Alternatif Tarih: 7 Ekim İzmir'in Kurtuluşu
30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferle sonuçlanmış, düşmanın toparlanmasına fırsat vermemek için üç koldan Takip Harekâtı başlatılmıştı. Merkez kolunu oluşturan Nurettin Paşa komutasındaki 1. Ordu, Alaşehir ve Salihli'yi ardı ardına kurtarmış, batıya doğru yıldırım gibi ilerliyordu.
Ancak 5 Eylül'de, Salihli ile Turgutlu arasında, Gediz Ovası'nın daraldığı bölgede 1. Ordu'nun ilerleyişi durur.
7 Eylül, 10 Eylül, 15 Eylül… Bir ilerleme olmaz. Oysa İzmir 9 Eylül'de alınabilecekti.
Kriz kapıdadır. 1. Ordu'nun ilerleyememesi, güneyden ilerleyen Fahrettin Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu'yla irtibatın kopması ve süvarilerin piyade desteğinden yoksun kalması tehlikesini doğuracaktı. Harekâtın uzaması, İtilaf Devletlerinin, özellikle İngiltere'nin, bir ateşkes dikte etmesi ihtimalini artıracaktı. Belki de İzmir hiç alınamayacaktır.
İşte bizim alternatif tarih, tam bu aşamada başlar.
***
İzmir Yüksek Komiseri Aristidis Steryadis, adeta bir süper vali, bir nevi Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Şehirde bütün yetkiler ondadır.
Teşkilat-ı Mahsusa devreye girer.
Aristidis Steryadis’in bütün hayatı masaya yatırılır. Kimdir, nedir? Kirada mı oturuyor? Bankaya kredi borcu var mıdır? Londra Borsası’nda ve Süveyş Kanalı şirketinde hisseleri var mıdır? Varsa borsa işlemlerini kendi adına mı yoksa İzmirli Levanten iş adamları üzerinden mi yürütüyor? Çocuklarının okul taksitlerini ödeyebiliyor mu? Aile bireylerinin sağlık durumları nedir? Selanikli yağ tüccarı babasından devraldığı ticari sorunlar var mıdır?
Bunların hepsi didik didik edilir.
Geceleri kordondaki Levanten kulüplerinde yüksek meblağlı kumar oynadığı, büyük paralar kaybettiği, evli bir Levanten kadınıyla gizli ilişkisi olduğu, üvey çocuklarından birinin Avrupa’da mafya ile sorun yaşadığı Teşkilat-ı Mahsusa’nın elinde belgelidir.
Teşkilatın trolleri İzmir’de “Steryadis Ankara’ya transfer olacak” söylentilerini yayar. Dedikodular iyice yoğunlaşınca Steryadis, İngiliz gazetelerinin muhabirlerine bir demeç verir. İddiaları kesin bir dille yalanlayarak şöyle der:
"Böyle şeyler kesinlikle söz konusu değildir. Benim zaten Ankara Hükümetiyle kökten bir ideolojik uyumsuzluğum vardır. Öyle bir şey yaparsam, önce karım beni boşar, annem de beni evlatlıktan reddeder!"
Bu demecin üzerinden çok zaman geçmeden, 7 Ekim 1922’de, Ankara’da bugün müze olan 1. Meclis binasında yakasına rozet takılan Aristidis Steryadis Ankara Hükümetine transfer olur.
Bu, dosta düşmana “Bakın işte İzmir’i aldık!” diye duyurulur.
7 Ekim, İzmir'in Kurtuluş Günü ilan edilir.
***
Törenden sonra Steryadis salondan çıkarılır, perdeler çekilir, kapılar kilitlenir, kapalı oturuma geçilir. Steryadis'in Ankara Hükümeti'ne transferi bir grup mebus tarafından coşkuyla karşılanırken, diğer grup sert itirazlarda bulunur. Yaşlı bir mebus söz alarak şöyle der:
“Efendiler! Biz buraya neyi kutlamaya geldik? Bir kulübün renklerine bağlanan ecnebi bir memuru mu? Turgutlu önlerindeki siperlerde evlatlarımız kan kusuyor! Piyade tümenlerimiz ovada çakılmış kalmışken, biz Ankara’da bir Yunan valisinin yakasına rozet takıp ‘İzmir'i kurtardık’ masalı mı anlatacağız?”
Salondan onaylayan uğultular yükselir. Başka bir mebus ayağa kalkar, ellerini iki yana açarak haykırır:
"Sorarım size, yarın bu harbi çocuklarımıza, torunlarımıza hangi yüzle anlatacağız? Okul kitaplarına ne yazacağız? 'Ecdadınız İzmir kapılarına dayandı ama geçemedi, biz de gidip Belediye başkanını transfer ettik' mi diyeceğiz? Evlatlarımızın yüzüne bakarken hiç mi utanmayacağız, hiç mi sıkılmayacağız? Ayıptır, günahtır! Malazgirt’te böyle miydik? Kosova’da, Çaldıran’da, Mohaç’ta, Niğbolu’da böyle mi kazandık? Fatih, İstanbul surlarını rüşvetle mi yıktı? Kanuni, Belgrad’ı transferle mi fethetti? Tarih ne zamandan beri kılıçla değil, Teşkilat'ın arşivinden çıkan dosyalarla yazılır oldu?”
Bir başka mebus, “Bu, İzmir’in kurtuluşu değil, Yunan aklının Ankara’yı teslim almasıdır. Düpedüz Yunan işgalidir!” diye haykırır.
Sivas Vilayeti Tokat Sancağı Mebusu Zenginzade Özlem Paşa’nın dudaklarında hafif bir tebessüm belirir. “Yunan işgali” ifadesi aradığı fırsatı vermiştir. Oturduğu yerden söz alır:
"İzmir komiserinin veya belediye başkanının kendi kararıyla bunu yapıyor olmasına işgal diyemezsin! Yunan askerinin Ankara'yı işgal etmesine nasıl bir benzetme yaparsınız arkadaşlar, bunu nasıl normalleştirirsiniz? Bu sizi de rahatsız etsin! Bütün rahatsız olunması gereken işleri bize mi yüklüyorsunuz, niye siz kendi işlerinizden bir parça rahatsız olmuyorsunuz? Belki kılıçla alamadık ama neticede İzmir’i aldık!”
Üsküdar Musiki Cemiyeti mensubu İstanbul Mebusu Hacızade Yücel Arzen Efendi, Özlem Paşa'ya destek olur, İzmir Marşı'nı terennüm eder.
“…mmm mmm mmm mm mmm mm Ray ray rinna rinna rinna ray” diye icrasını tamamladıktan sonra gözlerini mebusların üzerinde gezdirir ve sükûnetle konuşur:
“Gediz’in dar boğazında tüfekler susmuş olabilir. Lakin İzmir’in dağlarında çiçeklerin açtığına inanmak, inandırabilmek... İşte en büyük fetihtir. Steryadis’in yakasındaki rozet, bu zaferin nişanesidir. Bırakın tarih kitapları ne yazarsa yazsın; bugün İzmir’in kurtulduğu gündür.”
Kapalı oturum sona erer. Meclis salonunun kapıları açılır.
Seneler sonra Cenevre'de, Milletler Cemiyeti toplantısında bir Yunan delegeyle karşılaşan Arzen Efendi, aynı musikiyi “…mmm mmm mmm mm mmm mm / Ray ray rinna rinna rinna ray” diye terennüm edecek ve İzmir'in kurtuluşuna milletlerarası bir boyut kazandıracaktır.
***
Cumhuriyet'in ilanından sonraki yıllarda, demiryolunun güneyinde gelişmeye başlayan Yenişehir'de (Kızılay), Steryadis'in tam 43 müstakil eve sahip olduğu söylentileri Ankara kahvehanelerinde dolaşmaya başladı.
Teşkilat-ı Mahsusa bu adamı getirirken sopa mı göstermişti, yoksa önüne Yenişehir'in rantını sererek havuç mu uzatmıştı? Belki de biraz sopa ve biraz da havuçtu. Bu hiçbir zaman bilinmedi.
***
İzmir böyle alınmıyor tabii. Böyle olsa çok saçma olurdu.