İstanbul
Açık
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7213 %0.07
52,6636 %0.14
6.858,17 % 0,65
74.408,39 %4.785

Nazım Hikmet’in ailesi ve kadınlarına dair...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Nazım Hikmet’in ailesi ve kadınlarına dair...

Nazım Hikmet'in en yakın arkadaşı Vala Nurettin (Va-Nu) "Bu Dünyadan Nazım Geçti" adlı eserini 1965'te Remzi Kitabevi'nden çıkardı. O sırada benim de uzun süre yaşadığım Moda'da,  Cem Sokak'ta yaşıyordu (Cem Sokak,  adını orada yaşamış karikatürist Cem'den alıyor). O yüzden Va-Nu, kitaba "Cem Sokak,  12/12, Moda, İstanbul" notunu düşmüş ve ardından kitabın gerekçesine ve ithafına şöyle yer vermiş: 

"Nazım Hikmet'in çocukluk ve gençlik arkadaşıyım. Anadolu'daki,  Kafkasya'daki,  Rusya’daki maceralı seyahatlerinde estetiği ve siyasi fikirleri gelişirken yanında tek görgü şahidi bendim. O bakımdan hatıralarımı naklederek birinci elden vesikalar bırakmak, mukadderatın bana yüklediği borçtur. Tarihe karşı bu vazifemi daima ihtar etmiş ve eserin ağır yükünü bizzat çekmiş olan hayat arkadaşım Müzehher Va-Nu'ya kitabımı minnetle ithaf ediyorum." 

Va-Nu'nun bu kitabının bir kısmı daha önce tefrika edilmiş, yazar, tamamını ise ölümünden sonra basılsın istese de daha sonra ikna edilmiş. Onu da yayıncı kitapta şöyle izah ediyor:

"Bu kitabın ancak üçte bir kadarını teşkil eden parçaları İstanbul’da çıkan Meydan dergisinde 1965'te tefrika olunmuştur. Müellif, önceleri, eserinin ölümünden sonra basılmasını sağlayacak bir vasiyetname hazırlamıştır.  Fakat dostları kendisine; 'Anlattıklarını kısım kısım bilenler hayatta iken bunları derhal yayınlamanda fayda vardır. Bilgi ve düşüncesi olanlara seni tasdik yahut tekzip etmek fırsatını verirsin. Vesika daha kıymetli olur' dediler. Vala Nureddin de kitabının bu şekilde neşrine razı oldu. Ancak kimseye zarar vermemek maksadıyla bazı isimlerin ve hadiselerin neşrini ileriki yıllara bırakmıştır." 

Nazım'ı gerçekten de bütün yönleriyle sadece büyük bir şair olarak değil insan olarak tanımak isteyenler, sanata bakışını bilmek isteyenler Va-Nu'nun bu kitabını mutlaka okumalı. Kitaptan kimi kupleler,  bilgiler aktarıp belki doğru bilinen yanlışları da düzeltirim diye düşündüm. 

"Rusya’dan dönüp Türkiye'deki şöhretinin doruğuna ulaşmış genç şair Nazım Hikmet pek yakışıklıydı. Sanat ve şiir meraklısı bazı kadın ve kızlar yolunu kesiyor,  çevresini kuşatıyorlardı. Kimi de türlü tuzaklar kuruyor,  onu çalışmasından alıkoyuyordu. Zor duruma düşürüyorlardı,  o sıralar çalışması gereken Nazım'ı... Jakond ile Siyau'yu yazdığı devirlerdi.  

Yeni bir pusu sezip arkadaşımı tehlikeden kurtarmak için kendisini Heybeliada'da bir otelde baş dinlemeğe davet ettim. Vapura binip birlikte gittik. Bahriye mektebindeki talebeliğinin kendince kıymetli olması gereken dekorlarından hoşlanacağını sanmıştım. Hiç mi hiç ilgilenmedi. Zaten yıllarca süren seyahatlerimiz sırasında, subaylık tahsiline dair ancak iki üç hatırasını anlatmıştı. Hepsini ezberlemiştim. Heybeli'ye gelmişken bunların yerlerini göstermesini,  daha tafsilat vermesini,  çocukluk çağına yönelgin yeni yeni uyanışlara uğramasını beklemiştim. Oysa,  tahsil ettiği Ada onu heyecanlandırmadı." 

Bilindiği gibi Nazım'ın tatsız biten Bahriyeli dönemi (Heybeliada Deniz Lisesi) vardı. 

Va-Nu, Nazım'ın aynı adlı paşa dedesinden dolayı delikanlılığının ilk döneminde Mevlevilikten etkilendiğini,  hatta o babta şiirler yazdığını da aktarıyor. 

Bu yazıda asıl şairin ailesi ve kadınları üzerinde duracağım Va-Nu’nun anılarının izinden giderek ama şunu da not edeyim: Va-Nu, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği İstanbul yıllarının ardından Ankara zamanlarını ve Mustafa Kemal Paşa ile tanışmalarını, Bolu’daki öğretmenliklerini; ardından Kafkasya ve Moskova (KTUV) yıllarını; oradan ülkeye dönüşlerini, çoğu Bursa’da geçen hapislikleri, avukatı Sebük’ün başlattığı af kampanyasını, annesi Celile Hanım’ın da katıldığı afla ilgili imza kampanyasını, Nazım’ın açlık grevini ve özgürlükteki ilk gününü de anlatıyor (Mustafa Kemal Paşa ile tanışmasını ve özgürlükteki ilk gününü ayrıca kaleme alacağım).

“ŞAİRİN AİLESİ”

Nazım'ın ailesi,  soyu sopu üzerinde adeta sörf yapan,  büyük şair vasfını öteleyenlere bir yanıt olur diye Va- Nu'nun kitabından "Şairin Ailesi" başlığı içinden aldığım bilgileri de aktarayım…

Va-Nu'nun dediği gibi "Nazım Hikmet baba tarafından da, ana tarafından da topluma bir çok tanınmış insan veren bir ailedir." Baba dedesi şair Nazım Paşa da, babaannesi de İstanbullu olup Türk asıllıdır.  Babası ise İttihat Terakki döneminde Matbuat Müdürlüğü,  Hamburg Şehbenderliği,  ticaret,  gazetecilik ve sonunda şimdi opera ve konser salonu olan Kadıköy-Bahariye'deki Süreyya Sineması'nda müdürlük yapan Hikmet Bey'dir. Annesi,  ressam Celile Hanım'dır. Annesinin büyük dedesi,  Mustafa Celaleddin Paşa Borjenski soyadını alan Polonya vatandaşı olsa da aslında Hristiyan Gagavuz Türküdür.  Paşa,  Polonya'da iken de Türkçeyi çok iyi bilen bir Türkolog, topograf ve askeri mühendisti. Türkiye'ye gelmiş,  Ömer Paşa'nın kızı Saffet Hanım ile evlenmiştir. Celile Hanım'ın ve Nazım'ın teyzesi Sara Hanım'ın babası ise Mustafa Celaleddin Paşa-Saffet Hanım evliliğinden olan dilci-eğitimci Enver Bey'dir. Atatürk'ün çevresinden Ali Fuat Paşa (Cebesoy) Nazım'ın annesinin teyzesinin oğlu,  TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar da teyzesinin torunudur. İkinci Yeni akımının ünlü şairi Oktay Rifat da şairin teyzesinin oğludur. Nazım'ın şiir yeteneğini keşfeden ise Ali Fuat Cebesoy'un babası İsmail Fazıl Paşa'dır. Daha sayılacak isimler var ama bu kadar yeter...  

Va-Nu kitapta şair Yahya Kemal'in Celile Hanım'a aşık olduğunu ancak Nazım'ın bundan hoşlanmadığını da ayrıntılı biçimde anlatıyor gelişmenin yakın bir tanığı olarak. 

“KISKANÇ KOCA, MÜKEMMEL BABA”

Peki Nazım ve kadınlar? Va-Nu etraflıca anlatıyor:

"Nazım iyi arkadaş,  kıskanç koca,  mükemmel baba,  hatta üvey çocuklarının şefkatli babasıydı. Evlilik müessesesi konusunda çok muhafazakardı. Fedakar, çalışkan aile erkeğiydi. Bu hususlarda şaka kaldırmazdı. Karakteri herhalde gitgide bu tarife uygun gelişti.

Lakin hayatının şartları kaygandı. Dekoru değişiyordu. Nazım’ın hayatına birçok kız ve kadın ismi karıştıysa, bunun nedenini yalnız şairin coşkun mizacında değil, birçok dâhilerde görülen aşırılıklarda değil, bilhassa yukarıdan beri anlattığım özelliklerde aramalı.

Yırtıcılıkla, yıkıp yakıp geçicilikle, mahvedicilikle ilgisi yoktu. Tam tersine, müşterek hayatı güzelleştirmek ve gönülleri mamur kılmak çabasındaydı. Bunda da başarı kazanıyordu ki, buluşup ayrıldığı bütün kadınlar onu hep mazur gördüler. Hayırla andılar. Kendisiyle arkadaş kaldılar. Arkasından gizli aşikar ağladılar (Belki, esrarı bende kalan bir teki müstesna... Ama o kendince ne kadar haklı ise, ölçülerine göre Nazım da o kadar haklıdır).”

İLK PLATONİK AŞKLAR

Va-Nu, devamla Nazım’ın 16-17’sindeyken platonik sevgililerini anlatıyor kitapta. İlki, 2. Abdülhamit devrinin ünlü valilerinden birinin kızı olan Sabiha. İkincisi, ünlü doktor M.A.’nın baldızı olan Azize. Onlara “Gözleri Siyah Kadın” ve “Azize” şiirlerini yazıyor Nazım. Başka platonik sevgilileri de oluyor şairin; onlar için de “Lades”, “Gölgesi” gibi şiirler yazıyor.

Va-Nu’nun anılarından aktarmaya devam edelim bu bahsi... Opera sanatçısı Semiha Berksoy’un Nazım’a dair aşk hatıralarından hiç haberi olmadığını söylüyor yazar. Olsa bilirdi bence de…

KISA SÜREN İKİ EVLİLİK ARASINDAKİ AŞK

“Nazım’ın ilk karısı ‘Nt’dir. İttihatçı ailesinin kızı... Moskova’ya kadar şairi takip eden... Sonra Türkiye’de Fransızca öğretmeni olan... Ve başka bir izdivaç yapan...  (...)  Gerçek büyük aşkı ‘Nt’ydi Nazım’ın.”

Fakat evliliğe karşın ‘Nt’nin ailesi boşanması için diretiyordu. Bu arada ‘Nt’ Moskova’ya gelmeden önce Nazım Moskova’da Sofya İsk ile yakınlık kurmuştu. Nazım’ın hayalleri ile ‘Nt’nin hayalleri örtüşmüyordu. “Minimini minnacık kadın/Rahata acıktı kadın” dizeleriyle ortaya koydu bunu. Ondan sonra Yugoslav bir kadınla kısa süren bir evliliği daha olur Nazım’ın.

NAZIM’IN DÖRT YAPRAKLI YONCASI; PİRAYE, MÜNEVVER, DR. GALİNA İLE VERA

Nazım’ın en uzun evliliği ise Piraye iledir. “Kitap okurum/İçinde sen varsın/Şarkı dinlerim içinde sen varsın (...)/Konuşamayız seninle/Duyamayız sesini birbirimizin/Sen benim sekiz yıllık dul karımsın.” Memet Fuat, şairin üvey oğludur, Piraye’nin ilk evliliğinden…

Şairin dayısının kızı Münevver Andaç, şairle çok ilgilenmiştir, hapishanede, hastanede şefkat göstermiştir. “Yatıyor minderde bir çocuk/benim oğlan, sarışın, tombul./ Misafir yoktu, misafirler yok./Pencerede fakir İstanbul./Öttü acı acı düdükler./Hapislik gibi yalnızlık./Kapadı kitabı Münevver, /Ağlayıverdi yumuşacık.”

Araya yıllar, mesafeler, başka kadınlar girse de arkadaşlıkları ayrıldıktan sonra bile sürmüş; Nazım’ın kitaplarının Fransızca tercümelerini de o yapmıştır. Çocuğu Memet’i de ardından yurt dışına o götürmüştür.

“Nazım, Türkiye’den ayrıldıktan uzun yıllar sonra ‘Vera’ isimli ve emsalsiz güzel br genç kadınla evlenmiştir. Bu kadın bir tiyatro yazarıdır. Birlikte birçok memleketleri dolaşmışlardır. (...) Nazım son karısını şöyle tarif ediyor: “Saçları saman rengi/Kirpikleri mavi/Uzun boynu yuvarlak”.

Bu noktada Va-Nu’nun anılarında Dr. Galina’yı perdelediğini fark ediyorum! Nazım, yurtdışına çıktıktan ve Moskova’ya geldikten sonra ciddi rahatsızlığından dolayı uzun sürecek bir tedaviye başlanır. Dr. Galina ilgilenmektedir birebir kendisiyle. Gel zaman git zaman yakınlaşırlar ve beraber olurlar. Dr. Galina, Münevver ve Memet’i bilmekte, hatta Nazım’la birlikte onlara para ve kimi şeyler göndermektedirler. Sanırım Nazım Hikmet-Dr. Galina beraberliği yedi yıl kadar sürer. Bu konuda en ayrıntılı bilgi yazar ve gezgin arkadaşım Dursun Özden’in yaptığı röportajda yer almaktadır.

Fakat Nazım, Vera’ya tutulur! Hem de ne tutulma!.. Son aşkı Vera’dır şairin. Vera, çeşitli etkinlikler için İstanbul’a gelmiştir yıllar sonra ama ben karşılaşmadım. Ancak “saçları saman sarısı/Kirpikleri mavi” dizelerini Nazım’a yazdıracak kadar şairin içine işlediği aşikar. Hatta, TKP Genel Sekreteri İsmail Bilen’in uyarısına karşın Nazım, Dr. Galina’dan ayrılıp Vera’ya bağlanır tutkulu bir aşkla. Buna karşın Dr. Galina ise ömrünün sonuna kadar Nazım’ı kalbinde taşır sevgisiyle. Va-Nu’nun yazdıkları doğru; Nazım’ın kadınları ayrılık olsa da sevgi ve saygılarını korumuş gözüküyor şaire. Dr. Galina da onlardan birisi.

Nazım ve kadınları bahsini şöyle noktalayalım; şairin hayatında yedi ciddi evlilik-ilişki olmuş. Tek çocuğu Memet ise Münevver’den. Piraye, Münevver, Dr. Galina ve Vera ise dört yapraklı yonca gibi Nazım Hikmet’in hayatında en çok iz bırakanlar. Piraye ve Münevver hapisliklerin, zor zamanların ilişkisi; Dr. Galina sağlığını kazanmanın, Vera ise sağlığını iyice kazandıktan sonraki yılların...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız