Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu ciddi biçimde rahatsız ettiği bilgileri sızmaya başlamıştı. Sonunda olanlar oldu. Marco Rubio Barrack’ı Suriye Özel Temsilciliği görevinden aldığını açıkladı. Ancak ardından da ekledi:
“Sayın Barrack bundan sonra Suriye ve Irak işlerine bakmaya devam edecek. Kendisinin değerli fikirlerinden yararlanacağız.”
Anlaşılan Rubio Barrack’ı görevden alma kararını açıkladıktan sonra patronu kaçık Trump’tan fena halde azar işitmiş olmalıydı.
Derken konu orada kapanmadı. Trump Truth Social isimli sosyal medya hesabından bu sefer bombayı patlattı:
“Dostum Tom Barrack bundan sonra ABD Başkanlığı’nın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi olarak göreve atanmıştır.”
Trump bu kararıyla Barrack’a olan güveninin bir kez daha altını çiziyor. Barrack aslında çok kullanışlı bir adam. Trump’ın birinci başkanlığı döneminden sonra hakkında yabancı ülkelere ajanlık yapmak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) fonlarını kendi çıkarına kullanmak gibi suçlamalarla New York Federal Mahkemesi tarafından yargılanmış, ancak 2022’de beraat etmişti. Barrack’a yönelik suçlamalar arasında BAE’den edindiği yüz milyonlarca doları kendi yatırım fonlarına aktarması da vardı. Barrack’ın bu paralarının bir kısmını Trump’la da paylaştığı iddiaları gündeme gelmişti.
Bu Tom Barrack Ankara’ya Büyükelçi atandıktan sonra Osmanlı genleri ayaklanmış olmalı ki, Ortadoğu ülkeleri için en iyi rejimin “şefkatli meşrutiyet” olduğu gibi parlak bir fikirle ortaya çıkmıştı. Barrack bununla da kalmamış, ABD’nin büyükelçisi değil de bölge valisi gibi davranma yolunu seçerek, Ortadoğu ülkelerine demokrasinin on beden büyük geleceğini, o nedenle monarşinin daha uygun olduğunu söyleyerek aşağılayıcı ifadeler kullanmıştı. Hatta CHP’nin mazbatalı Genel Başkanı Özgür Özel Tom Barrack’ın “persona non grata” ilan edilip ülkesine geri gönderilmesi çağırısında bulunmuştu.
İTTİHATÇI AKIL MI DEVREYE GİRDİ
Bugünlerde birileri, “devlet aklının” devreye girdiğinden söz ederek CHP’deki karışıklıkları askeri ve sivil bürokrasinin üstüne yıkmaya çalışıyor. Hatta CHP’nin, merkez sağ eğilimli olduğu bilinen eski Genel Başkan Yardımcısı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadim arkadaşı Bülent Kuşoğlu Osmanlı’nın son dönemindeki İttihat ve Terakki’nin, toplumun çeşitli kesimlerini “birleştirici” rolünden söz ediyor. Kuşoğlu, T24 haber sitesine verdiği söyleşide “İttihatçi bir devlet aklı, toplumun bütün kesimlerini birleştirici yeni bir düzen kurmaya çalışıyor,” demeye getiriyor. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın son dönemlerini mi yaşıyor ki acaba İttihat ve Terakki ruhu canlandırılmaya çalışılıyor? Bülent Kuşoğlu İttihat ve Terakki’nin tarihte Bab-ı Ali baskını adıyla bilinen silahlı darbe sayesinde iktidarı ele geçirdiğini unutmuş görünüyor. Ayrıca Kuşoğlu, Ermeni kıyımının İttihat ve Terakki eliyle yapıldığını bilmiyor mu? Şimdi sıra acaba AKP iktidarına muhalif kesimlerin kıyımına mı geliyor? Daha açık sorayım: Mutlak butlan kararı CHP’ye yapılan bir devlet darbesi mi? Kuşoğlu daha açık konuşsaydı da neyin ne olduğunu sarahaten anlayabilseydik.
Önümüzde Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO liderleri zirve toplantısı var. Merak ediyorum. Bu zirvede Barrack nasıl bir rol oynayacak? Tom Barrack bu defa çıkıp, “İttihatçı ruh hortlasın ve Türkiye’de yeni düzeni kursun,” der mi?