İstanbul
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,0434 %0.2
53,7187 %-0.12
6.225,55 % 0,12
64.277,52 %-0.261

Kağıthane Belediye Meclisi'nde iki isim üzerinde şekillenen o konuşma...

YAYINLAMA:
Kağıthane Belediye Meclisi'nde iki isim üzerinde şekillenen o konuşma...

Geçtiğimiz hafta Kağıthane Belediye Meclisi Temmuz ayı birleşiminde gündem dışı söz alan Belediye Meclis Üyesi Saadet Tiryaki,  bütün Türkiye’nin atladığı; Madımak ile ilgili belgesel çekenlerin,  araştırmacı gazetecilerin ve herkesin üzerinde durmadığı iki isme dikkat çekti. Onlar Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında kente gelen isimlerden değildi,  o yüzden olacak flaşlar onların üzerinde değildi. Fakat,  onlar da yandı Madımak'ta. Onların da bir aileleri,  yakınları vardı. Onların da canı alınmıştı. İşte Saadet Tiryaki,  bunu mesele yaptı çok da yerinde olarak ve mecliste konuştu. Tiryaki'nin bu önemli gördüğüm konuşmasını sosyal medyada görünce köşeme alıp geniş kesimler görsün istedim. O konuşmanın tamamını aşağıya alıyorum:

"ONLAR DA YANDI"

"Sayın Başkan, Değerli Meclis Üyeleri,

Bu kürsüden söz alırken, öncelikle ülkemizin yakın tarihinde kanayan yaralar olan terör saldırılarını anmak durumundayım. 1993 yılında PKK terör örgütünün Erzincan Başbağlar’da gerçekleştirdiği hain katliamda 33 vatandaşımız can verdi. 15 Temmuz 2016’da ise FETÖ’nün darbe kalkışmasında 251 şehidimiz oldu, millet iradesi kurşunlandı. Bu saldırıların hepsi, ülkemizin birlik ve beraberliğini hedef almış, masum kanı dökmüştür.

Bu hain saldırılar, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve milletimizin birliğine yönelikti. Bugün ise bu kürsüden, farklı bir acıyı, farklı bir yarayı daha hatırlatmak istiyorum. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için bir araya gelmiş 33 aydınımız, sanatçımız ve düşünürümüz, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildi . Ancak bugün, ben o listede genellikle unutulan, 'otel çalışanları' başlığı altında anılan iki ismi, Ahmet Öztürk ve Kenan Yılmaz'ı anmak için buradayım.

Onlarca haber kaynağını taradım ama Sivas Katliamı'nda hayatını kaybedenler arasında geçen Ahmet Öztürk ve Kenan Yılmaz hakkında ayrıntılı bir haber bulamadım . Elde bulunan tek bilgi, ikisinin de 21 yaşında, otel çalışanı olduğu ve o gece Madımak Oteli'nde canlarını verdiği. Ne bir röportaj, ne bir aile anlatısı, ne de kişisel bir detay kayıtlara geçmiş. İsimleri her yıl aynı üç kelimeyle anılıyor: 'Otel çalışanları, 21 yaşında' .

Otuz üç kişi vardı listede. Şairler, ozanlar, ressamlar, gazeteciler. Her birinin bir şiiri, bir şarkısı, bir sözü kalmış geriye. Adları anma törenlerinde tek tek okunuyor, yaşamları anlatılıyor, fotoğrafları paylaşılıyor. İsimleri anılmaya ve paylaşılmaya sonsuza dek devam edecek .

Ama kurban listesinin altında iki isim daha var, ayrı bir başlıkta: 'Otel Çalışanları'. Ahmet Öztürk, 21 yaşında. Kenan Yılmaz, 21 yaşında. İsimleri bile sıradan... Adları, soyadları…

O gece onlar da oradaydı ama Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılmaya değil, işe gelmişlerdi. Belki resepsiyondaydı biri, belki mutfakta ya da koridorlarda. 21 yaşında iki genç adam, bir otelde çalışıp hayatlarını kazanmaya çalışıyorlardı. Sıradan, görünmeyen bir emekle geçiniyorlardı. Tıpkı o gün dünyanın dört bir yanında otellerde, lokantalarda, tezgahlarda çalışan binlerce 21 yaşındaki genç gibi .

Ahmet ve Kenan'ın nasıl güldüğünü, neyi sevdiğini, kimleri özlediğini bilmiyoruz. Belki anneleri vardı Sivas'ın bir mahallesinde, o akşam kapıyı çalacak kara haberi alan... Belki kardeşleri, nişanlıları, arkadaş çevreleri. Belki başka bir şehirden ekmek parası için gelmişlerdi. Bunları bilmiyoruz çünkü kimse sormadı, kimse yazmadı, kimse onların hikayesini bir kenara not etmedi .

33 yıl sonra hâlâ söyleyebileceğimiz tek şey, onların da orada olduğu. Onlar da yandı. Onlar da bu kentin, bu ülkenin hafızasına, adı bilinmeyen ama unutulmaması gereken iki genç insan olarak kazındı .

Aradım taradım ama haklarında hiçbir şey bulamadım. Bir gün belki birileri çıkar, Ahmet'in ya da Kenan'ın bir tanıdığını bulur, bir cümlelerini, bir gülüşlerini kayıt altına alır. O güne kadar, en azından adlarını doğru anıp, 'sadece otel çalışanıydılar' değil, 'onlar da 33 yıldır özlenen, 33 yıldır adaleti beklenen iki insandı' diyebiliriz .

Bu vesileyle tüm şehitlerimizi, Başbağlar’da, 15 Temmuz’da ve Sivas’ta hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun." 

BELKİ O İKİ OTEL ÇALIŞANININ HİKAYESİNE MERCEK TUTAN OLUR 

Evet,  Saadet Tiryaki sayesinde belki o iki ismin hikayesine de mercek tutulur artık. "Otel çalışanı" sıfatlarının ötesine geçilir. Onların hikayesini de Madımak'ta yanan herkes gibi öğreniriz. Kimbilir, belki bir belgeselci, belki bir kısa filmci çıkar da onları çeker. Belki bir araştırmacı onların hikâyesini yazar. Kimbilir... Merakla bekleyeceğim onların hikâyesini. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız