CHP’li gelinin kombinleri değil, valinin taytı dert oldu
Geçtiğimiz günlerde CHP’li Gürsel Tekin’in gelini, influencer Gizem Tekin’in Instagram hesabındaki kombinleri üzerine bir video hazırladım. Dikkat çekmek istediğim konu ne Gizem Tekin’in özel hayatıydı ne de insanların pahalı kıyafetler giymesi.
Benim derdim tüketim kültürüydü.
Sosyal medyada sürekli yeni kıyafetlerin, yeni çantaların, yeni ayakkabıların ve yüksek bütçeli markaların sergilenmesi, özellikle gençlere nasıl bir hayatın “normal” ve “arzu edilir” olduğu mesajını veriyor?
Daha fazlasını al. Daha yenisini al. Bir kez giy, fotoğrafını çek, sonra yenisine geç.
Oysa bugün iklim krizini konuşurken dünyanın tam tersine ihtiyacı var. Daha az tüketmeye. Daha uzun süre kullanmaya. İhtiyacımız kadar almaya.
Çünkü moda endüstrisinin de bir karbon ayak izi var. Kullandığı su var. Enerji var. Hammadde var. Üretim var. Nakliye var. Atık var. Yani kıyafet dediğimiz şey yalnızca gardırobumuzu ilgilendirmiyor. Gezegeni de ilgilendiriyor. Tam da bu nedenle bugün CHP’nin gündemine bakınca bazı partilileri ilginç bir durumun içinde buluyorum.
Bir tarafta sosyal medyada sürekli yeni ve pahalı kombinlerle beslenen tüketim modelinin arsızlığını temsil eden CHP’li bir gelin, diğer tarafta bisiklete binerken giyilmiş bir spor kıyafetin normalliğinden rahatsız olmuş CHP’li bir vekil.
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin bisiklet kullanırken giydiği kıyafeti TBMM kürsüsüne taşıdı.
“Taytla geziyor, böyle vali olmaz” diyerek görevden alınmasını istedi. Ardından Mehmet Fatih Çiçekli görevden alındı. Burada önemli bir not düşelim: Görevden alma kararında bunun gerekçesinin bisiklet kıyafeti olduğu açıklanmadı. Dolayısıyla ikisi arasında doğrudan bir nedensellik kuramayız.
Ama zamanlamanın yarattığı ironiyi de görmezden gelemeyiz. Elbette bu bir ironi. Ama üzerinde düşünmeye değer. Çünkü ben CHP’nin yerinde olsam bir valinin bisiklet kıyafetinden önce başka bir şeyi tartışırdım; Aşırı tüketim kültürünü. Bazı sorular sorardım kendime, sağa sola, birilerine…Bir insanın bisiklete binerken giydiği profesyonel spor kıyafetinin topluma ne zararı var? Milyonlarca insana her gün “Daha fazlasını satın alırsan daha değerlisin” mesajı veren tüketim kültürünün gezegene maliyeti ne? Ve Hangisi daha büyük mesele?
Bir tayt mı? Yoksa hiç bitmeyen tüketim yarışı mı?
İklim krizine uyumlanma modellerinden biri olan Akıllı Şehirler eylem planları çerçevesinde, Türkiye insanları bisiklete binmeye teşvik etmeye çalışıyor. Üstelik CHP’li belediyelerinde hazırladıkları akıllı şehir eylem planlarında bisiklete binmek en önemli parametrelerden bir tanesi. Bunun için de; bisiklet yolları planlanıyor. Sürdürülebilir ulaşım deniliyor. Karbon ayak izimizi azaltmalıyız deniliyor. Sonra bir kamu yöneticisi gerçekten bisiklete biniyor. Biz bisikleti değil, üzerindekini konuşuyoruz.
Şimdi vatandaş ne yapsın?
“Bugün karbon ayak izimi nasıl azaltabilirim?” diye mi düşünsün? Yoksa: “Bisiklete bineceğim ama acaba ne giysem de kimse rahatsız olmasa?” diye mi?
Nasreddin Hoca’nın hikâyesindeki gibi;
Ye kürküm ye! Aradan yüzyıllar geçmiş ama galiba hâlâ insanın ne yaptığına değil, ne giydiğine bakıyoruz.
Dünyanın başka yerlerinde ise tablo oldukça farklı. Hollanda’nın eski Başbakanı Mark Rutte’nin bisikletle dolaşması yıllarca dünyanın dikkatini çekti. Londra’nın eski Belediye Başkanı ve İngiltere’nin eski Başbakanı Boris Johnson bisiklet kullanmasıyla tanındı. Kopenhag ve Amsterdam gibi şehirlerde bisiklet, yöneticisinden öğrencisine kadar günlük hayatın sıradan bir parçası.
Bazı ülkelerde bir yöneticinin bisiklete binmesi haber bile değil. Bizde bisiklet kıyafeti Meclis kürsüsüne çıkıyor.
Bence burada kaçırdığımız çok önemli bir fırsat var.
- Ardahan gibi doğasıyla öne çıkan bir şehirde bisiklete binen bir vali neden eleştirilsin? Tam tersine neden desteklenmesin?
- Neden Ardahan’da bisiklet rotaları oluşturulmasın?
- Neden bisiklet turizmi geliştirilmesin?
- Neden gençler bisiklete teşvik edilmesin?
- Neden valiyle vatandaşların birlikte pedal çevirdiği etkinlikler yapılmasın?
- Neden Ardahan sürdürülebilir ulaşım konusunda örnek şehirlerden biri olmasın?
Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelede ihtiyacımız olan şey tam da bu. Yöneticilerin topluma örnek olması. Makam aracından inen bir vali. Bisiklete binen bir belediye başkanı. Toplu taşıma kullanan bir yönetici. Oysa bizim daha sıklıkla gördüğümüz ve hiç eleştirilmeyen bir başa görüntü var; hepimiz tanık olmuşuzdur mutlaka. İçinde kimse olmayan çalışır vaziyetteki özellikle resmi plakalı araçlar. Neden boşu boşuna çalışıyor bu araç? Cevap; başkanı bekliyorum. Eeee beklerken neden çalışıyor? Mevsim Yaz ise cevap, araba soğuk olsun. Yok mevsim kış ise cevap, araba sıcak olsun.
Bazen bir yöneticinin verebileceği en güçlü sürdürülebilirlik mesajı, hazırladığı yüz sayfalık eylem planından daha basittir:
Kendisi yapar.
Bugün insanlara daha az tüketmelerini, karbon ayak izlerini azaltmalarını, otomobil yerine toplu taşımayı ve bisikleti tercih etmelerini söylüyoruz. O zaman tercihimizi de doğru yapalım. Bir bisikletçinin üzerindeki spor kıyafetini değil, tüketim kültürünün üzerimizde yarattığı baskıyı tartışalım.
- Çünkü dünya ısınıyor.
- Su kaynakları azalıyor.
- Doğal kaynaklarımız tükeniyor.
- Ve biz hâlâ kimin ne giydiğine bakıyoruz.
“Ye kürküm ye” dünyasından çıkmanın zamanı çoktan geldi. Ardahan’ın eski Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, görevden alınmasının ardından üzerindekinin spor yaparken kullandığı bisiklet kıyafeti olduğunu söyledi.
Ve ardından bence bu yazının da özeti olabilecek bir mesaj verdi:
“Pedallamaya devam.” Bence biz de devam edelim.
Gözümüz insanların kıyafetinde değil, gittiğimiz yönde olsun. Çünkü asıl mesele tayt değil. Asıl mesele, bir yandan insanlara karbon ayak izinizi azaltın derken, diğer yandan tüketim çılgınlığını hayatın normali haline getirmemiz.
CHP’nin de kendi kendine sorması gereken soru şu:
Bir bisikletçinin taytı mı dünyaya daha çok zarar veriyor, yoksa her gün daha fazlasını tüketmemizi isteyen bir yaşam kültürü mü? CHP’li Gürsel Tekin’in gelini Gizem Tekin’in instegram hesabındaki bazen bir araba fiyatına ulaşan, yaklaşık 2 bine yakın kombindeki giyim kültürü gibi.
Hangisi daha zararlı sizce?