“Maestro” Ruhunun FED’ e Geri Dönüşü
Piyasalardaki bolluğu veya kıtlığıyla uluslararası para sistemini parmağında oynatan ve hala hiçbir para biriminin sırtını kündeye getiremediği Amerikan Doları’nın(USD) ve ABD para politikasının patronu Federal Rezerve Bank(FED) yani Amerikan Merkez Bankası. Başkanları ABD başkanına değil de kongreye hesap vermekle yükümlü. Çoğu zaman dört yılda bir yenilenebilir görev süreleri ABD başkanının süresini misliyle aşan FED’in şimdi çiçeği burnunda bir başkanı var. Kevin Warsh, 22 Mayıs 2026 dan beri görevinin başında ve guvernörler heyetinin ilk faiz kararını 17 Haziran 2026 da açıkladı. Büyük bunalım ve savaş dönemleri hariç, bugüne kadar ABD’ de hiçbir başkanın yapmadığı ölçüde FED’e karışan Trump’a rağmen, politika faizi değiştirilmedi. Ama bu, Warsh üzerindeki şüpheleri dağıtmaya yetmedi. Oysa açıklamalarıyla, FED ’de 18 yıl başkanlık yapan ve geçen hafta sonu vefat eden “Maestro” lakaplı Alan Greenspan’in [1] ruhu adeta yuvasına geri dönmüş gibi oldu.
“Ayinesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz”
Değişen “tellağa” rağmen FED’ de “eski hamam, eski tas”. Konuşmasında, “bundan sonra yapacaklarımız hakkında size önceden bir bilgi veremem. Ama nasılsa 6 hafta sonra yine buluşacağız” diyen Başkan Warsh, FED yönetiminde ve para politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi. ABD’de enflasyon hedeflenen değerin çok üzerinde. Buna rağmen sabit tutulan faizin ve FED’ deki karar alma süreçleriyle kamuoyu ile iletişiminin yeniden şekilleneceği açıklamasının piyasalarda fazla bir etkisi olmadı. Ama Warsh’ın kamuoyu önüne çok sık çıkmayacağını söylemesi “Maestro” dönemine dönüşün ilk işareti. Çok konuşmamak, ama konuştuğu zaman ilgili herkes ve kurum tarafından dikkatle dinlenmek, geçmişte Paul Volcker ve Alan Greenspan gibi FED başkanları olan ABD için yeni değil. Bu nedenle Ziya Paşa’nın “şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” dizesini hatırlamak ve Warsh yönetiminin FED’ e getireceği yeniliği, enflasyonla mücadelede ne kadar çabuk ve hangi ölçüde başarılı olacağında aramak önemli. “Maestro”, 2007 finansal krizine kadar süren, istikrarlı enflasyon ve makroekonomik büyüme dönemini temsil eder. Bakalım Warsh neyi temsil edecek!
Mesafeli Durarak Spekülasyonu Engellemek Mümkün mü?
Warsh, FED’ in kısa vadede atılacak adımlara ilişkin herhangi bir öngörü içermeyen, sadeleştirilmiş bir politika açıklaması yaptığında, yorumlara kapıyı kapadığını sanmış olabilir. Ama bir tarafta dünyada esen savaş rüzgârları var. Ayrıca her an yeni bir karar açıklayan, sonra bunlardan vazgeçerek piyasaları çalkalayan Trump’ın kılavuzluğunda örgütlü istikrarsızlık. Bu durumda Warsh’ın adını dahi anmadığı yeni üç aylık projeksiyonlara rağmen, 2026 sonuna kadar FED’in faiz artırımına gitmesinin kaçınılmaz olması piyasalardan gelen ilk spekülasyon. Açık mı, kapalı mı belli olmayan Hürmüz boğazı dolayısıyla darboğazdan çıkamayan enerji piyasalarının tetiklediği belirsizliğine rağmen Sars, konuşmasında üretimde verimlilik artışının ve doğrudan sermaye yatırımlarının önemine vurgu yaparken Reagan döneminin “Arz Yönlü ”politikalarına da dönüleceği izlenimini verdi. ABD de enflasyonun yüzde 2'lik hedefe göre yüksek olmasının, enerji de dâhil bazı sektörlerde fiyat artışlarına yol açan arz şoklarından kaynaklandığını açıklaması sanki bu geri dönüşün bir başka işaretiydi. Reganomics ve “Maestro” yeni dönemin sessiz açıklaması. Bu bir spekülasyon mu? Dünya izleyerek görecek.
ABD’de Faizlere Ne Olacak?
Verimlilik artışı yoluyla, şirketlerin mal ve hizmetleri daha etkin üretmesini sağlar ve enerji maliyetlerindeki düşüş enflasyona aşağı yönlü bir ivme kazandırabilirse, faizlerin de düşeceği mesajı da yeni değil. Ama Trump’ın eliyle seçtiği FED başkanı bir kere daha “enflasyonun sebep, faizin sonuç olduğunu” ima ederken, Türkiye’deki “faizin sebep, enflasyon sonuç olduğu” iddiasını da çürüttü. Tabii bu Warsh’ın kendisini göreve getiren Başkana da mesajıydı. Belki de 2026 içinde bir faiz artırımının kaçınılmaz olduğunun ikrarı. Elbette bunu yazarken borçlanma faizlerinin düşük tutulmasının sermaye kullanımı, verimlilik artışı ve konut piyasası üzerindeki olumlu etkisini unutuyor değilim. Ama sermayenin çok az kişinin elinde, yapay zekâ ve uzay çalışmaları gibi alanlarda toplandığı ABD de, enflasyon düşmeden düşük tutulacak faizlerin, yeni ve istihdam yaratan yatırımlara dönüşebileceğinden endişeler var. Belirsizlikler sürerken FED ’in miktar kolaylaştırma yoluyla piyasaya para sürmesi, 40 yılın en yüksek düzeyine tırmanmış olan tüketici enflasyonunu daha da körükleyebilir. Bu, faiz artışının kaçınılmaz olduğu görüşünün kanıtı gibi.
“Derin Değişiklik” veya Fark
Veri toplama ve FED-Kamuoyu diyalogunda nasıl bir fark olacağı zamanla anlaşılacak. Warsh’ın 5 yeni “Görev Gücü” (Task Force)[2] zaten herhangi bir FED veya Merkez Bankası sisteminde olması gereken işleri üstlenecek. Kısa ve öz mesajlarla kamuoyu iletişimi, Greenspan dönemine geri dönüş anlamında olumlu. Ama “daha iyi veri toplama, analizi ve FED' in geleceği daha az yönlendirmesi” adeta bir önceki başkan Powell dönemine yapılan üstü örtülü ama haksız bir eleştiri. Tabii iddia boş çıkarsa veya piyasaların gecikmeli tepkisi kritik kavşaklarda dengeleri daha da bozarsa, FED’in faiz dışında hangi klasik para politikası araçlarını kullanacağı belirsiz ve olumsuz bir fark. Ayrıca, Walsh’ın ilk açıklaması faizi değiştirmeme olsa bile bu zaten bir sıkı para politikası tercihi. Eğer maliye politikası da Kasım seçimlerinden sonra sıkılaşmaya başlar, bazı federal vergi oranları yükseltilir veya istisnalar daraltılırsa, bu da kısa vadeli faiz oranlarının uzun vadeli faiz oranlarına kıyasla yükseltilmesi demek olduğundan, tahvil piyasalarının geleceği ile ilgili bazı tereddütler ortaya çıkabilir. Kaldı ki Japonya Merkez Bankası(BoJ) ve Avrupa Merkez Bankası(ECB)[3] faiz yükseltirken FED’ in, hangi oran ve aralıklarla faizleri düşüreceği de tahvil piyasalarıyla ilgili tereddütleri tetikleyecek spekülasyonlardan.
Değişmeyen 3 Temel FED Hedefi ve Ötesi
Başkanı kim olursa olsun, FED’ in en önemli hedefi tüm Merkez Bankaları gibi fiyat istikrarını korumaktır. ABD de 2026 sonu enflasyon beklentisi yüzde 2,7'den, 3,6'ya yükseltildiğine ve 2027 enflasyon hedeflemesi yüzde 2,3 olarak öngörüldüğüne göre, yüzde 3,50- 3,75 bandında sabit tutulan politika faizinin, 2026 sonuna kadar yükseltilmesi tedarik zincirlerindeki aksamaların fiyat ve piyasa etkisini frenlemeye yönelik olacaktır. FED’in ikinci hedefi olan istihdam ve ekonomik büyümeye gelince, en son 2026 ekonomik büyüme tahminleri hafifçe düşürüldüğü halde işsizlik oranının yılsonuna doğru yüzde 4,3 olması beklentisi, Eylül veya Aralık 2026 da yapılacak düşük oranlı faiz yükseltmesiyle uyumlu. Nihayet üçüncü hedef FED’ in ulusal ve uluslararası ekonomik gelişmelerin ve ülkenin ödeme sisteminin denetlenmesi görevidir. Warsh şimdi denge sorunlarına daha iyi yaklaşabilmek için uluslararası para sistemini yakından izlemekle yükümlü olduklarını da zaten açıkça belirtmiş durumda.
[1] Alan Greenspan, Ronald Reagan, George H.W. Bush, Bill Clinton ve George W. Bush dönemlerinde, yani 1987’ den 2006’ ya kadar tam 18 yıl FED Başkanı olarak görev yapmıştır.
[2] Yeni FED Başkanının açıkladığı 5 görev gücü: FED-Kamuoyu İletişimi; Risk yönetimi; Veri etkinliği; FED ’in Enflasyon Çerçevesi; Yapay Zekâ Çağında Verimlilik ve İstihdam
[3] ECB, 11.06.26 da 25 temel puan artışla mevduat faizlerini yüzde2,25'e, yeniden finansman faizlerini yüzde 2,40'a ve kredi faizlerini yüzde 2,65'e yükseltti. Buna karşılık, BoJ, faizleri 31 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. 16.06.26 da politika faizini yüzde 0.75'ten yüzde 1'e yükseltti.