Amerikan ekonomisini çökertebiliriz
"Erdoğan, Trump tarafından mal varlığı ile tehdit ediliyor" diyen Özgür Özel’e, 500 bin TL'lik manevi tazminat davası açıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın X hesabından yaptığı açıklamada "CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 7 Ocak 2026 tarihinde Beykoz'da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yakışıksız ifadeleri, akıl dışı ve mesnetsiz ithamları nedeniyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde 500 bin TL'lik manevi tazminat davası açılmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanına hakaret suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur" dedi.
Özgür Özel, “yakışıksız ifadelerin” hesabını mahkemede versin ya da vermesin; ben işin o kısmında değilim. Benim takıldığım nokta şu: Bu tür ifadeler sadece Özel’den gelmiyor ki...
Trump var mesela. Son Beyaz Saray ziyaretinde, basının önünde Erdoğan’ı kastederek “O, hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir.” dememiş miydi?
Sadece bu cümle bile, Özel’in sözlerini fersah fersah aşmaz mı? Bunun için açılacak bir manevi tazminat, milyonlarca dolarla ölçülmez mi?
Artık Ankara Asliye Hukuk mahkemesi mi olur, uluslararası tahkim mahkemesi mi olur… O tartışmanın tarafı değilim. Mevzuatı, hukukçular halletsin.
Üstelik bu iddia ile ilgili, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden (DMM), “çıt” çıkmadı.
Halbuki “Erdoğan’ın hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir iddiası” başlığıyla yapılacak bir duyuruda, Trump’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığı, asılsız ve mesnetsiz olduğu, açıklanabilirdi. Böyle bir açıklama Trump aleyhine açılacak bir davada elimizi de güçlendirirdi.
Şimdi Trump’ın avukatları rahatlıkla şunu söyleyebilir: “Söylediklerimiz mesnetsiz olsaydı, DMM’niz açıklama yapardı. Yapmadı.”
Keşke DMM, böyle bir açıklama yapsaydı.
***
Sadece bu değil tabii. Dava açılabilecek o kadar çok konu var ki, alacağımız tazminatlarla Amerikan ekonomisini çökertebiliriz.
Trump'ın gönderdiği o meşhur mektup var mesela...
“Sen binlerce kişiyi katletmekten sorumlu tutulmak istemezsin.” diyordu. “…Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemem, ama yaparım.” diyordu. “…Aptallık etme. Sert adamı oynama.” diyordu.
Mektubun ortaya çıkmasının ardından Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından "mektubun yok hükmünde sayıldığı" ve "mektubun yırtılıp çöpe atıldığı” yönündeki açıklamaları basına yansımıştı. Macaristan gezisi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, 13 Kasım’daki ABD ziyaretinde mektubu Trump’a vereceğini açıkladı.
Hamdolsun, mektup çöpte değilmiş!
“Erdoğan’ı hedef alan akıl dışı ve mesnetsiz ithamların” kanıtıydı mektup. Mektubun iadesi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump tarafından kendisine gönderilen skandal mektubu iade etti” ifadeleriyle basına haber oldu.
Kanıt olduğu için bence iadesi de doğru olmadı. Lehimize olan kanıtı kendi elimizle iade ettik. Ama neyse ki Trump, kendisine ait bir barda 'hatıra' olarak sergilemek suretiyle koruma altına almış bulunuyor.
Mektubun bir barda çerçevelenip sergilenmesi, içeriğinden bağımsız olarak ayrıca değerlendirilebilir. Diplomatik bir metnin, tehdit dili içeren bir yazının, dekor unsuru hâline getirilmesi, süreklilik kazanan bir teşhirdir. Bugünkü uygulamalara bakıldığında, bu da kişilik hakları kapsamında dava konusu yapılabilir.
***
Mektup, tek olabilir. Ama mektupta yer alan her söylem ayrı ayrı “yakışıksız ifadeler, akıl dışı ve mesnetsiz ithamlar” olarak kabul edilmeli, ayrı ayrı dava konusu olmalıdır.
***
Brunson krizi mesela… Trump her fırsatta "Erdoğan benim arkadaşım, kendisini çok severim. Onunla her seferinde işi çözüyorum. Davaları yıllarca sürecek kişileri serbest bıraktı. Aradım 'Biliyorsun, onları serbest bırakmalısın' dedim, o da serbest bıraktı." İfadeleri Trump tarafından sıkça kullanılan, üstten bakan bir anlatı.
Bu anlatı da DMM tarafından yalanlanmalıydı.
***
Trump’a, Özgür Özel’e gösterilen hassasiyetle yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Aynı refleksle, aynı ciddiyetle, aynı hukuki iştahla… Böyle bir durumda Trump aleyhine açılacak dosyaların sayısı bir yazıya sığmaz. Süreç, birkaç dilekçeyle sınırlı kalmaz. Etkileri de yalnızca hukuki başlıklarda kalmaz.
Böylece Özgür Özel’e otobüsün üzerinden “Trump’ın iddialarına sessiz kalanlar, bizim için mahkemelere koşuyorlar.” deme fırsatı da verilmemiş olur.
***
Trump’ın “yakışıksız ifadelerinin, akıl dışı ve mesnetsiz ithamlarının” hukuki süreci doğru yönetilirse, Amerikan ekonomisi bundan payını alır. Bizim, içinde bulunduğumuz ekonomik sıkışmışlık ise hiç değilse, bir miktar hafifler.
Trump da bundan sonra, iki kez düşünür, bir kez konuşur.