İstanbul
Kapalı
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,1750 %0.04
50,3330 %0.07
6.430,68 % 1,05
95.065,85 %3.279
Ara

ABD imparatorluğu nasıl çöküyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
ABD imparatorluğu nasıl çöküyor

Ray McGovern ABD Haberalma Örgütü’nün (CIA) eski bir analist-ajanı. McGovern CIA’da 1963’le 1990 arasında çalışmış. 1980’li yıllarda dönemin ABD başkanlarına günlük raporlar hazırlayan National Intelligence Estimates (Ulusal Haberalma Değerlendirmeleri) dairesini yönetmiş. John Kennedy’den Baba Bush’a kadar ABD’nin yedi başkanına danışmanlık yapmış. Emekliye ayrıldığında kendisine verilen liyakat madalyasını 2006’da CIA’nın sistematik işkence uyguladığına ilişkin suçlamalar üstüne  iade etmiş. İyi derecede Rusça konuşması ve Sovyetler Birliği uzmanı olmasıyla tanınıyor.

Ray McGovern emekliye ayrıldıktan sonra boş durmamış. Haberalma Aleminin Emeklileri Derneği’ni kurmuş. Sürekli makaleler yazıyor, video programları çekiyor. Ray McGovern’ın en son videolarından birisine rastladım. Başlığı Amerikan İmparatorluğu’nun çöküşü.

McGovern, Cumhuriyetçisi ya da Demokratı herhangi bir yönetim ayrımı yapmadan ABD’nin son yetmiş yılda dünyanın imparatorluğunu devam ettirdiğini, ancak yıllar içinde izlenen son derece yanlış siyasetler yüzünden kaçınılmaz olarak çöküşe geçtiğini söylüyor. Diyor ki:

“ABD olarak dünyaya hep ayar verdik, kaba güç kullandık. Tehditler ve yaptırımlarla müttefiklerimiz dahil herkesi yola getirmeye çalıştık. Üretime, ekonomik kalkınmaya değil finans sektörünün, silah sanayiinin gelişmesine ağırlık verdik. Yıllar içinde de üretim pazarlarını başta Çin ve Hindistan olmak üzere başka ülkelere kaptırdık. Kendimize hasım gördüğümüz Çin, Hindistan ve bazı başka ülkeler kendi ekonomik örgütlerini kurdular; ticaretlerinde doları bırakıp kendi paralarını kullanmaya başladılar. Bu da dolara büyük bir darbe vurdu.

“Yakın geçmişte Libya, Irak, Afganistan gibi ülkeleri, demokrasi götürmek bahanesiyle işgal ettik. Geride tam anlamıyla yıkımlar bırakarak geri çekildik. Milyonlarca insan öldü, trilyonlarca dolar para harcadık. Son olarak Suriye’de de aynı politikayı izledik. Venezuela’da benzerini yaptık. Şimdi İran’la uğraşıyoruz. Ama orası o kadar kolay lokma değil. ABD Yönetimleri yıllar boyunca dünyaya demokrasi dersi verirlerken kendilerine biat eden diktatörlerle çok iyi geçindiler. Hala da bu siyaseti sürdürüyorlar.

“Seksen ülkede 800 askeri üssümüz var. Milyarlarca doları hiç uğruna harcıyoruz. Zamanında Sovyetler Birliği de aynı politikaları izlemişti. O yüzden iki yıl gibi kısa bir zaman içinde dağıldı. ABD Sovyetler Birliği’nin yanlış politikalarını izleyerek doğru sonuca varmaya çalışıyor. Bu da imkansız tabii ki.”

McGovern İngiltere İmparatorluğu örneğini de şöyle veriyor:

“İngiltere çok uzun yıllar Uzak Asya’ya kadar her yerde sömürgeler kurdu. Ancak dünya koşullarının değişmesini iyi okuyamaması nedeniyle  bunları sonsuza kadar beslemesi ve ayakta tutması olanaksız hale gelmişti. İngiliz vizyonsuzluğu imparatorluğun dağılmasının yolunu açtı. “

McGovern’ın konuşmasındaki çarpıcı bir bölüm de şöyle:

“Yıllar içinde danışmanlar ve haberalma uzmanları kötü kişi olmamak amacıyla ABD başkanlarına sundukları raporlarda gerçekleri gizlediler; başkanların istekleri doğrultusunda, yanıltıcı bilgiler içeren  raporlar sundular.”

McGovern’ı dinlerken, siyasetçi-danışman ilişkisinin dünyanın pek çok ülkesinde ne kadar da birbirine benzediğini düşündüm. Daha da öte, halkı yoksulluk çekerken milyarlarca doları silahlanmaya harcayan devletlerin sonunda nasıl bir çöküş sürecine girdiğini... Buradan acaba şöyle bir ders çıkarabilir miyiz? İnsanına, halkına yatırım yapmadan elaleme ayar vererek mahallenin kabadayısı gibi ortada dolaşan yönetimlerin sonu hep hüsran mı olur?

KÜÇÜK ADAMLAR

Bunları yazarken önüme bir video düştü. Video, geçen hafta Renee Nicole Good isimli kadıncağızın ABD Göçmen Bürosu ICE ajanları tarafından vurulup öldürüldüğü Minnesota eyaletinin merkezi Minneapolis’te çekilmiş. Videoda Minneapolis’li  bazı kişiler kendilerine kabadayılık yapmak isteyen ICE elemanlarını kovalıyor. Adamlardan birisi, önünden süklüm püklüm geçen ICE ajanlarının arkasından şöyle bağırıyor:

“Yürüyün, defolun buradan. Yahu sizler ne de küçücük adamlarmışsınız! Hepiniz aynı tornadan çıkmış gibisiniz!” Baktım, gerçekten de iri yarı Amerikalılar’ın aksine ICE elemanları ufak tefek adamlar. Bunlar belli bir maksatla özenle mi seçilmişler ne? Her ne halse! Bu video kaçık Trump’ın Amerikan devlet mekanizmasını ne hale getirdiğinin küçük bir enstantanesiydi.

Şu iki notla yazımı bitireyim: Kaçık Trump, bir kaç gün önce New York Times gazetesinin yazıişleri ekibini Oval Ofis’e çağırmış; kendisine son aylardaki marifetleriyle ilgili sorulan sorulara şu cevabı vermiş:” Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durduracak tek şey vicdanımdır.” Dünya kaçık Trump’ın vicdanına kaldıysa yandık, bittik, kül olduk!

İkinci not: McGovern gördüğüm kadarıyla ABD’nin  devlet mekanizmasına ilişkin  pek doğru bir eleştiri yapmış; kendi adına günah çıkartmış. Yazık ki ne kadar yazık.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *