İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8815 %0.04
52,7949 %-0.08
6.915,43 % -0,73
74.302,87 %-1.531

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!

YAYINLAMA:
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!

Diplomamı aldım. İlk diploma değil. Önceki, mühendislik diplomasıydı. Bu, gazetecilik.

Bir arkadaşım “Önce gereklilikleri yerine getirmen lazım. Üç ay adlî kontrol ve yurtdışına çıkmayacağına istinaden taahhüdü yerine getir. Öbür türlü gazetecilik yapamazsın.”dedi.  “Niyetim gazetecilik yapmak değil.” diye yanıtladım.

Gazetecilik yapmak için zaten diploma şart değil. Niyetim Cumhurbaşkanlığına aday olmaktı. 

Tüm koşulları sağlıyorum. 

Dumanı üstünde taptaze bir üniversite diplomam var. Aslında kırk yıl önceki mühendislik diplomam da gerekli koşulları sağlıyor. Ama yenisi, herhangi bir diploma iptaline karşılık, yedek.

Kırk yıl  önce alınmış bir diplomanın iptal edildiğine dair bir örnek yok. Ama otuz yıl önce alınmış bir diplomanın iptal edildiğine dair de yoktu. Ta ki Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına kadar. Neticede cumhurbaşkanlığı gibi bir göreve talip iseniz, tüm olasılıklara karşı tedbirli olma kapasiteniz olmalı.

İkisinin de iptal edilme olasılığı yok mu? Bu sorunun cevabı Anadolu İrfanının o kadim ifadesinde saklı: “Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz!” Yani evet! İkisi de iptal olabilir.

Bu durumda da kırk yıl arayla alınmış iki farklı diploması iptal edilmiş ilk ve tek kişi olarak tanınırlığım artar. Ve henüz hiç bahsetmediğim üçüncü diplomam devreye girer.

Gerçi üçüncü diplomam Anadolu Üniversitesinden alınmış iki yıllık Fotoğrafçılık ve Kameramanlık ön lisans diploması ama, adaylık koşullarında “Yükseköğrenim (üniversite) mezunu olmak.” ifadesi var.  

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu (m. 3), yükseköğretimi şu şekilde tanımlar: “Ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitim-öğretimin tümüdür.”

Yani Yükseköğretimin “En az dört yarıyıl” olarak yorumlanmasından sonra 2 yıllık ön lisans diplomam da istenilen koşulu yerine getirir.

Yeni diplomamın, İstanbul Üniversitesinden olması ilk etapta endişe yaratıyor. İmamoğlu’nun iptal edilen diploması da aynı üniversiteden.

Lakin bir askeri deyim “Aynı çukura iki mermi düşmez.” der. Hatta filmlerden hatırlarız, askerler, bir top mermisi çukurunda mevzilenmişlerdir. 

Bilinçli seçimim değildi ama, benim yeni diplomamın aynı üniversiteden olması, risk değil; teminattır.

***

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için en zor şart diploma değil, yaş. En az 40 yaşında olmak gerekiyor. Hiç bir şart bu kadar pahalı değil: Ömrünüzün 40 yılı. 

Diploma dört yılda alınır. Gerekirse bir daha alınır. Ömrünüzün ilk kırk yılı iptal edilirse, veya yok sayılırsa, yeniden 40 yaşına girip, adaylık koşullarını yerine getirmenize ömrünüz yetmeyebilir.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

***

“Türk vatandaşı olma” şartında kafam karışık. 

Takıldığım, Anayasa'nın 66. Maddesi değil. Yani şimdilik o değil.  

Oradaki açıkça "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" deniliyor. 

“Vatandaşlık bağı ile bağlı olan”a Türk dediğimize göre, “Türk vatandaşı” dendiğinde “Vatandaşlık bağı ile bağlı olan vatandaşı” yani “Vatandaş vatandaşı” gibi anlamsız bir sonuç çıkıyor.

Yani adaylık koşullarında "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı” veya “Türk devleti vatandaşı” veya “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” denilse, bu karışıklık olmayacak. 

Hatta anayasadaki tanıma referansla “Türk olmak” dense de anlaşılacak.

Devletin ismi “Türkiye” değil “Türk” olsa, o zaman “Türk vatandaşı” doğru olurdu. O da değil.

Her neyse… Bu sorun sadece benim değil, tüm adayların sorunu. Nasılsa  çözülür.  Yoksa bu şartla, kimsenin aday olamaması gerekir.

***

Bir şekilde aday gösterilmem gerekir. Bu da aşmak zorunda olduğum diğer bir sorun.

En az %5 oy almış bir siyasi parti beni aday gösterebilir. Öyle bir bağlantım yok.

Meclisteki parti gruplarından biri de aday gösterebilir. Lakin grubum da yok. 

Geriye tek seçenek kalıyor:  100 bin imza

Bu yöntemi, Doğu Perinçek de kullanmıştı. Cumhurbaşkanı adayı olmak için 2018'de gerekli 100.000 imzaya ulaşarak aday olmuştu. Gerçi 2023’te de aynı yöntemi kullanmış ama yeterli imza toplayamamıştı. Bu, benim de izleyebileceğim tek seçenek. 

Yeni diplomamla birlikte cumhurbaşkanlığına adaylık niyetimi duyurduktan sonra yine aynı arkadaşım “Başa gelirsen seçimleri 3 dönem yani 15 yıllığına askıya al... Ülkeyi topla. Diğer türlü düzeleceği yok.” dedi. İmza toplarken bu arkadaştan umutluyum. En az bir imzacım var demektir.

Lakin benim başa gelmek gibi bir niyetim yok. Ben sadece aday olmak istiyorum. 

Doğu Perinçek 100.000’i aşan imzayla aday oldu. Ama seçimlerde aldığı oy, topladığı imza sayısına bile ulaşamadı. Yani insanlar onun aday olmasını istemişti, ama cumhurbaşkanı olmasını değil.

Bu durum bana da uyuyor. Seçilmek değil, aday olmak istiyorum. 

Hem böylece diğer rakiplerime risk oluşturmadığım için, kendimi daha güvende hissederim.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız