İstanbul
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
67.338,31 %-0.002
Muhalif. GÜNDEM Sanatın Gözünden Ege” Röportaj Dizisi: Fatma Aras

Sanatın Gözünden Ege” Röportaj Dizisi: Fatma Aras

Okunma Süresi: 2 dk

Özgür Zeybek: Coğrafya kaderdir derler. Bu anlamda siz Ege ile bağınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Fatma Aras: İnsana doyduğun yer mi doğduğun yer mi? diye sorulduğunda elbette doyduğum yer denilir. Ama Zaman akınca insanın tüm hayalleri, düşleri doğduğu yerde dolanır. Ege deyince Türkiye’nin en ünlü turistlik merkezleri, Pamukkale, Efes vs gibi dünyaya miras yerlerini kucaklayan bir bölge, kısacası; Medeniyet, deniz, samimiyet ve şiir aklıma geliyor.“Şiirin başkenti” sözü yabana atılmaz.

Özgür Zeybek: Ege’nin kekik kokusu, nahifliği, içtenliği, hoş sohbet oluşu, biraz boş vermişliği sadece Ege insanına değil buraya sonradan yerleşenlere de bir zaman sonra sirayet eder. Böylesi bir yerde yaşamak insana ve sonrasında bir sanatçıya ne katar?

Fatma Aras:Yaşadığı bir kenti anlatmak için çoğu zaman içte büyüyen bir anı yeterlidir. İnsanın kendisiyle yüz yüze kaldığı zaman derin bir tenhalıkta düşleri geçmişe köprü kurar. Şair, Yazar Veysel Çolak’ın “Bir Kente Nereden Girilir” adlı kitabından çağrışımla İzmir’e çocuk yaşta Basmane kapısından girdim. Dört gün süren kara tren yolculuğundan sonra ışıklı bir kent karşılamıştı beni.. İlk günler sular, kuşlar, hatta havadaki bulutlar, yıldızlar bile bana yabancı gelmişti. İlkin Kadifekale ile tanışmış ve kuşbakışı gözlemlediğim İzmir’in ölümsüz güzelliği karşısında büyülenmiştim. Sonra Saat Kulesi, Kemeraltı, Tarihi Asansör ve Varyantın hemen yanındaki küçük bir müzeyle selamlaştım. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler başka bir dünya gibi gelmişti. İçimde gurbet düşüncesi büyümeden kısa sürede İzmir’in imbatını koynuma aldım. İçimdeki kum saatim aktıkça İzmir benim de şiir vatanıma dönüştü…

Röportajın tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız