Hıyar turşusu
Bugün sizleri biraz güldürmek, iç ve dış siyasetin hay huyundan uzaklaştırmak istedim. Böylece size bir hıyar turşusu fıkrası kaleme alayım, dedim.
Ben hıyarı çok severim. Cacığı bir başka, turşusu bir başka lezzetli olur. Hele, her, hıyarım var, diyene elinde tuzlukla koşanlara pek gülerim.
Efendim, bundan sanırım kırk küsur yıl önce Cumhuriyet gazetesinin Marmaris muhabiri Özcan Özgür vardı. Dört dörtlük bir gazeteci olan Özcan Marmaris İlkadım gazetesinde de yazılar yazardı.
Faşist 12 Eylül Cuntası dönemiydi. Özcan Marmaris İlkadım gazetesine Şili’nin bir o kadar Faşist diktatöru Augusto Pinochet üstünden bir fıkra yazdı. Fıkra şöyle:
“Şili’nin Faşist diktatörü Pinochet’ye sormuşlar:
‘Turşu mu zor kurulur, cunta mı?
“Pinochet cevap vermiş:’Turşu zor kurulur.’
“Soruyu soran şaşırmış: Hiç olur mu efendim? Koskoca devlet yönetimi turşudan kolay mı kurulur?’
“Pinochet açıklamış: ‘Elbette. Turşu kurmak için bir sürü hıyar lazım. Cunta kurmak için üç hıyar yeter.’”
Fıkra yayımlandıktan sonra birileri durumu 12 Eylül Cuntası’nın lideri Kenan Evren’e şikayet eder. Kenan Evren fıkrayı kendi üstüne alınarak fena halde sinirlenir; bizim Özcan’ın derhal hesaba çekilmesini emreder. Özcan bu ve benzeri yazıları nedeniyle ‘devletin kolluk güçlerine ve cuntaya hakaret’ suçlamasıyla göz altına alınır ve yargılanır.
Öte yandan, kulakları çınlasın, kendisi de gazetecilikten gelme, Kenan Evren’in basın danışmanı ve sözcüsü olan Ali Baransel Özcan’ın başına gelenlere üzülmüştür. Ortamı yumuşatmak ve krizi çözmek için Kenan Evren’in yanına gider. Baransel’le Evren arasında şöyle bir konuşma geçer:
Ali Baransel: “Sayın Cumhurbaşkanım, bu gazeteci arkadaş fıkrada sizi kastetmemiş.”
Kenan Evren: “Nereden anladın, netekim?”
Ali Baransel: “Efendim, fıkradaki diktatör, cunta kurmak için üç hıyar yeter, diyor. Oysa bildiğiniz gibi bizim Milli Güvenlik Konseyi beş kişiden oluşuyor. Sizinle bir ilgisi yok.”
Ali Baransel’in bu izahatını Evren’in kabul ettiği ve rahatladığı Ankara kulislerinde yıllarca anlatıldı. Nereden aklıma geldiyse? Ha, tamam, hatırladım. Ben hıyarı pek severim diye başlamıştım. Laf dönüp dolaşıp nerelere geldi!