Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’inci Yıl Dönümü
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’nci yıl dönümü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve halkının Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun!
Bu mutlu ve anlamlı Bayram’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) çatısı altında ilelebet kutlanacağına gönülden inanıyorum.
Kıbrıs Barış Harekâtımız, Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin ne söylerse onu yapma ve gerçekleştirme yeteneğine sahip olduğunu tarihte bir kere daha kanıtlamıştır.
Türkiye Antlaşmalardan kaynaklanan yetkilerini kullanarak sadece Yunanistan’ın Kıbrıs adasını oldubitti şeklindeki “enosis” ilanıyla kendi ülkesine katmasını önlememiş, Kıbrıslı soydaşlarımızı 11 yıl süren Rum mezaliminden, soykırım teşebbüsünden, ada dışına zorla göçten kurtarmıştır.
Türkiye Harekâtın “barış” amaçlı olduğunu dünyaya ilân etmiş; harekâta “Barış” ismini vermiş; sonunda bu ismin anlamına uygun olarak, eski tabirle “ismiyle müsemma” Kıbrıs adasına fiilen istikrarlı güvenlik, sükûnet, huzur ve barış getirmiştir.
BMGS’nin Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporlarında “bütün ateşkes hattı boyunca istikrarlı bir sükûnetin hüküm sürdüğü” yıllardır belirtilmektedir.
Ayrıca, BMGS 22 Haziran 1999 tarihli raporunda (S/1999/707, para. 6) “uzun zamandan beri devam eden ihtilâfa ve devam eden gerginliklere rağmen son 25 yıldır çatışmaların yeniden başlamamış olması Kıbrıs için bir talihtir” değerlendirmesine yer vermiştir. Rapor 1999 yılına aittir. Bu rapordan 25 yıl geriye gittiğimiz zaman 1974 tarihi ile karşılaşmaktayız. İstikrarlı sükûnet bugün itibariyle de 52 yıldır devam etmektedir.
Günümüzde askerî güç kullanarak barışa ulaşma iddiasında ve sevdasında olan güçlerin ne gibi felâketlere yol açtığını düşünecek olursak Kıbrıs Barış Harekâtımızın emsalsiz değerini ve başarısını o zaman daha iyi anlarız.
Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı Kıbrıs uyuşmazlığını aslında fiilen doğal çözümüne kavuşturmuştur. Çünkü 20 Temmuz 1974 gününden itibaren uyuşmazlığın doğal çözümünün temel taşları yerleştirilmiş, çözümün fizikî haritası Ada’nın sathında çizilmiştir.
13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasıyla Kıbrıs Türk halkının öz yönetimi devlet esasına kavuşmuştur. Ağustos 1975’te BMGS Waldheim’ın gözetiminde Denktaş ile Klerides arasında varılan mutabakat ile Ada sathında nüfus mübadelesi yapılmıştır. Böylece Ada’da yönetim, toprak ve nüfus boyutlarıyla iki kesimli siyasî coğrafya gerçekleşmiştir.
15 Kasım 1983 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla da Kıbrıs uyuşmazlığı “egemen eşitlik temelinde iki devletli” doğal çözümüne fiilen ulaşmıştır.
Günümüzde diplomasinin hedefi, Ada’da 1974’ten itibaren ortaya çıkan askerî kuvvet dengesini ve bunun yarattığı askerî çatışmasızlık ve sükûnet ortamı içinde on yıllar boyunca oluşan bu fiilî doğal çözümü yok etmek değil, sağduyu ve basiretle hareket ederek Ada’daki statükodan anlaşmaya dayalı kalıcı çözüm çıkarmak olmalıdır.
Barış Harekâtımız şanlı ve kahraman Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin (TSK) gücünü yüksek kabiliyetlerini ortaya koymuştur. TSK 15 Temmuz 1974 günü Yunanistan’ın Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği askerî darbe üzerine beş gün gibi kısa bir süre içinde hazırlıklarını tamamlamış ve 20 Temmuz 1974 sabahı zıpkın gibi Ada’ya ulaşmış ve çıkmıştır.
Kahraman ordumuzun üstün cesaret ve kabiliyetlerini 1950’lerde Kore savaşında görmüş olan dünya, başarıyla gerçekleştirilen çıkarma harekâtıyla da TSK’nın yüksek niteliklerini ve gücünü anlamıştır. Barış Harekâtımızdan sonra TSK’nın dünyanın çeşitli çatışma noktalarındaki barışı koruma faaliyetine katılıyor olması da bu gerçeği ortaya koymaktadır.
15 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’ta vuku bulan Yunan darbesi üzerine gereken siyasî kararı almak ve TSK’na verilecek siyasî direktifi oluşturmak üzere gerekli iç ve dış temasları hızla tamamlayan dönemin koalisyon hükûmetinin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, Hükûmet’e çekincesiz destek veren muhalefet lideri Süleyman Demirel’i, TSK'nın o dönemdeki Komutanlarını, Barış Harekâtı'nın Komutanlarını ve ayrıca Ada’da Rum-Yunan baskılarına karşı Kıbrıs Türk halkını dimdik ve dayanışma içinde tutan Dr. Fazıl Küçük’ü ve o zamanki Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı Rauf R. Denktaş’ı rahmet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun!
Millî Kıbrıs Davamızda dönüm noktası mahiyetinde bir zafer kazanan TSK’nın Harekâtı sırasında şehit olan kahraman askerlerimizi, Kıbrıslı kahraman soydaşlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gazilerimizi şükran, sevgi ve saygıyla selâmlıyorum.