İstanbul
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,9688 %0.19
55,8258 %0.18
6.759,24 %0.61
84.646,23 %1.71

"Hükümet herkesi solcu yapıyor!"

YAYINLAMA:
"Hükümet herkesi solcu yapıyor!"

Potbori akışında bir yazı ile karşınızdayım bugün. Sıcak siyaset içinde gündemde fon vurgunu birden öne çıktı.  Türkiye'yi yöneten siyasi irade sermaye piyasalarını elbette izliyordu. Neden, nasıl müsaade edildi, göz yumuldu onca gelişmeye? Bu sorunun yanıtını memlekette hesap soracak bir iklim ve aygıt kalmadığı için öğrenemeyeceğiz. Aslında bütün göstergeler Bakan Şimşek'in bugünleri öngördüğünü de gösteriyor

Öteyandan, yurtiçinden yurtdışına para akışını izleyen MASAK gibi  hatta devletin istihbarat kurumları gibi unsurlar da var; bu kurumlar gerekli uyarıları zamanında yaptı mı? Yetkililer bu uyarılar yapıldıysa dikkate aldı mı? Farkedilip uyarı yapılmadıysa bunun gereği yapılacak mı? Bir gazeteci çıkıp fon vurgunundaki görünür figürün pozisyonunu açığa çıkarmasa süreçte kimbilir daha neler olacaktı? 

SORUMLULAR, OLUP BITENLERE SEYİRCİ KALANLAR KİMLER?

Fakat hesap vermesi gereken yetkili ve sorumlulardan beklenen hareket yok! Bakan, yerinde duruyor, SPK başkanı da!.. Pişkin pişkin oturuyorlar koltuklarında!.. Sanırsınız ki bütün kabahat 28 yaşındaki bir delikanlıda…

Oysa, 12 Eyĺül döneminde patlayan banker skandalında bir Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı istifa etmiştı. Şimdi Cumhuriyet tarihinin belki en büyük finans dolandırıcığı yaşandı ama ortada sorumlu yok!.. Vatandaş, devlete, kurumlara güvenmiş, kurallara güvenmiş ve küçük tasarrufunu yatırmış. Kaçan paranın yüzde 80'i 70 bin TL ile 1 milyon TL'lik küçük tasarruf sahibi. İyi gün, kötü gün parasını enflasyona karşı koruma altına almak isteyen 400 bine yakın yurttaş. Nereden bilecek devlet uyuyacak, paralar kaçırılacak, tasarrufunun üzerinde lüküs hayat sürülecek muhteşem yatlarla... Nereden, nereye... 

OLMAZ Kİ, MİLLİ İRADE BU KADAR DA SAKATLANMAZKİ!

11 Eylül itibariyle iktidar, muhalefetteki 87 belediyeye şu veya bu yöntemle çökerek tarafına geçirmişti. Üsküdar bir eşik oldu, yargı ve mülki idare eliyle birtakım zamanlama oyunlarıyla; erteleme, transfer, gözaltı süreci birlikte işletilerek belediye iktidara geçirildi! Milli irade lafta kaldı. Ortada siyasi etiğı bırakın ne utanma ne arlanma kaldı. 

Üsküdar eşiği geçildi nasılsa, sıraya Adalar alındı. Adalar'da da Üsküdar'a benzer bir 'film' çevrildi! Başkanı  tutukla, başkan vekili güya sağlık nedeniyle istifa etsin... Suyu bulandır ve sonra da bulanık suda balık avla! Seçmen Ali Ercan Akpolat'ı yüzde 55'le seçsin, AK Parti adayı yüzde 22'de kalsın; CHP 10, AK Parti 2 meclis üyesi çıkarsın; 2,5 yıl sonra horolop şorolop belediye AK Parti'ye geçsin! Amaç belli; İBB Meclisi'nde Yeni Parti'yi azınlığa düşürüp İBB'ye de çökmek! Çökebilir mi? Çökebilir! Iktidar bir iki ilçe belediyesine daha dalar ve aradaki farkı kapatır! İmamoglu'nun Yargıtay'daki dosyası da onaylanınca mecliste yapılacak seçimle mühür AK Parti'ye geçer! Formül bu... Seçimlere daha var; daha çok belediyeye çökülür, yazın bunu bir yere... Amaç, yerel yönetim olanaklarını muhalefetin elinden alıp iktidara vermek seçim sürecinde. Amaç, muhalefet yerelde yurttaşa dokunamasın, iktidar dokunsun... E, değiştirin yerel yönetim rejimini, valilere ve kaymakamlara aynı zamanda belediye başkanı şapkası da giydirin, olsun bitsin diyesim geliyor! 

"TÜRKİYE MUTABAKATI" VE GERÇEKLER

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, içinde bulunduğümuz ayın ilk haftasında Yeni Parti'nin "Türkiye İttifakı" kavramından kopya olduğu ayan beyan olan "Türkiye Mutabakatı" diye bir kavram attı ortaya. İktidar, muhalefet belediyelerini, başkan ve meclis üyeleri ile bazı milletvekillerini şantaj veya vaatle tarafına çekerek; yedeklediği MHP, BBP, HÜDA-PAR'ın yanına DSP gibi CHP'nin tabelasını mutlak butlanla embeded yaparak (iliştirerek) seçmeni mutabakata ikna edeceğini sanıyor ama nafile... Transfer ettiği sefiller bırakın kendisine oy getirmeyi, bilakis karşı tarafı konsolide edecek. Bunu hep beraber göreceğiz. 

SOSYAL PATLAMA SANDIKTA GERÇEKLEŞECEK

Eylül ayı içinde 11 gün Erzincan, Kemah, İliç ile İliç'in Boyalık ve Leventpınar köylerindeydim. Ata topraklarımdaki  akraba, hısım ve hemşehrilerimle tabii memleket ahvalini de konuştuk (Erzincan izlenimlerimi de bir ara,yazmak istiyorum). Gidişattan yakınmayan yok gibi. Durumu MHP'li bir eski muhtarın özlü sözü çok iyi özetliyor: “Hükümet herkesi solcu yapıyor!”

Gözüken o ki, yurttaş olup bitenlere, hükümetin icraatına, ekonomideki çöküşe, geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığına, Çerçeve Yasa'ya tepkisini sandıkta gösterecek.Yeni Parti lideri Özel'in dediği gibi, Türkiye'de sosyal patlama sandıkta gerçekleşiyor.  Değişim için Türkiye İttifakı sandıkta gerçekleşecek. Bunun için muhalefetin kenetlenmesi, dişini sıkması, seçmene güven vermesi yeter. İktidar, sandığı değersizleştirmek, serbest seçimlere, milli iradeye gölge düşürmek, cumhurbaşkalıği yarışındaki rakiplerini diskalifiye etmek  yoluyla sandıktaki patlamayı durdurmak istiyir ama nafile! Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.

×××

Not: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Adalar Belediyesi'nin AK Parti'ye geçirildiği gün CHP'den sekiz ilçe belediye başkanı ile birlikte istifa ederek bağımsız kalacağını belirtti. Bu istifanın Yavaş'ın büyük politikasının bir parçası, adımı olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bir dahaki yazımda etraflı bir değerlendirme kaleme alacağım. Şimdilik şu kadarını not edeyim, Yavaş, prangasından kurtuldu ve büyük politikası için önünü açtı. Ancak iktidarın gözü çok kara, Yavaş'ın Erdoğan'a rakip olması somutlaşırsa ne olur? Hep hatırlatırım; Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimi yarışları daima netameli geçer. Fakat şimdi daha netameli geçiyor. İktidar, Erdoğan'ı yeniden seçmek için İmamoğlu'nu diskalifiye etme yolunda epeyce mesafe aldı. Yavaş'ın da, başına bir çorap örülür mü? Bizans'ta, oyun bitmez derim, başka birşey demem. Gerisi yeni yazıda. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız