Daedalus’un kırlangıç yuvası: İkarus
Sağlam bir yuvadan çıkan kuşlar, göğe kanatlarını güvenle açar.
Kırlangıç yuvası… Baharın ilk günlerinde tedirgin kanat çırpışlarıyla başlar hayat. Bir düşünün; o yuva eksik, o kanatlar güçsüz, rüzgâr sert… Bu yuvadan düşen her kuş, bedelini yalnızca kendi mi öder? Yoksa arkasında duramayan, sorumluluğunu yerine getirmeyen o el de öder mi? Bir kuş yuva yapıyor penceremin köşesine. İki de yumurtası var. Bakıp düşünüyorum, yavrulara nasıl bir hazırlık var.
yuva ve iktidar
Ülke de bir yuvadır. Devlet, o yuvayı yapan ellerdir. Eğer eller titrekse, ihmalle doluysa, düşen çocukların, düşen umutların bedelini kim taşır?
“Eve lazım olan camiye/komşuya haramdır" eskilerin bu sözü bize önceliği hatırlatır. Öncelik, hakkı olana hakkını vermekte, rıza sahibine kulak vermekte ve yükümlülükleri paylaşmakta gizlidir. Hakkı verilmeyen bir yurttaş veya ailenin bir üyesi de olsa elbet bir gün hesabını sorar. Çünkü ihmal de bir tercihtir.
Bir anne arkasında durmadığı çocuklarının bedelini öder.
İktidar da sahip çıkmadığı yurttaşlarının yükünü gelecek nesillere devreder. Çünkü ev, önce kendi ihtiyacını karşılamalıdır; fazlası, doğru ve adil şekilde paylaşılabilir. Komşuya veya başka bir yere verilmesi, evin temel gereksinimini tehlikeye atıyorsa adaletsizliğe dönüşür. Bu hem aileyi hem toplumu ayakta tutan önemli bir aşamadır.
Anne, babaya hiç maruz kalmamış çocukların yükünü düşünün: Yetişmemişliğin, ihmalin, arkasızlığın ağır yükünü sırtlanır. İktidar, birer anne-baba gibi davranmadığında, bu yük milyonların sırtına çöker. Kimse, düşen o kuşları yerden alıp tekrar yuvaya koyamaz.
Kırlangıç yuvası yalnızca yuva değil, emeğin, özverinin, adaletin simgesidir. Yuvası sağlam olan kuşlar gökyüzünde özgürce süzülür; yuvası eksik, adaletsiz bir toplumun kuşlarıysa düşer, kırılır, bazen de uçmayı hiç öğrenemez.
Bir ülke, kendi çocuklarını ihmal ederek kime merhamet dağıtabilir?
ikarus’un düşüşü, prometheus’un sorumluluğu
Mitolojinin sessiz dersleri… Prometheus insanlara ateşi götürürken sorumluluk almıştı; fedakârlık ve bilgelik yüklendi. İnsanlara soluk verdi. Oysa İkarus güneşe yaklaşarak uyarıları hiçe saydı ve düşmüştü. İkarus hatırlatmalı biraz kendisini:
İkarus’un babası Daedalus balmumu ve tüylerden kanat yapmıştı. Kendisi ve oğluna labirentten çıkıp uçmak için kuşların tüylerini yolmuştu. İkarus‘a çok alçaktan uçarsa denize düşeceğini, çok yüksekten uçarsa güneşin balmumunu eriteceğini söylemişti.
Uçmanın cazibesine kapılan İkarus, babasının söylediklerini adeta unutmuş ve yükseldikçe yükselmişti. Ardından güneş balmumunu eritmiş ve İkarus suya düşmüş ardından da boğularak ölmüştü.
İktidar da Prometheus olmalı, halkına ışık ve hak götürmeli; İkarus gibi temelsiz yükseklere uçmaktan kendini alıp tevazuyla uyarılara kulak vermeli.
Bir ülke, evini ihmal ederek adalet kuramaz. Eve lazım olanı dışarıya dağıtanlar, sonunda yuvayı çökertir. Düşen her kırlangıcın sorumluluğu, o yuvayı kuranlara aittir. Çünkü yük paylaşılmazsa çöküş hesaplaşılır.
Çözüm burada başlar: Yuvayı sağlam yapmak, yükleri paylaşmak, hakkı verene hakkını teslim etmek, rızayı gözetmek…
Kendi yuvasını kuramayan, hangi göğe düzen getirebilir?
Atlas gibi sorumluluk omuzlarımızda durmalı; Prometheus’un cesareti ve fedakârlığı rehberimiz olmalı. İkarus’un hırsı ve ihmali ise zihinlerde bir uyarı olarak kalmalı.
"Yuvayı sağlam yap, kuşlar güvenle uçar." – hem evin hem ülkenin gerçeği budur.
Aksi halde…
Eve lazım olanı dışarıya dağıtanlar, sonunda ne ev bırakır ne yuva.
Roşan ORHAN